8 yılda 19 bin Türk ABD vatandaşı oldu

Uzun süredir ABD'de olmasına rağmen birçok Türk kökenli göçmen, Amerikan vatandaşı olmak yerine Yeşil Kart'ı (Green Card) sayesinde bu ülkede yaşamaya devam ediyor.

Birçok avantajı olmasına rağmen seçimlerde oy hakkı bulunmayan Yeşil Kart sahipleri, ihmalkarlık yüzünden Amerikan vatandaşı olmayı hep başka bir bahara erteliyor. Vatandaş olmanın Amerikan politik yaşamında etkin olmak anlamına geldiğini bilen birçok ülke, yurttaşlarına Amerikan vatandaşı olması konusunda destek veriyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, ABD’ye gerçekleştirdiği her ziyarette bu konuyu gündeme getirerek ABD’de yaşayan Türklere “vatandaş olun” tavsiyesinde bulunuyor.
Ülkedeki en büyük vatandaşlık ve göçmenlik bürosu New York Citizenship and Immigration Service (USCIS), tarihinde ilk defa geçtiğimiz hafta yabancı gazetecileri ağırladı. Türk medya kuruluşları arasından Cihan’ın da davet edildiği programda, 52 ülkeden 154 kişi yemin ederek Amerikan vatandaşı oldu.

2000 ile 2008 yılları arasında sadece 19 bin 226 Türk’ün Amerikan vatandaşı olduğunu söyleyen Vatandaşlık ve Göçmenlik Bürosu Bölge Direktörü Andrea J. Quarantillo, “Amerika göçmenlerle daha güçlü ve mutlu.” dedi. Quarantillo, vatandaşlık işlemlerinin artık çok kısa sürede halledildiğini belirterek, Türk kökenli Amerikalıları vatandaş olması konusunda cesaretlendirdi.

DİN GÖREVLİSİ OLARAK YEŞİL KART ALMAK İSTEYEN DOSYALARIN YÜZDE 32’SİNDE SAHTECİLİK VAR

Din görevlisi olarak ABD’ye gelen ve statülerini korumak isteyenlerin yüzde 32’sinin sahtecilik yaptığını anlatan Andrea J. Quarantillo, yapılan sahtecilikler yüzünden başvurularda bir dizi değişikliğe gittiklerini anlattı. Din görevlisi olarak Yeşil Kart almak isteyenleri çok dikkatli incelediklerini anlatan direktör, “USCIS görevlileri her başvuru sahibini yerinde ziyaret ediyor. Papaz ise kiliseye, haham ise sinagoga, imam ise camiye gidiyoruz. Çoğu zaman birçok sıra dışı durumla da karşılaşıyoruz. Kilise adresi diye verilen yerde McDonalds ya da güzellik merkezi karşımıza çıkıyor. Kimi zaman adres doğru olsa da orayı adres gösteren şahsı kimse tanımıyor. Eğer din görevlisi olarak başvuru yapacaksanız bu alanda eğitim almış olmanız şart. Birden bire ‘din görevlisi’ olacağım diyemezsiniz.” dedi.

KOMÜNİST PARTİ MENSUBU OLMAK AMERİKAN VATANDAŞI OLMAYA ENGEL DEĞİL

Vatandaşlık için yapılan görüşmelerde birçok kişinin saçma bulduğu sorulardan biri olan, komünist parti üyeliğinin vatandaş olmaya bir engel olmadığını anlatan Quarantillo, “Eğer böyle bir üyeliğiniz varsa sadece bilmek istiyoruz. Eğer bu soruya ‘evet’ cevabını veriyorsanız size ekstradan bir kaç soru daha sorulacaktır. Komünist Parti üyesi olan biri Amerikan vatandaşı olamaz diye bir kaide yok. Bulunduğunuz aşama ve üye olduğunuz sürede ne yaptığınız bu durumu etkileyecek faktörler arasında. Daha fazla detay veremem; ama geçmişte komünist partisi üyesi olup bugün ABD vatandaşı olan birçok kişi var.” şeklinde konuştu.

Vatandaşlık başvurusuyla alakalı her ayrıntı için çok detaylı araştırma yapmadıklarını kaydeden USCIS bölge direktörü, “Evraklar ile bize söyledikleriniz arasında bir tutarsızlık olursa detaylı inceleme yapıyoruz. Ulusal güvenliği tehdit edecek bir unsur varsa, ne tip organizasyonun üyesi olduğunuz inceleniyor. Interpol gibi bir organizasyon tarafından aranmıyorsanız her ülkeden bilgi de talep etmiyoruz.” diye ekledi.

52 ÜLKEDEN 154 KİŞİ AMERİKAN VATANDAŞI OLDU

Göçmenlik merkezinde her cuma yapılan yemin töreni tam anlamıyla sıra dışı bir manzara. Geçtiğimiz cuma günü gerçekleşen yemin töreninde 52 ülkeden 154 kişi yemin ederek ABD vatandaşı olmuş. Aralarında hiçbir Türk’ün olmadığı yemin töreninde ailece Amerikan vatandaşı olanlar da vardı.

Listenin en başında 21 kişi ile Dominik Cumhuriyeti vatandaşları yer alırken 7 Arnavut, 8 Jamaikalı, 8 Hindistanlı, 6 Pakistan ve Çinli yemin ederek Amerikan vatandaşı oldu. Yemin törenine çocuklarıyla gelenler gözle görülür oranda fazlaydı. Birçoğu bu ülkede doğan ve doğal olarak Amerika vatandaşı olan çocuklar, anne ve babalarının yemin ederek ABD vatandaşı olmalarına şahit oldu.

Resmi yetkilinin söylediklerini hep bir ağızdan sağ ellerini kaldırarak yemin eden yeni Amerikan vatandaşları, ellerindeki ABD bayraklarını sallayarak mutluluklarını aileleriyle paylaştı. Eşiyle birlikte yemin eden Kosovalı İsmet Şala, 10 yıldır Amerika’da olduğunu belirterek, “Amerika dünyanın en büyük ülkesi. Gerçekten çok mutluyum. İşlemlerim başvurduktan 3 ay sonra sonuçlandı. İki çocuğum var onlar zaten burada doğdular, doğal olarak Amerikan vatandaşılar. Tahminime göre Kosova vatandaşlığımı da elimde tutabiliyorum. Kosova’nın çok yeni bir anayasası var tekrardan kontrol etmem gerekiyor. Bu ülke gerçekten büyük bir ülke.” ifadelerini kullandı.

Yemin ederek ABD vatandaşı olan bir diğer kişi ise Bangladeş kökenli Uttom Şaha’ydı. 18 yıldır Amerika’da olduğunu söyleyen yeni Amerikalı, “Bu ülkeyi seviyorum. Bu ülkenin özgürlük anlayışını seviyorum. Karım sayesinde yeşil kartımı almıştım şimdi de vatandaş oldum. Bangladeş’te her şey daha zor.” diye konuştu.
Program Başkan Barack Obama’nın mesajının dinlenmesiyle ve bol bol hatıra fotoğrafının çekilmesiyle son buldu.

Göçmenlik bürosu, 11 Eylül saldırılarının ardından Yurtiçi Güvenlik Bakanlığı’na (Homeland Security) bağlanarak üç ayrı birim altında hizmet vermeye başlayan devasa bir merkez. Kaçakların yakalanması ve sınır dışı edilmesinden gümrüklere kadar birçok bölge USCIS’in sorumluluğunda.

Son bir kaç yıl içinde işlemleri elden geldiğince hızlı hale getirmek için büyük yatırımlar yaptıklarını anlatan bölge direktörü Andrea J. Quarantillo, en çok önem verdikleri konunun “doğru karar” vermek olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Son bir kaç yılda yapılan işlemlerin daha kısa sürede sonuca bağlanması için uğraşıyoruz. New York olarak en yoğun uğraştığımız iki konu var; vatandaşlık, Yeşil Kart başvuruları ve statü değişiklikleri. Vize statüsünü değiştirmek isteyen ya da süresini uzatmak isteyen 35 ile 50 bin arasında değişen dosyaya biz bakıyoruz. Her yıl Yeşil Kart ve vatandaşlık işlemleriyle alakalı da 80 ile 100 bin arasında dosyayla da biz ilgileniyoruz. Dosyanın büyüklüğü ya da küçüklüğünün hiçbir önemi yok. Beş ayda tüm dosyaları sonuca ulaştırarak vatandaşlara cevap veriyoruz. Bir diğer üzerinde durduğumuz konu ise şeffaflık. Verilen kararların nedeninin herkes tarafından anlaşılmasını istiyoruz. Bu yüzden dosyalarımızı; ne oldu, ne olacak şeklinde düzenliyoruz. Ne yaptığımızı, nasıl yaptığımızı ve niçin yaptığımızı herkese anlatıyoruz.”

Ülke genelindeki 26 göçmenlik ofisinden biri olan New York, ABD çapındaki gerçekleştirilen vatandaşlık ve göçmenlik işlemlerinin yüzde 10’uyla ilgileniyor.
İnsanların büyük bir çoğunluğunun USCIS’in neden Homeland Security’ye bağlı olduğunu anlayamadığını kaydeden direktör Quarantillo, “Tam olarak bağlı olmamız gereken yerdeyiz. Her yıl yüz binlerce dosya ile uğraşıyoruz, güvenlik soruşturmaları ve daha birçok işlem gerçekleştiryoruz. Homeland Security’ye bağlı olmamızdan daha doğal ne olabilir ki? Vize alırken bile küçük bir güvenlik kontrolü yapılıyor, tabi ki Yeşil Kart alırken ya da vatandaş olurken daha geniş bir soruşturmanın yapılması normal. Bu durum kesinlikle ulusal güvenlikle alakalı. Ulusal bazda uygulanan üç kademeli bir güvenlik soruşturması yapıyoruz; parmak izi, sabıka kaydı ve federal ya da lokal güvenlik güçlerinin dosya sahibi hakkında herhangi bir takibinin olup olmadığına bakıyoruz.” dedi.

Daha önceleri FBI ile birlikte yapılan güvenlik soruşturmalarının 4-5 yıl sürerken, işlemlerin şuan 30 gün içinde sonlandırıldığını kaydeden USCIS direktörü, bu konuda yüzde 98’lik bir başarı yüzdelerinin olduğunu anlattı. Geriye kalan yüzde 2 oranındaki soruşturmaların ise 90 gün içinde sonuca bağlandığını kaydetti. Sahtecilikle mücadele etmek için de küçük ve etkili bir grup kurduklarını anlatan direktör Quarantillo, en üst seviyede eğitimli personelden oluşan bu grubun, silah taşıma ya da tutuklama gibi yetkisinin olmadığını fakat şüpheli görülen dosyaları takip ederek güvenlik güçleriyle gayet yakın çalıştığını ifade etti.