AİHM’in haklı bulduğu köylüler: Paradan çok faillerin yargılanmasını istiyoruz

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Şırnak'ta 26 Mart 1994 tarihinde savaş uçaklarının iki köyü bombalayarak 38 kişinin ölümüne neden olduğu gerekçesiyle Türkiye'yi 2 milyon 305 bin Euro tazminat ödemeye mahkum etti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Şırnak’ta 26 Mart 1994 tarihinde savaş uçaklarının iki köyü bombalayarak 38 kişinin ölümüne neden olduğu gerekçesiyle Türkiye’yi 2 milyon 305 bin Euro tazminat ödemeye mahkum etti. Cezayı değerlendiren olayın mağdurları “Paradan çok faillerin yargılanmasını istiyoruz.” dediler.

AİHM tarafından karara bağlanan davada 1994 yılı Mart ayında, Şırnak’ın Kuşkonar ve Koçağılı köylerinin uçaklarla bombalandığı, olayda davacı Benzer’in, 30’dan fazla yakın akrabasının hayatını kaybettiği, bazılarının yaralandığı, malları ve hayvanlarının imha edildiği iddiası görüşüldü. Türk hükümeti ise köyün Nevruz’u kutlamaya karşı çıktıkları için terör örgütü PKK tarafından bombalandığını ileri sürdü. İddia makamı, bombardımandan az önce uçak sesleri duyduklarını ve o sırada köylerinde ‘PKK üyelerinin’ bulunmadığını belirtti. Dava sonucunda AİHM, Türkiye’yi, mahkemeye başvuruda bulunan 38 kişiye toplam 2 milyon 305 bin euro tazminat ve 5 bin 700 euro mahkeme masrafı ödemeye mahkum etti.

Açıklanan kararı değerlendiren mağdur köylüler, tazminattan ziyade bir daha bu tür olayların yaşanmaması için faillerin açığa çıkarılıp yargılanması gerektiğini dile getirdiler. Köylülerden Hamit Kaçar, olayın sabah saat 09.00 sularında olduğunu anlatarak, “Helikopter geldi. İşaret attı. İşaretten sonra bir-iki uçak Güneşdağ tarafından geldi. Köylere bomba attılar. Ortalık duman oldu. Dumandan sonra bir helikopter geldi. Uçaksavar ile tüm evleri taradılar. Bizden 6, köyden 14 kişi gitti.” iddiasında bulundu.

Olayda annesini ve kız kardeşini kaybeden İbrahim Kıraç da olayın 26 Mart 1994 tarihinde meydana geldiğini ifade ederek, “Köyden toplam 14 kişi hayatını kaybetti. Yaralılar da vardı. Ben de evin bahçesinde oturuyordum. Birkaç kişi ile helikopteri seyrediyorduk. Helikopter geldi. Bir duman izi bıraktı. Ardından savaş uçakları geldi. İlk attığı bomba da, amcalarımın evine isabet etti. Biz kaçtık, kaçabilenler kaçtı. Diğerleri çoluk çocuk, kadınlar köyde kaldılar. Bizim isteğimiz para değildi. Zaten para olduğunu bilseydik dava açmazdık. Biz bu olayın faillerinin yakalanması için başvurduk.” diye konuştu.

Emine Kaçar da olayda bir çok akrabasını kaybettiğini söyleyerek şunları söyledi: “Ben o olayda annemi, kardeşimi, yeğenimi, amcakızımı, amcaoğlumu, dedemi, hepsini o olayda kaybettim. Olay zamanında ben köydeydim uçaklar geldi ve onlara bomba attılar. Eşim sanki buradan oraya atıldı, adaletin yerini bulması güzel olmuş.”

Bir başka tanık Ahmet Bengi ise olay esnasında köyde çay içtiğini, uçakların köye doğru geldiğini gördüğünü belirtip olayı şöyle anlattı: “İki uçakğın yönü köye dönüktü. Eşim hastaydı, annem ihtiyardı, komşumuzun çocukları bize gelmişti onlarda bizim evdeydi. İlk önce Hamit Karaç’ın evine bomba attılar. Diğerini de buraya attılar. Olay bitikten sonra koşarak buraya geldim baktım köylülerin çoğu camiye girmişler. Diğerleri de aşağıya doğru kaçtılar. Buradan sesler geliyordu, elle kazıdım ve bazı cesetleri gördüm. Komşumuzun kızı da annemin kucağında ölmüştü. Eşim altında kalmıştı, kızım ölmüştü, kardeşimin kızı da öldü, bizim aileden 5 kişi öldü. Bizim derdimiz bunu yapanların ismi çıksın ve ceza verilsin, derdim para değil, para bana dert değil kızımın tırnağını bütün dünyaya vermezdim. Para istemiyorum, bizim derdimiz bu olayı yapanları cezalandırılması.”