Arınç’tan iade açıklaması: Bilgi ve belgelerin ulaştırılması gerekli

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ABD'de yaşayan Fethullah Gülen Hocaefendi'nin sınırdışı edilmesi için ABD'den talepte bulunacağı yönündeki haberler konusunda "Sayın Cumhurbaşkanı'nın deporta edilmesi konusunda taleplerinin bir siyasi talep olarak ABD tarafından nasıl karşılanacağını doğrusu benim bilmem mümkün değil.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD’de yaşayan Fethullah Gülen Hocaefendi’nin sınırdışı edilmesi için ABD’den talepte bulunacağı yönündeki haberler konusunda “Sayın Cumhurbaşkanı’nın deporta edilmesi konusunda taleplerinin bir siyasi talep olarak ABD tarafından nasıl karşılanacağını doğrusu benim bilmem mümkün değil.” dedi. Arınç, “Türkiye’deki bu yapılanma ilgili olarak ABD’deki o zatın Türkiye’ye iadesi veya o ülkeden sınırdışı edilmesi istenecekse ABD ilk defa soracağı şey ve isteyeceği konu, bu konudaki bilgi ve belgelerin kendisine ulaştırılmasıdır. Biz bunun gerekli ve doğru olduğuna da hem şahsen hem hükümetimiz olarak inanıyoruz.” diye ekledi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu başkanlığında Başbakanlık Merkez Bina’da saat 12.10’da başlayan Bakanlar Kurulu toplantısı saat 17.00’de sona erdi. En önemli gündem maddesi olarak Şişli’de meydana gelen ve 10 kişinin hayatını kaybettiği kazanın görüşüldüğü toplantının ardından Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç bir basın toplantısı düzenledi.

    Ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Arınç’a, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından NATO Zirvesi’ne giderken gazetecilere yaptığı açıklamalarda gündeme getirdiği, Fethullah Gülen’in iadesi veya sınırdışı edilmesine ilişkin “Fethullah Gülen’in iadesi konusunda ne aşamaya gelindi? Hükümet bir çalışma yapıyor mu?” şeklinde bir soru yöneltildi. Bülent Arınç, ilk olarak “Başkan Obama ile Cumhurbaşkanımızın hem özel olarak başbaşa yaptıkları hem heyetlerarası görüşmelerde neler konuşulduğu hakkında birebir bilgimiz yok. Sayın Cumhurbaşkanımız hem toplantıdan sonra hem de gazetecilerle yaptığı görüşmelerde bazı konularda ipuçları verdi. Cumhurbaşkanımızın ziyareti sonrası Başbakanımız belki kendisi ile belki bir görüşme yapmıştır veya yapacaktır. Bu konuda hükümetimizin de Cumhurbaşkanımızın da sözleri bu konudaki düşünceleri herkesin malumudur. Ancak TBMM’de hükümet adına müzakereler sırasında bir cümle üzerinde fazlasıyla durmaya çalıştım. Biz bütün mücadelemizi yasadışı yapılan yollarla ilgili yapacağımız bütün mücadeleleri hukuk çerçevesi içinde yapacağız. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Bunun dışında kimse bizden bir şey beklemesin. Başka ülkelerin de beklediğini zannetmiyorum.” dedi.

    ABD’nin kişi hak ve özgürlüklerine değer veren, ifade özgürlüğü konusunda en iyi kurallara sahip bunu fiilen uygulayan bir ülke olduğunu anımsatan Bülent Arınç, “11 Eylül’den sonra da ABD’de bir sendrom yaşanmış ve hukukun dışına çıkılarak bazı mücadele yöntemleri de benimsenmiş olabilir. Ama genel çerçeve hukuk devleti hukukun üstünlüğüne sahip olmak bizim için hiçbir zaman vazgeçilemeyecek unsurlardır. Dolayısıyla Türkiye’deki bu yapılanma ilgili olarak, ABD’deki o zatın Türkiye’ye iadesi istenecekse veya o ülkeden sınırdışı edilmesi istenecekse ABD ilk defa soracağı şey ve isteyeceği konu, bu konudaki bilgi ve belgelerin kendisine ulaştırılmasıdır. Biz bunun gerekli ve doğru olduğuna da hem şahsen hem hükümetimiz olarak inanıyoruz. Dolayısıyla sayın Cumhurbaşkanımızın bir diğer ifadesi geçiyor; MİT ve ABD istihbaratı bu konuda çalışma yapabilirler. Elde varsa bilgi ve belgeler şüphesiz hükümetler kanalıyla da başka kanallarla da ABD ile müşterek bir çalışma şeklinde dönüştürülebilir. Yoksa birilerinin zannettiği gibi, ‘onu oradan al bana ver’ şeklindeki bir talebin dünyada karşılanma imkanı kalmamıştır.” ifadelerini kullandı.

    Arınç, sınırdışı konusunda ise şöyle konuştu: “Belki bazı siyasi sebepler, Türkiye’nin güvenliğini tehdit ettiği düşünülen ama hakkında herhangi bir suçlama herhangi bir iddianame herhangi bir yargı kararı bulunmadığı da varsayılan bir insan hakkında o ülkenin tavrının ne olacağını benim bilmem mümkün değil. Adli yardımlaşma 2 ülke arasında olabilir. Bazen suçluların iadesi anlaşması da olabilir ama bunların hepsi hukuki bakımdan bir dava açılmasını o davanın hükümle sonuçlanmasını ve kesinleşmesini gerektirir. Bunun dışında Sayın Cumhurbaşkanı’nın deporta edilmesi konusunda taleplerinin bir siyasi talep olarak ABD tarafından nasıl karşılanacağını doğrusu benim bilmem mümkün değil.” CİHAN