“Ayaklarımızda hiç bir engel kalmasın”

Kürşat Tüzmen ''Ayaklarımızda hiç bir engel kalmasın. Koşalım, prangaları kıralım'' dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşat Tüzmen ”Biz diyoruz ki dış dünyadaki başarılarımızın yanına iç huzurumuzu da koyalım da ayaklarımızda hiç bir engel kalmasın. Koşalım, prangaları kıralım” dedi.

Tüzmen partisince, DSİ Konferans Salonunda düzenlenen ”Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” konulu konferansta, hükümet olarak yaptıkları çalışmalar sonunda ”Milli birlik ve beraberlik projesini” başlattıklarını belirtti.

Türkiye’de terör sorunuyla hiç bir kimsenin AK Parti kadar kararlılık ve cesaretle uğraşmadığını anlatan Tüzmen şunları söyledi:

”Sayın Başbakanımız ve biz oturduk çalıştık ve Milli Birlik ve Beraberlik Projesini başlattık. Ama Habur’da bir kaza yaptık, bu açık bunu kabul etmemiz lazım. Beklenenin ötesinde, istismar ve tahrik. Zaten, bu işin bu şekilde düzelmesi birilerinin işine gelmiyor tabi. Türkiye’de 300 milyar dolarlık bir kaynak ekonomiye aktarılacak. Esas olan bu. Biz diyoruz ki dış dünyadaki başarılarımızın yanına iç huzurumuzu da koyalım da ayaklarımızda hiç bir engel kalmasın. Koşalım, prangaları kıralım.

Biz bunları konuşacağız, bizim için güvenlik her şeyden önemli. Sınır Türk Milleti’nin çizeceği sınır kadar. Bu kadar yatırım yapacağımız işleri yapmak için oralardaki sıkıntıları bir yere bırakılması gerek. Terör sorunuyla AK Parti kadar kimse kararlılıkla, cesaretle uğraşmadı. Ağrı’da da çiçek var, Erciyes’te de çiçek var ama renkleri farklı… Ama hepsi bir güzellik. Ayrı gayrimiz yok. Bu terör belasından kurtulmamız lazım. Bizim bayrağımız ne bayrağı, Türk Bayrağı. Bu bayrağın altında yaşayanlara da Türk Milleti denir. Bunun içinde Kürt kökenli olabilir, Çerkez kökenli olabilir, ama Türk Milleti’nin ferdisin. Bu kimseyi rahatsız etmemeli. Tabi ki özgün değerlerini kullanabilirsin. Tek bayrak, tek millet, tek vatan… Bunda hiç tereddütümüz yok.”

-KOMŞULARLA TİCARET-

İktidara geldiklerinde Türkiye’nin komşularıyla olan ticareti geliştirmek için büyük yoğun çaba sarf ettiklerini anlatan Tüzmen, şöyle devam etti:

”Türkiye’nin ticaretindeki değişim, dönüşüm komşu ülkelerdeki ticaret hacmini arttırmakla başladı. İktidara geldiğimizde bu memlekette gitmediğimiz şehir kalmadı. Gitmediğimiz ülke kalmadı. Hatırlayın Yunanistan ile ticaretimiz 2002 yılında 250 milyon dolardı. Bugün ne kadar peki? 4 milyar dolara yaklaştı. Bulgaristan ile olan ticaretimizde 350 milyon dolardan 5 milyar dolara çıktı. Türkiye’nin küresel krizden fazla etkilenmemesinin de nedeni komşulara yaptığı ihracat artışı sayesinde olmuştur. Suriye ve Irak’a yüzde 50 oranında Mısır’a yüzde yüz 72 oranında ihracat artışlarını gerçekleştirmiştir.”

Tüzmen, Türkiye’nin içeride ve dışarda sözü dinlenen, dimdik duran bir ülke haline geldiğini belirtti.

-”AB SÜRECİ BİR AŞK HİKAYESİ OLDU”

Tüzmen, Türkiye’nin Avrupa Birliğine girme sürecini bir evlilik hikayesine benzetti.

1958 yılından bu yana Avrupa Birliği’nin potansiyel üye adayı olduğunu ifade eden Tüzmen, şunları söyledi:

”Ben doğduğumdan beri biz Avrupa Birliği’nin potansiyel üyesiydik. Ben 52 yaşına geldim. Hala daha Avrupa Birliği’nin potansiyel üyesiyiz. Portekiz’i aldınız. İspanya’yı aldınız. Bulgaristan’ı aldınız. Bu sanki bir aşk hikayesi, evlilik hikayesi. Biz kendimize güveniyoruz. Türkiye olarak yakışıklıyız, güçlüyüz, kuvvetliyiz. Niyetlendik, yani bu evlilik için yola çıktık. Aradan seneler geçti gelin adayı biraz yaşlandı. Biz söz verdik mi yapan adamlarız. Bu işin adını koyalım dedik. 2003’de nişanlandık ama hale evlenemedik.”

-”TÜRKİYE’YE KİMSE ZORLA BİR ŞEY KABUL ETTİREMEZ”

Tüzmen, ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde Ermeni iddialarına ilişkin tasarının kabul edilmesiyle ilgili Türkiye’ye kimsenin zorla bir şey kabul ettiremeyeceğini belitti.

Tarihsel olayların tarihçilere bırakılması gerektiğini ifade eden Tüzmen, şunları kaydetti:

”Tarihimizi iyi hatırlamamız lazım. Türk milletinin tarih boyunca başını öne eğdirecek bir hadisesi olmamıştır. Bir kere tarih tarihçilere bırakılmalıdır. Gelecek de siyasetçilere. Geçmişle tarihçiler uğraşmalıdır. Biz demiyoruz ki tarihimizde savaşmadık diye, biz savaştık. Biz çarpıştık, biz öldük, biz öldürdük. Ama bu tarih içerisinde asla soykırım olarak anlandırılamaz. ABD Temsilciler Meclisinde Dış İlişkiler Komisyonu Başkanını hepiniz izlediniz. Oylama süresini de uzattı, uzattı sonucu hepimiz gördük. Orada maalesef iç politika uzatmalarda dış politikaya golü attı. Başkan da getirdi getirdi bir oy fazla çıkınca hemen oylamayı bitirdi. Herkesin gözü önünde cereyan eden haksız bir mücadele izledik. Ama biz burada elimiz kuvvetli çıktık. Oylamada gördünüz ilk defa oylamada bu kadar az fark çıktı. Bize kimse zorla bir şey kabul ettiremez biliyorsunuz. Tarihimiz boyuncada böyle bir şey olmamıştır. O yüzden o konuda rahat olun.”