Bakan Çelik: İşte kuşatmanın kanıtı

Çelik, ''(İdarenin yerinde yargı olarak ben varım, idarenin yapması gereken faaliyetleri ben yaparım) anlayışının, 'kimin kimi kuşattığını' ortaya koyması açısından çok önemli olduğu düşüncesi ve inancındayım'' dedi.

Memur-Sen tarafından düzenlenen ”Perşembe Söyleşileri”ne katılan Devlet Bakanı Faruk Çelik, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu ve bakanlığının yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Türkiye’de yoğun ve sıcak bir gündemin yaşandığını ve son dakika haberlerinin yoğunluk kazandığını belirten Çelik, vatandaşların son dakika haberlerinden yorulduğunu söyledi. ”Demokratik, gelişmiş ve kalkınmış bir ülkede veya birinci lig ülkesinde olmaması gereken haberleri izlemekten vatandaşlara gına geldiğini biliyoruz” diyen Çelik, ”son dönemlerde hukuk sahasında meydana gelen ihtilaf ve tartışmaların önemli olduğunu, bunun dış kamuoyunun da dikkatini çektiğini” ifade etti. Yurt dışında yaptığı ziyaretler sırasında görüştüğü kişilerin kendisine ”Türkiye’de ne oluyor, ne olacak?” şeklinde sorular yönelttiğini belirten Bakan Çelik, şunları kaydetti:

”Türkiye’de güzel şeyler olacak, güzel şeyler oluyor aslında. Türkiye şeffaflaşıyor, Türkiye netleşiyor, Türkiye normalleşiyor ve inanıyorum ki önümüzdeki süreçte hızlı bir şekilde tartışılan konular gündemimizden kalkacak ve konuşulması gereken konular Türkiye’de konuşulmaya başlanacak. Türkiye’nin kalkınmasına ve gelişmesine endekslenen, enerjisini buraya harcayan bir Türkiye, birikimine birikim katan bir Türkiye noktasına doğru hızlı bir geçiş gerçekleştireceğiz. Bundan hiç şüphemiz ve tereddütümüz yok.

Zorlukların bilinciyle siyasette bulunduk. Önemli zorluklar aşıldı. Önümüzde demokrasi ve demokrasi kültürümüz açısından sıkıntı oluşturan konuları da aşacağımıza inanıyoruz. Bu konuda atılması gereken adımları, çatışmalara fırsat vermeden, herkesin gerçeği görebilmesi için gerekli gayreti göstererek belli bir düzeye Türkiye’yi taşıyacağımız inancı içerisindeyiz.”

-”HERKES KENDİ SINIRLARI İÇERİSİNE ÇEKİLMELİ VE KALMALI”-

Türkiye’de bazı gariplikler olduğunu, özellikle üst düzey yargıda ve yüksek mahkemelerde yaşanan hadiselerin ”son dönemlerde Türkiye’de ne oluyor?” sorularını sordurduğunu ifade eden Bakan Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Bence kırılma noktası 367 ile oldu Türkiye’de. 367 kararı, yani 367 nedir? ‘Meclisteki milletvekili sayısı 367’yi bulmadan cumhurbaşkanlığı seçimi yapamazsınız’ diyor. Yani toplantı yeter sayısı 367 olacak ki cumhurbaşkanlığı seçimine geçebilesiniz. Anayasa’da var mı? Yok. Yasada var mı? Yok. Nerede var? Bir yerde yok ama ‘bu olacak’ diye yüksek mahkeme ve Anayasa Mahkemesi karar verince… Peki bu, millet adına bir karar mıdır? Millet adına bir karar ise 22 Temmuzda seçime gitsin. Millet dedi ki ‘yüzde 47’. Hiç beklemediğimiz bir oyu millet verdi. Yüzde 34’ten başlayan bir siyasi hareket yüzde 47’lerde oy alıyor. Demek ki millet adına bir karar değil. Milletin çok ciddi bir tepkisi oldu. Oysa yargı Anayasa’daki hükmü gereği millet adına karar verecekti. Şimdi, bu kırılma noktası ile kalınsaydı iyi. Çünkü arkasından seçim geldi. Milli irade tecelli etti. O halde herkesin kendi sınırları içerisine çekilmesi kendi sınırları içerisinde kalması gerekirdi. Fakat daha sonra özellikle özelleştirmelerle ilgili olan kararlar ve katsayı ile ilgili alınan, yönetime göre değişen kararlar ve son olarak da bir şehir içindeki ulaşımın fiyatını belirlemek konusunda ‘sen 2003 yılı fiyatıyla insanları taşılacaksın bir semtten bir semte’ gibi kararlar doğrusu çok ciddi sorunları da beraberinde getiriyor. Hangi sorunu beraberinde getiriyor? ‘İdarenin yerinde idare değil, idarenin yerinde yargı olarak ben varım. İdarenin yapması gereken faaliyetleri ben yaparım’ anlayışının ‘kimin kimi kuşattığını’ ortaya koyması açısından çok önemli olduğu düşüncesi ve inancındayım. Yani ezbere, birileri bunları kuşatıyor. Yasama, yürütme şöyle şöyle yapıyor demek ayrı bir şeydir, bunları delillendirmek ve örnekleriyle ortaya koymak ayrı bir şeydir. Kim kimi kuşatıyor kim kimin alanını daraltıyor çok net bir şekilde görmek mümkün diye düşünüyorum.

AK Parti iktidarı tarafından ve siyasi irade açısından bu bakış açılarının sağlıklı ve doğru olmadığı inancındayım. Hiç kimse ile çatışmadan, çatışma ortamını oluşturmadan diyoruz ki ‘herkes kendi alanına çekilsin’. Yasamanın, yürütmenin, yargının farklı erkler olarak bir sac ayağı gibi vazgeçilmez bu üç gücün kendi alanında ülkeye, millete hizmet konusunda büyük bir gayret, çaba ve yarış içerisinde olması gerekirken, bu üçlünün sanki birbirinin rakibiymiş gibi birbirinin alanında bulunmaları… İşte o zaman sistemin açmazları ve sıkıntılarını beraberinde getiriyor. Ben bunların da bir ümitsizlik yaratmaması düşüncesindeyim.”

-”ENTRİKA İÇİNDE OLANLARI SİSTEM TASFİYE EDECEK”-

Bakan Çelik, uzun yıllar boyunca gördüğü şeyin hep çatışma olduğunu belirterek, ”Gençliğimizde sağ-sol vardı, arkasından terör olayları başladı. Bir şey bitince bir başka şey başlıyor. Bu çatışmacı anlayışın ortadan kalkması gerekiyor” dedi. Çatışmadan çok farklı unsur ve siyasi yapıların beslendiğini belirten Çelik, çatışma anlayışı bittiğinde gerçek hizmet ekipleri ile projesi olanların ortada olacağını, hizmet etme değil, varlığını sürdürmeye dönük çabaları olanların ise ortadan kalkacağını söyledi.

Salı günü yapılan grup toplantılarını artık vatandaşın izlemediğini öne süren Bakan Çelik konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Yalnız çatışma, yalnız kavga, atışmadan ibaret bir siyaset… Bir kere deyin ki ‘iktidar olarak şu projelerin mahsurları şu şekilde ortaya çıkmıştır. Bunun doğrusu şudur. Ey millet bu doğruyu sizinle paylaşıyorum. Bu yanlıştan iktidar vazgeçin’ diye söyleyin. O günkü aktüel konu ne? O aktüel konu çerçevesindeki dedikodudan ibaret konuşmalardan milletimize gına geldi. İnanıyoruz ki ana sorun muhalefet sorunudur. Türkiye’de nitelikli bir muhalefetin olmayışı bir anlamda bizim için bir artı oluştururken bir anlamda da eksi oluşturduğunu ifade ederim. Nedir eksi iktidar için; muhalefet iktidarı daha doğruları araştırmaya, çok çalışmaya sevk edecek bir yapıda olur ise yani üretken bir yapıda olur ise iktidar mevcutla yetinmez. Ama muhalefet zayıf düşünce iktidarda rehavet söz konusu olabilir. İktidar der ki ‘nasıl olsa ikisini toplasanız birinci parti etmiyor. Ama her an iktidara aday bir muhalefet iktidar için iyi bir kamçıdır. Dolayısıyla vatandaşımızın kazanımı açısından son derece isabetli ve yerinde bir tablodur.”

-BAKANLIĞIN FAALİYETLERİ-

Türkiye’nin 8 yılda birçok reformu gerçekleştirdiğini belirten Çelik, Türkiye’nin kronikleşen sorunlarını çözmek için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. Bakanlık olarak yaptıkları çalışmalar hakkında da söyleşiye katılanlara bilgi veren Bakan Çelik, Alevi vatandaşların sorunlarını çözmek için ”Alevi açılımı” yaptıklarını, düzenledikleri çalıştaylar sonucunda ilk kez Alevilerin devletle ve kendi içlerinde bir araya geldiğini kaydetti. Yapılan çalışmalarla devlet hafızasının yenilendiğini ve Alevi vatandaşların sorun ve taleplerinin yer aldığı 7 ciltlik bir çalışmanın ortaya konulduğunu ifade eden Bakan Çelik, çalıştaylarda çıkan çözüm noktaları konusunda çalışmalara başladıklarını anlattı.

Roman vatandaşların sorununu da çözmek için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı bir toplantı düzenleyeceklerini söyleyen Bakan Çelik, iskan kanunundaki ayrımcılığı ortadan kaldıracaklarını ve Roman kadınların eğitimi ile ilgili çalışma yapacaklarını söyledi.

Diyanet İşleri Başkanlığının, teşkilat yasasına kavuşması için yasal düzenlemeyi bitirdiklerini ve bu hafta yasa tasarısını TBMM’ye göndereceklerini belirten Bakan Çelik, Meclis tatile girmeden yasayı çıkartacaklarını kaydetti.

-”YURT DIŞI TÜRKLER VE AKRABA TOPLULUKLARI BAŞKANLIĞI”-

Yurt dışında yaşayan çok sayıda Türk bulunduğunu söyleyen Bakan Çelik, yurt dışında yaşayan Türklerin sorunlarını çözmek için kurulacak kurumun adının bugün ”Yurt Dışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı” olarak belirlendiğini kaydetti. 150 kişilik kurumun merkezinin Ankara’da bulunacağını belirten Bakan Çelik, söz konusu kurumda 1 başkan 3 başkan yardımcısı ile 6 daire başkanı ve ona bağlı ülke masalarının bulunacağını söyledi. Çelik, masalarda çalışacak uzmanların, sorumlu oldukları ülkede yaşayan Türkler ile ilgili her şeyi bileceğini söyledi.

Kurulacak başkanlık ile Türkiye’nin dış politika da daha aktif hale geleceğini ifade eden Bakan Çelik, Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) aracılığıyla yurt dışına yapılan yatırımların da devam ettiğini belirtti. Türkiye’nin kalkınma yatırımlarına 700 milyon dolarlık kaynak ayırdığını söyleyen Bakan Çelik, bunun 150 milyon dolarının TİKA tarafından kullanıldığını, Orta Doğu’da, Balkanlar ve Afrika’daki 30 ülkede yatırımların yapıldığını kaydetti.