Bakan Müezzinoğlu eşi ile birlikte Gümülcine’deki eski günleri yad etti

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Yunanistan'ın Gümülcine şehrine giden Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve eşi, doğdukları Kozlukebir köyüne giderek eski günleri yad etti.

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Yunanistan’ın Gümülcine şehrine giden Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve eşi, doğdukları Kozlukebir köyüne giderek eski günleri yad etti.

Müezzinoğlu, yanındakilere eşi ile gizlice görüştüğü pencereyi ve bisikletten ilk düştüğü yeri gülümseyerek gösterdi. Müezzinoğlu, baba ocağında kayınpeder ve kaynanasının elini öptükten sonra köy kahvesine giderek çocukluk arkadaşları ve köylülerle sohbet etti.

Bakan Müezzinoğlu, eşi Faize Müezzinoğlu ile birlikte ilk önce köyde oturan kayınvalidesi Halide Müminoğlu ile kayınpederi Hasan Müminoğlu’nu evinde ziyaret etti. Köydeki evlerinin protokol misafirlerine alışık olduğunu söyleyen Müeezinoğlu, “Hemen hemen tüm bakanlarımız misafirimiz oldu. Sayın Başbakanımız 2004’teki Atina ziyaretinden sonra Batı Trakya ziyaretinde de bulundu. O zaman programda böyle bir ziyareti yoktu, ama kendisinin bazı taktikleri vardır. Bir taktikle, programı delerek buraya geldik”
Burada eşi ile birlikte eski günlerini yad eden Müezzinoğlu, ailesinin evinin, eşinin evine 3 hane mesafede olduğunu söyledi.

KAYNANAM DUYMASIN
Eşi ile aynı mahallede büyüdüklerini kaydeden Müezzinoğlu, “Evlerimiz çok yakındı. Bazen, hanıma takılırım ben buradan geçerken ‘sen benim önümü kestin’ diye. Evlerinin önündeki yol, merkeze giden bir yol. Bu, yolu gören pencereden beni görür, el sallardı. Ben bisikletle gelirdim, orada bir ağaç vardı. Duymasın anam, çünkü o zamanlar bu tür şeyler ayıptı. Hava kararıncaya yakın, ezan okununcaya kadar sokak başı sohbeti olurdu.”

Müezzinoğlu, 1974 yılında Kıbrıs çıkartması olduğu gün eşini istemeye gittiklerini anlatarak, ” Kıbrıs çıkartması olduğu zaman bizim aile istemeye gitti. Ama, çıkartma olunca hava kararınca sokağa çıkma yasağı oldu. Akşam ezanından önce dünür olarak gidildi. Bizde bir kızı üç defa istemek adettir, gidilir gelinir. Ama durum karıştı diyerek ilk istemede verdiler” diye konuştu.
Türkiye’nin Kıbrıs çıkartmasının, kendileri için de bir “umut” olarak algılandığını dile getiren Müezzinoğlu, “Türk Ordusu, buradan da girecek diye düşündük. Bizim için çok büyük bir umuttu. Köyümüzün etrafı tanklarla sarıldı ve gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi.”

TÜRKİYE’YE KAÇAK GİRİŞ
Köyüne yaklaşık 14 yıl boyunca gidemediğini anlatan Faize Müezzinoğlu ise, “Buraya gelemedim, annemler geliyordu. O zaman telefonlar da yoktu. Haberleşme imkanımız gelen köylüler olunca gidip onları görüyorduk. Sıkıntılar oldu, olmadı değil. Sorunları paylaşarak aştık.”

Eşiyle öğrenciyken evlendiklerini, küçük kızının Türkiye’ye kaçak gittiği dönemde henüz bebek olduğunu anlatan Müezzinoğlu, ” Yabancı uyruklu olarak Türkiye’de ihtisas yaparken, maaş verilmiyordu. Mecburen dışarıda kaçak çalışıyorduk. Şimdi, 500 lira veriyoruz. Yeni kanunla bir asgari ücreti geçireceğiz inşallah” diye konuştu.

Gece gündüz ailesini geçindirmek için çalıştığına dikkat çeken Müezzinoğlu, “Hafta sonları geceleri dışarıda nöbet tutuyordum. Çalıştığım hastanenin nöbetleri çok yoğundu. Gece nöbetlerimde ailemi geçindirmek için çalışıyordum”
Unutmadığı bir anısını da anlatan Müezzinoğlu, bir cumartesi günü sabah saat 00. 07’de evden çıktığını, ancak Salı günü akşam dönebildiğini belirtti. Müezzinoğlu, bu çalışma temposu içerisinde çocuklarına çok vakit ayıramadığını kayd etti. Bakan Müezzinoğlu, “Eşim öyle bir günde eve geldiğimde, küçük kızıma ‘bak kızım, amcan gelmiş’ diyerek sitemde bulundu. Bunu hiç unutamam. Bunda biraz sitem, hüzün, sıkıntı hepsi var” diye konuştu.

Müezzinoğlu, tüm bunlara rağmen, sıkıntıların birlikte üstesinden gelindiğinde aileyi de güçlendirdiğini vurgulayarak, güçlü fırtınalara bile dayanılabildiğinin altını çizdi. Bakan,b u şekilde insanın daha büyük güçlüklere aşabileceğine ilişkin de güven kazandığına işaret ederek, bu nedenle “sıkıntılardan korkulmaması, tam aksine zorlukların sevilmesi gerektiğini” kaydetti.

BU PENCEREDEN EL SALLARDI
Müezzinoğlu beraberindekilerle köyü dolaşırken eşi ile göz göze geldikleri pencereyi göstererek, “Bu pencereden el sallardı. “dedi. Köy meydanında bisikletten düştüğü yeri de gösteren Müezzinoğlu, “İlk bisikletten düştüğüm yerdir burası. Şu taksinin durduğu yer. Düşünce ilk önce bana bakan var mı diye etrafa baktım. O zamanlar 8 veya 9 yaşlarındayım.”

Şimdi, dönem dönem geldiği ve gezdiği bu sokakların, geçmişin tanığı olduğunu belirten Müezzinoğlu, her taşın acı tatlı anısı olduğunu sözlerine ekledi.
Daha sonra köy kahvesine giden Müezzinoğlu, ilkokul öğretmenin elini öperek çocukluk arkadaşlarıyla hasret giderdi.

BABAM MÜEZZİNDİ
İlkokul Öğretmeni İbrahim Salih, Bakan Müezzinoğlu’nun, çok iyi bir öğrenci olduğunu ifade ederek, “Kendisi sakin ve çok iyi bir öğrenci idi. Yumuşak huyluydu. Yaramazlık yapmıyordu. Derslerinde de çok başarılıydı.”
Kendisi gibi doktor ve çocukluk arkadaşı Mehmet İsmail, “Ben burada ihtisas yaptım o da Türkiye’de yaptı. Bakan olduğunu duyunca hakikaten zor inandık. Bizim için bir rüyaydı. Burada Yunan vatandaşı olup Türk olarak doğan birinin Türkiye’de bakan olması büyük bir olay bizim için”

Müezinoğlu, babasının köyde Müezzin olduğundan dolayı kendisine bu soy isminin kaldığını kendisinin de müezzinlik yaparak ezan okuduğunu kaydetti.
Bakan Müezzinoğlu, 1983 yılında Türkiye’ye, Meriç Nehri üzerinden kaçak yoldan geçerek iltica etmiş, 1986 yılında ise Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edilmişti.