‘Balyoz’un ilk işaretini veren Tolon Paşa’

Türkiye gündemini işgal eden Balyoz Darbe Planı ile ilgili ilk sinyalin, dönemin Ege Ordu Komutanı Hurşit Tolon'dan geldiği ortaya çıktı. İşte Tolon'un "MİT'e hakim olmalı" talimatı verdiği belge:

Bir haftadan bu yana Türkiye gündemini meşgul eden ve Taraf Gazetesi’nin ortaya çıkardığı Balyoz Darbe Planı’na, dönemin Ege Ordu Komutanı Hurşit Tolon tarafından kaleme alınan bir raporla start verildiği ortaya çıktı. Yine dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in de plandan bilgisi olduğundan şüpheleniliyor.

Cafesiyaset.com yazarı Gazeteci Zihni Çakır’ın Nisan 2009’da çıkan “Encümen-i Daniş Sarmalında Konsept Savaşı” isimli kitabında yer verdiği ve iddia olunan Ergenekon Terör Örgütü sanığı Hurşit Tolon imzalı ve 13 Eylül 2002 tarihli raporda, iç ve dış tehdit algılamalarıyla siyasi gelişmelerin değerlendirildiği, yaşanması muhtemel gelişmelere karşı alınması gereken tedbirlerin sıralandığı ortaya çıktı.

MİT’E HAKİM OLUNMALI

Hurşit Tolon tarafından hazırlandığı iddia edilen raporda, tıpkı Balyoz Darbe Planı’nda olduğu gibi MİT’in (Milli İstihbarat Teşkilatı) de yeniden yapılandırılarak, “MİT’nın elde ettiği, iç istihbari bilgilerin eksiksiz olarak ve zamanında, Genelkurmay Başkanlığı’na aktarılması, geçmişte olduğu gibi, teşkilat bünyesinde, arzu edilen yeterlilikte ve uygun mevkilerde (MİT Müsteşarı da demek istiyor), Silahlı Kuvvetler personelinin bulundurulmasının sağlanması” gerektiğine dikkat çekiliyor.

Raporda ayrıca, MİT’in istihbarat yapısının dışında, “TSK’nın yurt içi istihbarat ağının köktendinci (AK Parti’yi kastediyor) ve bölücü partiler ve bunların uzantılarının, yasadışı bağlantıları ve faaliyetlerini ortaya çıkaracak şekilde, etkin olarak kullanılması ve elde edilecek bilgilerin, toplumun dikkatine sunulması” da teklif ediliyor.

Raporda yer alan bu teklife paralel olarak, Taraf Gazetesi’nin ortaya çıkardığı Balyolz Darbe Planı’nda, bazı askeri istihbarat bilgileri doğrultusunda sivillerin, kamu görevlilerinin ve resmi kurum yetkililerinin fişlendiği, kimi vali ve taşra yöneticilerinin bu istihbaratlar sonucu görevden alınması ve yerlerine asker kişilerin atanmasının hedeflendiği ortaya çıkmıştı.

Bugün Ergenekon davasında sanık sandalyesinde bulunan dönemin Ege Ordu Komutanı Hurşit Tolon imzalı raporda, askeri istihbarat ağının güçlendirilmesi ve sivil istihbaratın (MİT) tam kontrole alınması çabasının altında yatan amaç da sonraki paragraflarda kendini gösteriyor. Raporla, 28 Şubat sürecinin mirası olan EMASYA Planı ve Sıkıyönetimle OHAL’in devreye sokulması teklif ediliyor.

EMASYA VE SIKIYÖNETİM TEKLİFİ

Raporun, “Seçimlerin 3 Kasım 2002 Tarihinde Yapılması Durumunda” AK Parti’nin iktidara gelmesiyle, “TSK ve EGE Ordu Komutanlığı olarak alınabilecek tedbirlere ilişkin değerlendirmeler” başlıklı bölümünün 7. maddesinde, “Meydana gelebilecek toplumsal olayların kontrol altına alınabilmesi için, EMASYA Planları ile gerektiğinde, OHAL ve Sıkıyönetim uygulamalarının da söz konusu olabileceği dikkate alınarak, bahse konu planların gözden geçirilmesi ve konuya ilişkin, seminer ve çalışmaların yapılması” gerektiğine dikkat çekiliyor.

Bu öneri ile Balyoz Darbe Planı arasındaki örtüşme, bir tesadüften öte Balyoz Darbe Planı’nın sinyali olarak değerlendiriliyor.

Raporda yer alan bu ifadeler, Taraf Gazetesi’nin yayınladığı Balyoz Darbe Planı’nın, “AK Parti’nin o dönem yeni bir iktidar olması nedeniyle yalan olduğu” iddialarını da çürütüyor. Çünkü söz konusu rapor, AK Parti’nin yapılacak seçimlerde iktidar olması ihtimaline dayanılarak kaleme alınmış.

Ortaya çıkan bu yeni durumla ilgili açıklamada bulunan Cafesiyaset.com yazarı Gazeteci Zihni Çakır, Balyoz Darbe Planı’na ilişkin soruşturmanın Ergenekon soruşturmasından ayrı tutulamayacağını öne sürdü. Darbe ve müdahale fikrinin AK Parti’nin iktidar olma ihtimali ile birlikte plana dökülmeye başladığına inandığını da söyleyen Çakır, şunları söyledi:

“Ergenekon soruşturma ve davası kapsamında sanık sandalyesinde bulunan Hurşit Tolon’un raporda yer alan önerileri ile Balyoz Darbe Plan çalışmalarının yapılan bir seminer çalışmasının arasına sokuşturulması, TSK içerisinde bu yönde bir ekibin ortak akılla hareket ettiğini göstermektedir.

Ergenekon dava ve soruşturması da sadece bazı faili meçhul cinayetler ve bombalama ve suikast eylemleri ile planlarını değil, bu eylemlerle yaratılmak istenen kaotik düzenin davetiye çıkaracağı darbe girişimini dava konusu yapmıştır. Bu nedenle ve kanaatimce Balyoz soruşturması Ergenekon soruşturma ve davasıyla birleştirilmelidir.”