Boşanma oranı son 10 yılda yüzde 38 arttı

Uzmanlar, son 10 yılda boşanma oranının yüzde 38 artık gösterdiğini belirterek, bu karara sosyal, ekonomik, cinsel ve psikolojik nedenlerin sebep olduğunu söylüyor.

Uzmanlar, son 10 yılda boşanma oranının yüzde 38 artık gösterdiğini belirterek, bu karara sosyal, ekonomik, cinsel ve psikolojik nedenlerin sebep olduğunu söylüyor. Memorial Şişli Hastanesi Liyezon Psikiyatrisi Bölümü’nden Prof. Dr. Sedat Özkan, boşanmanın başlıca sebeplerini eşlerde, aile yapılarında ve yaşam tarzlarında zamanla ortaya çıkan uyumsuzluklar olarak özetleyerek, boşanmaların artış nedenleri hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

‘ÇİFTLER ARASI YAŞ VE SOSYAL STATÜ ÖNEMLİ’

Evliliklerin sürmesinde çiftlerin birbirine denk durumda olması önemli bir unsur oluşturduğunu belirten Sedat Özkan, “Kadın ve erkeğin eğitim düzeyi ve sosyolojik yapısı çok uzaksa bu durum çiftler arasındaki paylaşımı azaltarak, çatışmayı artıracaktır. Ayrıca evliliklerde yaşam tarzı ve alışkanlıklarının farklı olması zamanla önemli sorunlara sebep olmaktadır. İlk başlarda erkeğin sosyal statüsü, ekonomik anlamdaki gücü ve olgunluğu genç kadının ilgisini, genç kadının hayat dolu oluşu, güzelliği ve neşesi de yaşça daha büyük olan erkeğe çekici gelmektedir. Bu tür ilişkiler birkaç yıl güzel ve uyumlu sürse de zamanla erkek yorulmakta, daha dingin ve sakin bir yaşamı; kadın ise gençliğinin verdiği enerji ile hareketli ve eğlenceli bir yaşamı devam ettirmek istemektedir. Farklı yerlerde mutlu olan, farklı ilgi alanlarına sahip çiftlerin ayrılığı kaçınılmazdır.” dedi.

‘ÇİFTLER KARAR VERMEDE ÖZGÜR OLMALI’

Türk toplumundaki boşanmanın diğer bir sebebi, aynı evde kayınvalide ve kayınpederle yaşaması gösteriliyor. Bu konuda yeni evli çiftlerin kurulmuş bir düzene ayak uydurmalarını beklemenin büyük bir yanlış olduğunu belirten Özkan, “Hayat tarzını oluşturamayan ve bağımsız olmayan çiftler, kendi evliliklerini de benimseyememekte, erkeğin evin oğlu rolünden, eş rolüne geçmesi zorlaşmaktadır. Çiftlerin bir araya gelerek yaşayacakları yerden çocuklarının eğitimine kadar kendileri karar vermesi evliliklerinin geleceği açısından önemlidir. Geniş aile modeli ile yaşamak; tarafların düşüncelerini dile getirmesini, seçimlerini rahatlıkla yapabilmesini zorlaştırmaktadır ve karı koca arasında erozyonlara sebep olmaktadır. Bununla birlikte evlilik, sadece kadının ekonomik açıdan bağımsız olamadığı ya da çocuklar için sürüyorsa, mutsuzluk vardır. Türkiye’de bu sebeple devam eden mutsuz evliliklerin sayısı oldukça fazladır ve kişiler ancak bağımsız olduklarını hissettikleri kadar birbirlerine bağlı olabilmektedir.” ifadelerini kullandı.

‘ÇİFTLER PAYLAŞMALI’

Çiftlerin olduğu gibi boşanmanın da psikolojisi olduğunu ifade eden Özkan, şunları söyledi. “Kadının duygusal, erkeğin fiziksel şiddet uygulaması, çiftlerin psikolojisini olumsuz anlamda etkilerken boşanmayı da hızlandırmaktadır. Ayrıca çiftler arasındaki kişilik çatışmaları boşanma da önemli bir faktördür. Kadınlar, hayatın onlar için hazırladıkları rollere daha çabuk uyum sağlarken bu durum erkeklerde zaman almaktadır. Kadın henüz anne olmadan annelik rolüne girebilirken erkek baba olduktan sonra bu role adapte olabilmektedir. Bu süreçte doğal olarak azalan paylaşım, çiftlerin birbirini anlamalarını zorlaştırarak uyumu da yok etmektedir.”

‘GEREKTİĞİNDE YARDIM ALMALI’

Türkiye’de birçok çiftin boşanmayı düşünmelerine rağmen mutsuz evliliklerini sürdürmeyi tercih ettiği hatırlatan Sedat Özkan, bu durumun çiftlerin psikolojisi için bir çöküş ve ilerleyen süreçte daha zor zamanların habercisi anlamına geldiğini belirtti. Özkan, “Çiftler boşanma kararından önce ilişki terapisini denemelidir. Bilimle ve doğru iletişim yoluyla çiftlerin sorunlarını çözülebilmeleri mümkün olsa da erkekleri eş terapisine ikna etmek kolay olmamaktadır. Bu da sorunların çözülmesini, çiftler arasındaki uyumun düzelmesini imkansızlaştırmaktadır. İnsanların mutsuzluk ve ilişkilerini düzeltmek için uzmanlardan yardım almaları, gelecekte mutlu olmaları açısından önemlidir.” değerlendirmesinde bulundu.
CİHAN