Bülent Arınç: Bir müdahale olacaksa bunu ABD yapacak gibi görünüyor

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, masum sivillere karşı kimyasal silah kullanan Suriye rejimine karşı bir müdahale olacaksa bunun uluslaraları bir koalisyonla olmayacağını, bir müdahale olacaksa bunu ABD'nin yapacak gibi göründüğünü söyledi.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, masum sivillere karşı kimyasal silah kullanan Suriye rejimine karşı bir müdahale olacaksa bunun uluslaraları bir koalisyonla olmayacağını, bir müdahale olacaksa bunu ABD’nin yapacak gibi göründüğünü söyledi. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin karar alması, NATO’nun devreye girmesi veya bir gönüllüler koalisyonu oluşması ihtimallerinin artık kalmadığını söyleyen Arınç, Türkiye’nin nasıl müdahale istediğini ise “Bu öyle bir sonuç meydana getirmeli ki bu zulmü işleyenler bir daha ayağa kalkamamalı.” şeklinde izah etti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Başbakanlık Yeni Bina’da gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu sona erdi. Saat 15.00’te başlayan toplantı yaklaşık 4 saat sürdü. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, toplantının ardından bir basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda ağırlıklı olarak Suriye ve Mısır’daki gelişmelerin ele alındığı belirten Arınç, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın, Türkiye’nin kendi uydusunu ve uçağını yapması konusundaki çalışmalar konusunda Başbakan’a bilgi verdiğini aktardı.

Ardından gazetecilerin sorusu üzerine Suriye’ye müdahale konusunda ABD Başkanı Barack Obama’nın aldığı ‘Kongre’ye sorma’ kararını değerlendiren Bülent Arınç, Erdoğan’ın Rusya’da katılacağı G-20 zirvesinde hem Obama hem de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşme düşüncesini taşıdığını söyledi. Arınç, “Zaten Obama’yla görüşeceklerini ve bazı konuları kendisine anlatma ihtiyacı içinde sayın başbakanımız olduğunu söylemişti. Putin’le oradaki süreç içerisinde bir görüşme imkanı bulabilecek mi? Dışişleri bakanlığımız bu konuda çalışma yapıyorlardır. ABD ile Başkan Obama’nın Suriye’ye yaptırım konusunun kongreye getirmesi ile ilgili olarak kamuoyunun nasıl bir algı içinde olduğunu siz basın mensupları daha iyi tespit edersiniz.” dedi.

Arınç, ardından müdahale konusunda ortaya çıkan ihtimalleri ve gelinen durumu şöyle özetledi: “21 Ağustos’ta bir kimyasal saldırı oldu, binden fazla insan hayatını kaybetti. Bunun Kasyun Dağı’ndan Tümeniye ordusuyla başındaki kumandanıyla kimler tarafından yapıldığı ne maksatla yapıldığı biliniyor. Bunu Obama da biliyor, biz de biliyoruz, bilmesi gerekenler de biliyor. Ancak Türkiye’nin ısrarlarıyla ve dış kamuoyunun beklentisiyle olayda 3,5 gün sonra BM heyetine inceleme imkanı tanındı. Eğer ertesi gün veya ikinci, üçüncü gün yani daha yakın bir süre içerisinde inceleme imkanı tanınsaydı belki bütün delileriyle bütün dünyanın evet bunu onlar yapmıştır diyebileceği bir bilgiyi bugün heyetin açıklamalarıyla öğrenmiş olacaktık. Ancak daha sonra yapılan incelemelerle çok ciddi delillerle onun rejim yanlısı güçler tarafından kendi halkına karşı işlenmiş bir cinayet olduğu bizce biliniyor, Obama da konuşmasında bu konuda kesin kanaata vardığını ifade etmişti. Böyle bir cinayete karşı Suriye mevcut rejiminin cezalandırması amacıyla insanlık adına bir hareket yapılması gerekiyordu. Ne yapılabilir? Önce BM Güvenlik Konseyi’nde eğer 5 daimi üyenin onayıyla bir karar alınabilirse bu karar rahatlıkla yürütülebilirdi. Ama her şeye rağmen, masum insanlar ölmesine rapmen Rusya ve Çin’in vetosuya güvenlik konseyinden bunu geçirmek mümkün olmadı, bundan sonra da geçeceğe benzemiyor. İkinci olarak NATO ülkeleri kendi içlerinde bir anlaşmaya varıp bir karar alıp böyle bir yaptırımı uygulayabilirlerdi. Maalesef NATO’nun böyle bir yaptırım uygulamasına hazır olmadığı görülüyor. Kendilerini doğrudan ilgilendirmediğini düşünüyorlar. NATO’dan bir yaptırım beklenmiyor. Üçüncüsü bir gönüllüler koalisyonu olabilirdi yani farklı ülkeler daha önce Bosna Hersek’te daha önce Kosova’da yapılmış olan bir takım müdahale veya yaptırım karşısında bu acıya dayanamazlar bir araya gelirler onlardan eylem beklenebilirdi. O da şu anda muhtemel görünmüyor, en azından bir yakın zamanda. Başkan Obama’nın konuşması önemlidir, konuşmasında yaptığı vurgular önemlidir, bir yaptırım müdahale cezalandırma olacaksa Esad rejimine karşı kimyasal silah kullanımına karşı bunu ABD yapacak gibi görünüyor. Başkan Obama kendi yetkisinde olmasına rağmen Kongre’nin vereceği kararı önceleyeceğini ifade etti, bu bir tercihtir. Kongre ve Senato’daki dağılıma bakıldığında, Obama büyük bir cesaretle olumsuz bir oy farkına rağmen Kongre’den böyle bir kararı geçirebileceğini düşünmektedir. Karar onundur bu yola gittiğine göre. Bunun da farklı sebepleri var. Hem kendi iç politikası hem geçmişte alınan kararlar hem cumhuriyetçilerle demokratların münasebetleri, onun Kongre’nin onayına ihtiyaç duyduğunu gösterebilir. Bu ne zaman olacak? 9 Eylül’den itibaren böyle bir şey gündeme gelecek. Nasıl geçecek hangi tartışmalar olacak oylama sonuçlarını göreceğiz, müdahale ne zaman yapılacak bunların her biri 9 Eylül’den sonra herkesin görebileceği konular. Bir ihtimal G-20 zirvesine katılmadan kısa bir süre içinde bir yaptırımın olabileceği şeklindeydi. Ama 9 Eylül tarihi Kongre için önemli bir tarih olduğuna göre artık bütün gelişmeleri ondan sonraki tarihler içinde beklemek gerekiyor.”

‘SİYASAL SONUÇ GETİRMESİNİ İSTERİZ’

Bu konuda Türkiye’nin Obama veya başka bir ülkenin yetkilisi arasında ayrışmalara olabileceğine dikkat çeken Arınç, “Siyasi bir sonuç getirmesini bekler ve isteriz çünkü bu rejim kimyasal silahla binden fazla insanın hayatına son vermiştir. Ama bu rejim 2,5 yıl içerisinde ekmek kuyruklarındaki çocuklarından camilerinde ibadet eden dindarlara kadar evlerdeki kadınlardan sokaklardaki gençlere kadar 100 binden fazla insanın hayatına mal olmuştur.” dedi.

‘BİR VUR GEÇ OPERASYONU SURİYE’DEKİ KAOSU KÖRÜKLEYEBİLİR ENDİŞESİ İÇERİSİNDEYİZ’

Arınç, “Sadece kimyasal silahı görerek bunun dışından öldürme vasıtalarını hafife almak bombalamaları, füze atmaları affetmek veya görmemek, sadece kimyasal silaha odaklanmak çok doğru değil. Cinayet cinayettir. Önemli olan insanın hayatının söz konusu olmasıdır. Binlerce insanın hayatını kaybettiği bir ülkede eğer yapılacaksa buna sebebiyet verenlerin siyasi sonuçlarla karşı karşıya kalması beklenir. Netice alınmayacak vur geç şeklinde ki bir müdahalenin Suriye’deki kaosu daha da körükleyebileceği endişesi içindeyiz. Esasen geçen zaman zarfında önceden belirlenen hedeflerin kaç defa yer değiştireceğini tahmin etmemek de mümkün değil.” diye ekledi.

‘BU ZULMÜ İŞLEYENLER BİR DAHA AYAĞA KALKAMAMALI’

Başbakan Yardımcısı, “Biz Suriye’de halkına zulmeden bir rejimin hiç olmazsa bu olay sonrasında dünyanın insanlık vicdanının gözyaşlarının akmasını ve buna isyan edilmesini bekliyoruz. Bu öyle bir sonuç meydana getirmeli ki bu zulmü işleyenler bir daha ayağa kalkamamalı. Ama görüyoruz ki dünya özellikle siyasiler ülkelerin yönetiminde bulunanlar sanki bu olaylarda gereken ciddiyeti ve vehameti gösterememişler gibi. Herkes kendi ülkesinde iç politikalarında bu konuları gözardı ederek ‘benim işime gelmez başkası ne yaparsa yapsın havası’ içine girebilmişlerdir. Türkiye her zamanki vakarlı duruşunu bu olayda da koruyor. Ama Türkiye tek başına yapabileceği veya yapmak istediği bir konumda değil. Dolaysıyla biz dış dinamiklerin uluslararası meşruiyetin ve uzlaşmanın bu konuda mutlaka hayata geçmesini bekliyoruz.” şeklinde konuştu.

‘OPERASYON SADECE KİMYASAL SİLAHLARI CEZALANDIRMAMALI’

Bir başka soru üzerine Türkiye’nin, Suriye’ye karşı görevlerini yerine getirdiğini, ikaz, görüşmeler yaptığını, silahtan kaçan insanlara kucağını açtığını, 2 milyara yakın masraf ettiğini belirten Arınç, “Yanan ateşe karşı Türkiye su sıkmakla meşgul. Kendi insanına karşı, rejime karşı, hem içerde dışarıda kayıtsız kalmayacağımızı ifade ettik. Operasyon yapılacak, cezalandırma olacaksa kimyasal kullanmakla bağlantılı olmamalı. 2,5 yıldır 10 binlerce insan öldüren bir rejimin ayakta kalmaması için etkili ve kapsamlı olması lazım. Bu zulmün artık sona ermesi etkili ve kapsamlı olması lazım. Rejim değiştirmesine gerek yok diyorlar, bu çok kısır bir düşünce. Böyle görüşü bu olay karşısında yeterli görmek mümkün değil. Türkiye olarak doğruları söylemeye devam edeceğiz. Dışişleri Bakanımız hergün görüşmeler yapıyor. Suriye’deki muhalefetin güçlenmesi için bir takım tedbirler alıyoruz. Onlar böyle yaparlarsa bunu engelleyecek gücümüz yok. Netice alınması için ne yapılması gerektiğini kendileriyle açık açık görüşülüor. Zannediyorum G-20 zirvesinde bu konular görüşülecektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Arınç son olarak “BM, NATO karar alsaydı Türkiye orada rol alabilirdi. Gönüllüler koalisyonu olsaydı ve ciddi olsaydı orada olsaydı elimizdeki imkanlar çerçevesinde rol alabilirdik. Ama şimdi elde kalan ek sonuç ABD’nin böyle bir operasyona tek başına karar vereceğidir. Türkiye, barışı korumak için yurtdışında bulunuyor. Suriye’de zulüm varsa falan yerde gaz maskesi dağıtılmış filan yerde o olmuş böyle şeylere kafanızı takmayın. Ümit ediyoruz ki kötü ihtimallerle yurttaşımız karşı karşıya kalmasın.” dedi.

Kendisine Lübnan’da kaçırılan Türk pilotların durumu da sorulan Arınç daha önce olduğu gibi şimdi de pilotların yerini bildiklerini; ancak ailelerin arzusu doğrultusunda ve pilotları sağlıklı bir şekilde almak için operasyon yapmadıklarını söyledi.