Cindoruk: Dershaneler standart eksikliği tamamlıyor

Meclis eski başkanlarından Hüsamettin Cindoruk, dershanelerin kapatılmasını yanlış bulduğunu belirterek, Türkiye'de eğitim sistemindeki standart eksikliği kapattıklarını söyledi.

Meclis eski başkanlarından Hüsamettin Cindoruk, dershanelerin kapatılmasını yanlış bulduğunu belirterek, Türkiye’de eğitim sistemindeki standart eksikliği kapattıklarını söyledi. Bazı temas ve konferanslar için Çanakkale’ye gelen Cindoruk, bir yerel televizyonda katılacağı programdan önce gazetecilere açıklama yaptı.

Son günlerin en çok tartışılan dershanelerin kapatılması konusuna değinen Cindoruk, eğitim kurumlar kapatılarak bir yere varılamayacağını söyledi. Türkiye’de eğitim sisteminin eksiklikleri olduğunu ve bunu da dershanelerin kapattığını savunarak, “Dershaneler üzerinde bir tartışma yürüdüğünü görüyorum. Ortada şu var, siyasi rekabet eğitime etki yapmamalı. Bir eğitim kurumu dershaneler ve bizim eğitimdeki standart eksikliğimizi tamamlıyor. Şu ana kadar da bir sıkıntı vermedi. Aksine üniversitelere giriş sınavlarında kalite yükseltti. Yasakçı zihniyetle dershaneleri, okulları kapatarak siyaset de yapılmamalı. Ben bunun bir siyasi hamle olduğunu görüyorum. O siyasi hamle, eğer taraflar arasında yapılacaksa eğitimin dışında yapılmalı. Eğitime el konulmamalı, etki yapılmamalı. Yerleşmiş eğitim kurumlarını kapatarak bir yerlere varamazsın. Nasıl siyasi parti kapatılarak bir yere varılmadıysa Türkiye’de, eğitimde de aynı şeyi tekrar ediyorum.” dedi.

‘İSYAN, İKİ ŞARKICI VE BİR ŞARKIYLA ÇÖZÜLMEZ’

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’da yaptığı incelemelere de değinen Cindoruk, oradaki meselenin iki şarkıcı ve bir şarkıyla çözülemeyeceğini söyledi. Barzani’nin bu olaya karıştırılmasının yanlış olduğunu öne sürerek, şunları kaydetti: “Türkiye’nin en kalıcı sorunu, ayrılıkçı Kürt isyanı. Türkiye 1804’ten beri bu isyanlarla uğraşıyor. Bugün de öyle bir isyanla karşı karşıyayız. Bu ‘isyan’ deyimini ben kullanmıyorum, Öcalan kendisi kullanıyor; bu bir isyandır. Bir isyanı, iki şarkıcı bir şarkıyla düzeltmek mümkün değil. Tarihî bir olgu bu. Çok hafife aldığımızı görüyorum. Başbakan ve arkadaşları, önümüzdeki yerel seçimler için bir yatırım yapıyorlar. Ön seçimleri, seçimleri anlamak mümkün, yapılabilir bunlar ama demin söylediğim gibi Türkiye’nin en kalıcı ve en zor problemi üzerinde böyle bir oyun bence yanlış olmuştur. Üstelik bir iç meselemizdir bizim. Kuzey Irak Kürdistan Başkanı’nın gelişiyle bu milletlerarası bir mesele haline getirilmiştir, yanlış yapılmıştır. İç meselemize, Irak devleti karışmıştır ve orada Irak merkezi hükümeti ile ihtilaflı olan bir bağımsız bölge karışmıştır. Milli bir meselemiz, ulusal bir mesele olmaktan çıkarılmış enternasiyonel haline getirilmiştir. Bir orta doğu sorunu haline getirilmiştir. Fevkalade yanlıştır. Bundan sonra sorun Ortadoğu’da çözülecekse Türkiye’nin etkinliği azalır. Geçici çözümlerle bugüne kadar geldi Türkiye, bu çözümün giderek Arap dünyasıyla ilişkili, Ortadoğu ile ilişkili nitelik kazanmasını doğru bulmuyorum. Bunu, acı sonuçlarını yaşayacağımız için de üzülüyorum. Mesele basit bir mesele değildir. Çanakkale’de bu meselenin ne kadar derin olduğunu görmemiz daha kolay. 48 bin insanın öldüğü bir kavgayı, bir isyanı bir şarkı ve iki şarkıcıyla çözmek olası değildir. O yaraları sarmak, o yaraların içinden barış çıkarmak, toplumun tüm kesimlerinin muvakafatıyla olabilir. Sadece bir bölgenin, bir şehrin, milli bir şehrimizin alet edilerek bu işin içinden çıkması mümkün değildir. Bunu hep beraber yaşayacağız. Bizim katılmamız gerekiyor. Biz kimiz? Biz bu meselede evsahibi olan Türkleriz. Türkiye bu meseleyi çözecektir. Türk halkı çözecektir. Biz ırkçı değiliz. Bizim milli düşüncemiz, milli duruşumuz, cumhuriyetçi, demokrat, Atatürkçü bir düşüncedir. Atatürk barışının tekrar kurulması için bizim, Barzani’nin yardımına ihtiyacımız yok.”