Clinton: Türkiye’de başarıların arkasında sağlıklı bir halk olmalı

İstanbul'da bu yıl 7'ncisi düzenlenen Uluslararası Liderler Zirvesi'ne telekonferans yöntemiyle katılan eski ABD Başkanı Bill Clinton, diyabetin dünya çapında bir problem olmasının yanında, gelişen ve refah seviyesi yükselen Türkiye için de önemli bir sorun olduğunu belirtti.

İstanbul’da bu yıl 7’ncisi düzenlenen Uluslararası Liderler Zirvesi’ne telekonferans yöntemiyle katılan eski ABD Başkanı Bill Clinton, diyabetin dünya çapında bir problem olmasının yanında, gelişen ve refah seviyesi yükselen Türkiye için de önemli bir sorun olduğunu belirtti. Türkiye’nin siyasi olarak önemli ve canlı bir ülke olduğunu söyleyen Clinton ancak bütün bunların arkasında sağlıklı bir halkın olması gerektiğini anlattı.

Swiss Otel’de düzenlenen toplantıya telekonferans yöntemiyle bağlanan eski ABD Başkanı Clinton, diyabetle ilgili bir toplantıya bu kadar geniş katılımın olmasının sevindirici olduğunu hatırlattı. Toplantının Türkiye’de yapılıyor olmasının kendisini ayrıca mutlu ettiğini anlatan Clinton bütün dünyayı etkisi altına alan bir hastalık olan diyabete karşı kendi vakıflarının da önemli çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Tokyo’dan yapılan yayın ile toplantıya katılan Clinton, diyabetin sebeplerine ilişkin tespitlerde bulundu. Değişen yaşam şartlarının bu hastalıkta belirleyici olduğunu kaydeden Clinton, “Modern dünyanda yaşama biçimlerimiz değişti. Bunun yansımalarını görüyoruz. ABD’de diyabet taramalarında bununla karşılaştık. Taramalarda her 4 kişiden 3’ü bu hastalığı taşıyordu. Biz bu tarama sayısını olabildiğince artırmayı başarmıştık. Bu konu beni uzun süre düşündürüyor.” dedi. ABD’deki seçim kampanyasında kendisiyle birlikte çalışan bir arkadaşını tip 1 diyabet nedeniyle kaybettiğini anlatan Clinton, Başkan seçildikten sonra diyabetin tedavisine yönelik çalışmalar kapsamında geliştirdikleri yöntemin ilgili kuruluş tarafından insülinden sonra en iyi ilerleme olarak kayıtlara geçtiğini ifade etti.

Diyabette tip 1 hastalığın doğuştan, tip 2’nin yaşam şekilleriyle ortaya çıktığını anlatan Clinton, ancak son tespitlere göre tip 2’nin çocuklarda da görülmeye başladığını aktardı. Clinton, ” 2004’te kalp ameliyatı geçirdikten sonra kalp derneği benden yardım istedi. Ben de kabul ettim. Fakat çalışılan projelerde çocukluk obezitesiyle mücadele istedim. Çünkü bu çocukların sayısı ABD’de giderek tırmanıyor. Bu konuda epey bilgi sahibiyiz. Çocukların yeme alışkanlıklarını değiştirmeye çalışıyoruz. Bunları ders olarak okutmaya çalışıyoruz. Yeme düzeniyle ilgili okullarda yeni uygulamalar getirmeye çalışıyoruz. Meşrubat ve meyve suyu şirketlerinden ürünlerde şeker miktarını azaltmalarını istedik ve yaptırdık. Onlar da bunu kabul edip yardımcı oldular.” şeklinde konuştu.

Diyabetle başa çıkmanın giderinin dünyada 250 milyar dolar civarında olduğunu belirten Clinton, Türkiye’de de sorunun çok üzüntü verici boyutta olduğunu ve Türkiye’deki sayının Avrupa’nın yüzde 13’üne ulaştığını kaydetti. Bu sorunun sağlık sistemleri tarafından alt edilmesi gerektiğini anlatan Clinton, “Türkiye’de 1998 yılından bu yana diyabet oranı yüzde yüz arttı. Bu korkunç. Hepimiz iyi biliyoruz ki diyabet varsa başka sağlık sorunları da yaşıyorsunuz. ABD’de diyabetliler kalp krizi ve inme gibi sorunlarla karşı karşıya. Modern dünyadaki yaşam ölçüleriyle ilgili bir durum bu. Tuhaf bir durum ama ekonomisi iyi olan ülkelerde bu daha çok rastlanan bir hastalık durumuna geldi. Vakit darlığı ve benzeri sebeplerle insanlar hazır yemekler tüketiyor. ABD’de yoksul insanlarda diyabet daha az. Bu da önemli bir sorun.” dedi.

‘MODERN DÜNYANIN LÜTUFLARI VAR’

Modern dünyanın bir çok lütuf sağladığını ancak aynı zamanda yıkıcı bir etki de ürettiğini anlatan Clinton, “Artık insanlar doğru dürüst spor yapmıyor, yemek yemiyor. Tabii ki burada tıbbi önlemler alınabilir ama yine de yaşam tarzımızı değiştirmemiz ve yemek üretim ve tüketim alışkanlıklarını değiştirmemiz gerekiyor. Bütün bunların diyabete sebep olabileceğini anlatmamız gerekiyor.Türkiye bütün bunları yaşıyor.” ifadesini kullandı.

‘TÜRKİYE CANLI BİR ÜLKE AMA BAŞARISINI SAĞLIKLI HALKIYLA ÜRETMELİ’

Diyabet vakalarının yüzde 80’i, kalp rahatsızlıklarını yüzde 80 inin engellenebilir durumda olduğunu hatırlatan Clinton, “Burada iyi bildiğimiz şey insanlar daha uzun ve iyi yaşamak istiyorlar. Çocuklarının kendilerinden daha kısa bir hayat yaşamasını istemiyorlar. Dünya’da artık bu ciddi bir risk haline geldi. Türkiye’nin canlı bir ülke olduğunu biliyoruz. Köprü olduğunu, çeşitliliği barındıran bir ülke. Hem ekononik ve siyasi bakımdan önemli bir ülke ama bütün bunları ancak halkı sağlıklı olursa başarabilir. Ben Türkiye’nin hayranı olanlardan biriyim.” sözleriyle ekonomik ve siyasi başarı yanında halk sağlına verdiği önemi anlattı.