‘Çocuğum okuma salonuna gelmeseydi eline molotof alıp sokağa çıkardı’

Hükümetin dershane ve ücretsiz okuma salonlarını kapatmak için hazırladığı kanun tasarısına her kesimden tepkiler giderek büyüyor.

Hükümetin dershane ve ücretsiz okuma salonlarını kapatmak için hazırladığı kanun tasarısına her kesimden tepkiler giderek büyüyor. Erzurum’dan göç ederek Denizli’ye gelen ve inşaatlarda çalışan Kasım Yıldırım, okuma salonlarının sahip çıkarak eğitim verdiğini, onlar olmasa çocuklarının eline molotof alıp sokağa çıkacağını veya tinerci olacağını söyledi. Zirve Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği (ZİRVEDER) Başkanı Murat Ağcabay, Gümüşler Eğitim Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında, okuma salonlarının kapatılacağını basından duyduklarında büyük üzüntü yaşadıklarını söyledi. Merkezde üç ve ilçelerde 11 olmak okuma salonu açtıklarını ifade eden Ağcabay, “Bu eğitim merkezlerinde 2 bin 750 öğrencimizin, 32 öğretmen ve 15 yardımcı personelin katkısıyla başarı durumunu yüzde 82’lere taşımanın mutluluğunu yaşıyoruz. Tam da bu mutluluk ve heyecanla yeni projelere yelken açmanın planlarını yaparken okuma salonları, etüt merkezleri ve dershanelerin kapatılacağı haberiyle derinden sarsıldık. Okuma salonları olarak eğitimde fırsat eşitliğini yakalama adına tüm imkânsızlıkları ortadan kaldırıp geleceğimizin teminatı olan gençlerimizin eğitimleri için herhangi bir ücret talep etmeden gönüllülük esasıyla çalışan bu kurumların kapatılma düşüncesi dahi fedakâr Anadolu insanının ciğerlerini sızlattı.” dedi.

Okuma salonundan yararlanarak derslerine başarılı olan Ayşenur Bingöl adlı bir öğrenci ise, “Kapanmasın etüdümüz.” diyerek gözyaşı döktü: “Buraya gelince birçok derslerimde başarılı oldum. Birçok dersim kötüydü, şimdi çok iyi. Etüdümüz kapanmasın, onlardan başka bir şey istemiyorum.” diye konuştu. Başka bir öğrenci de, “Buradan milletvekillerime diyorum ki lütfen bizi gözü yaşlı bırakmayın.” derken bir erkek öğrenci de, “Çoğumuzun ailesinin durumu çok iyi olmadığı için buralara geliyoruz. Eğer bunlar da kapanırsa özel okullara gidecek kapasitede durumumuz iyi değil. O yüzden kapanmasını istemiyoruz.” şeklinde konuştu.

‘BURAYA GELMESEYDİM OKULUMU KAZANAMAZDIM’

Okuma salonda aldığı eğitimle Nevzat Karalp Anadolu Lisesi’ni kazanan Merve Yıldırım, “Buraya gelmeseydim, iyi bir lise kazanacağımı tahmin edemezdim. Gerçekten çok faydası oldu bunun bize. Hem maddi hem manevi olarak erkek hocalarımız ağabey gibi, bayan hocalarımız abla gibi davranıyorlardı. Buraların kapatılması değil, daha da arttırılarak her bölgeye böyle binaların yapılması gerekir.” dedi.

Üç çocuğu ZİRVEDER Eğitim Merkezi’nde eğitim gören inşaat işçisi Kasım Yıldırım da etüt merkezinin kapatılacağını duyduklarına inanmadığını dile getirdi: “Bu fikir kimden çıktı? Kim bunu düşünmüş, ne amaçla böyle bir şey ortaya çıkarmışlar? Ben beş çocuk babasıyım. Üç öğrencim gelip burada ders alıyor. Ben inşaatçıyım, fakir bir aileyim. İnşaatlara gidip gelirken çocuklarıma zaten sahip olamıyorum. Buraya gönderdiğim çocuklar ahlâk olarak, ders olarak memlekete hayırlı bir evlat olarak yetiştiriliyor. Böyle bir kurumun kapatılmasını düşünmeleri bile bizleri çok rahatsız etti. Gerçekten bu konuda üzüntülüyüz. Ben özellikle Başbakanım’a, milletvekillerime, büyüklerime sesleniyorum, bize gelsinler, içimize bir girsinler. Aile yapımızı, fakir yaşamımızı, çocuklarımızın nasıl yetiştiğini, neler çektiğini içimizde görsünler. Bu dershaneler, bütün sorunları bizimle paylaşıyorlar.”

‘ÇOCUĞUM MOLOTOF ALIR, SOKAĞA ÇIKAR’

Okuma salonuna göndermese çocuğuna sahip çıkılmayacağını vurgulayan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti: “Yarın çocuğum molotof alır, sokağa çıkar. Tinerci mi olacak? Bugün benim sahip çıkmam mümkün değil. Değerli büyüklerimin böyle şeyi düşünmeleri dahi bu memlekette bayrağını, milletini seven için bana göre ihanettir. Eğer bu memleketi seviyorlarsa böyle bir şeye kalkışmamaları lazım. Böyle bir şey çok yanlış, çok kötü olur. Çocuklarımız tekrar sokaklara bırakılarak başıboş hale gelir. Bu da memleket için hayırlı olmaz. Biz istiyoruz ki memleketimizi ve bayrağımızı seven evlatlar olarak yetişsinler, memlekete hayırlı olsunlar. Ben inşaatçıyım, tek sermayem iki elim. Kiracıyım. Hiç para ödemeden çocuklarımıza sahip çıktılar, Allah razı olsun yardımcı oldular. Çocuklarımızı ana baba terbiyesiyle, ahlâklı, vatan, memleket terbiyesiyle yetiştiriyorlar. Bu insanların önünü tıkayıpt da böyle bir şeyi gündeme getirmeleri bizleri çok rahatsız etmiştir. Bizler de gerekirse sokağa çıkıp sesimizi duyururuz. Çok tepkiliyiz. Benim lüks villam yok, altımda son model arabam yok. Özel okullarda yetiştirecek imkânlarımız yok. Bizim çocuklarımız eve ancak yatmadan yatmaya girer. Bu tür yerlere de gelmediği zaman sokaklarda çok kötü ahlâkta, çok kötü şeylerde… Allah korusun, ben çocuklarıma çok sahip olamıyorum. Ben ekmek için hayat savaşı veriyorum. Çocuklarıma bu kurumlar sahip çıkıyor, okutuyorlar, yetiştiriyorlar Allah razı olsun. Bunlara yardımcı olmak varken, bunların önünü açmak varken önünü tıkamaları çok yanlış. Böyle bir şey yaparlarsa memlekete çok hayırsız şey yaparlar.”

‘DEVLETİN ÇÖZMEDİĞİ PROBLEMİ BİZ BURADA ÇÖZEBİLİYORUZ’

Tekstil işçisi Halil Gören ise etüt merkezlerine çocuklarını gönderenlerin, bu vasıtayla birbiriyle kaynaştığını da belirterek şunları kaydetti: “Burada her memleketten insan var. Çocuklarla birlikte biz velilerin kaynaşması sebebiyle devlet yetkililerinin çözmediği problemi, biz burada çözebiliyoruz. Dershaneler kapandığında ben çocuğuma ayrı ayrı ders aldırabilecek imkânı bulamam. O zaman da ekonomik kültürel seviyesi çok yüksek olan çocuklar memlekete hizmet verir. Benim gibilerin çocukları ise alt seviyede yine emekçi, yine işçi, yine ezilen kişi olur. Ben bunu istemiyorum.”