Cumhuriyet’teki kavga gün yüzünde!

Mustafa Balbay operasyonu Cumhuriyet'teki kavgayı gün yüzüne çıkardı.

Türkiye’nin en köklü gazetelerinden biri olan Cumhuriyet Mustafa Balbay’ın görevden alınmasıyla birlikte başlayan kriz derinleşiyor.

Dün, Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay’ın görevden alınması, bu karara yazılarıyla gösterdiklere tepkileri nedeniyle yazıları sansürlenen Oktay Akbal ve Ataol Behramoğlu’nun gazete ile yollarını ayırdıkları haberi gelmişti. Hemen ardından bazı çevrelerce ‘gazete dokusu ile uyum sağlayacakları şüpheli olan’ Tuna Kiremitçi ve Kürşat Başar’ı köşe açılması, değişim süreci olarak yorumlandı…

Yeni temsilci Utku Çakırözer

Balbay’ın görevden alınması ve yerine Utku Çakırözer getirildiğinin duyurulmasının ardından gazete içinde tepkiler gelmeye başlamış. Orhan Bursalı, Emre Kongar ve Özgen Acar, Balbay’ın görevden alınması kararına katılmadıklarını köşelerinden açıklamıştı. Karara tepki gösteren gazetenin kıdemli yazarlarından Oktay Akbal’nın da konuya ilişkin görüşlerini kaleme aldığı ancak Cumhuriyet Gazetesi yönetimi Akbal’ın yazısına sansür uygulayıp sayfaya koymadığı için de istifa ettiği söylendi.

İstifa ettiği konuşulan bir diğer isimde Şair – Yazar Ataol Behramoğlu ise geçtiğimiz cumartesi günü köşesinde bir ‘not’ yayımladı ve “Biraz düşünmek için yazılarıma ara veriyorum” dedi. Bu arada, Cumhuriyet Gazetesi yönetiminin Ümit Zileli’nin yazısına makas attığı Zileli’nin yazısında geçen “ihanet” içerikli cümle köşesine koymadığı ortaya çıktı.. Öte yandan, gazetede bir kısım yazarın da Kürşat Başar ile Tuna Kiremitçi’nin transfer edilmesini eleştirdiği kulaktan kulağa dolaşıyordu.

Cumhuriyet yönetimi: İstifa etmediler

Oktay Akbal ve Ataol Behramoğlu istifa ettiği haberleri üzerine Cumhuriyet gazetesi dün hemen bir açıklama yaptı ve Oktay Akbal ve Ataol Behramoğlu’nun istifa ettiği yönündeki haberleri yalanladı. Akbal, rahatsızlığı nedeniyle yazılarına ara verdiğini, Behramoğlu ise iznini kullandığını beyan etti.

Son açıklama Ataol Behramoğlu’ndan geldi

Cumhuriyet gazetesi yaptığı yazılı açıklamanın ardında istifa ettiler etmediler tartışmaları devam ederken en son açıklama bugün Ataol Behramoğlu’dan geldi. Şimdi Behramoğlu mu Cumhuriyet’i yalanlıyor, yoksa Cumhuriyet mi Behramoğlu’nu yalanlıyor pek anlaşılamadı…

İşte Ataol Behramoğlu’nun açıklaması…

“Ben, Ataol Behramoğlu, 15 yıllık Cumhuriyet yazarıyım. Cumhuriyet gazetesi yazarı olmaktan da bugüne kadar onur duydum ve duyuyorum. Gazetemden ayrılmayı düşünmüyorum.

Ancak, Mustafa Balbay’ın Ankara temsilciliğinden alınış biçimi beni üzdü ve rahatsız etti.

Yazılarıma ara verme nedenim, bu olaya verdiğim tepkiyi göstermektir. Olayların nasıl gelişeceğini şu anda bilemiyor ve kestiremiyorum.

Bundan sonraki kararımın alacağı biçimde, Balbay’ın tavırları belirleyici olacaktır. Olaylar yatışana kadar yazılarıma ara vermiş durumdayım. Gazeteyi gözden çıkaramayız. Ben sonuçta bu gazetenin kadrolu bir elemanı değilim. Telif üzerinden yazı yazan bir yazarım.

Yine buna ek olarak, yazılarıma ara verişimle ilgili olarak gazete yönetiminin nasıl bir tepki göstereceğini de bilemiyorum.

Ancak, bu konuda alınacak herhangi bir karara da saygı duyarım.

Olayı tam olarak anlayabilmiş durumda da değilim.
Yazacaklarım şimdilik bu kadar. Ataol Behramoğlu”

Bir tepkide Mümtaz Soysal’dan

Balçiçek Pamir’in konuğu olan anayasa hukuku hocası ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Prof. Dr. Mümtaz Soysal ise gazete yönetimine verdi veriştirdi.

Soysal, Balçiçek Pamir’in “Cumhuriyet gazetesinde neler oluyor?” sorusuna “Oradaki koalisyonları pek iyi anlamıyorum. Aklım ermiyor, ermesini de istemiyorum. Ben yazımı yazarım gerisine karışmam. Cumhuriyet’e hakim olacağım diye bir iktidar hırsım da yok. Bununla uğraşana kadar tirajı arttırsalar iyi olur bence” yanıtı veren Soysal, “Mustafa Balbay’ın temsilcilikten alınması hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna da “Balbay’a bunun yapılmaması gerekirdi diye düşünüyorum. Bu arkadaşımız bilinen nedenlerle cezaevinde. Yerine bir vekil tayin edilirdi. Onun o görevi yapmasına da engel olmazdı. Hatta belki daha şerefli bir görüntü yaratılabilirdi. Şimdi böyle bir sorun ya da görüntü yaratıldı diye düşünüyorum” dedi.

Balçiçek Pamir’in “Cumhuriyet’e yeni yazarlar geldi ve o yeni yazarların aslında dokuyla çok uyuşmadığı da söylendi. Tuna Kiremitçi, Kürşat Başar gibi. Dokuyla uyuşmayan yazar olur mu yoksa Cumhuriyet kendi kendine mi muhafazakarlık yapıyor?” sorusuna ise Prof. Soysal buna da şu cümlelerle cevap verdi: “Olabilir. Yani gazetenin dokusu değişir, yazarın dokusu ona ters düşer. Ya kendi gider bu durumda ya da ona ‘lütfen’ derler. Bunlar oluyor basında, her zaman.”