Depremden geriye çok acı hikayeler kaldı

Kimi boy boy çocuklarını, kimi aynı yastığa son kez baş koyduğu eşini, kimi en yakın akrabalarını kaybetti.

 Depremde dört çocuğunu üç akrabasını kaybetti

Elazığ'ın Okçular köyünde, göçük altından yaralı olarak kurtarılan Gülşen-Rıza Yıldız çifti, depremde 4 çocuğunu birden kaybetti. Rıza Yıldız'ın ayrıca yakındaki başka bir köyde yaşayan üç akrabasının da enkaz altında öldüğü öğrenildi.

Dört çocuğunu birden kaybeden, hastanede hayatta kalma mücadelesi veren acılı babanın, 2003 yılındaki Bingöl depreminde hasar gören evini maddî durumu iyi olmadığı için tamir edemediği, bunun için de yakınlarına başvurduğu öğrenildi.

Fahrettin Yıldız, amcasının oğlu olan Rıza Yıldız'ın son görüşmelerinde yardım istediğini, kendisinin de kıraçtaki topraktan, ev yapması için söz verdiğini belirtti. Ayrıca bazı köylüler Yıldız'a tuğla ve çimento yardımında bulunmak istemiş. Verilen sözlerin hiçbiri gerçekleşmeden Rıza Yıldız'ın kerpiç evi dünkü depremde yıkıldı.

Anne-oğul birbirine sarılarak can verdi

Okçular'da kurtarma ekiplerinin yüreğini sızlatan en trajik hadise, köy camisinin yanındaki eski bir evde yaşandı. Ayten Çiçek ile 3 yaşındaki oğlunun cesetleri birbirine sarılmış halde bulundu. Emre'nin babası Mehmet Çiçek, Fransa'da işçi olarak çalışıyordu. Muhtarın desteğiyle metruk bir evi onaran Mehmet, eşini ve oğlunu buraya yerleştirdikten sonra çalışmak için Avrupa'ya gitmişti. Ancak eski ev, depreme dayanamadı ve Mehmet'in sevdiklerine mezar oldu.

Türkiye, dün sabah yürekleri burkan deprem haberiyle uyandı. Doğu Anadolu fay hattı üzerinde bulunan Elazığ, 6,0 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. Depremden en çok Kovancılar ilçesine bağlı Okçular köyü etkilendi. 17 kişinin öldüğü, onlarca evin yıkıldığı köyden geriye acı hikâyeler kaldı.

Köyün hemen girişinde, yaktığı küçük ateşle ısınmaya çalışan Neslihan, bir yandan da gözyaşlarını siliyor. Küçük kardeşi Muhammed'i kaybettiğini, anne ve babasının da yaralı olarak hastaneye kaldırıldığını söylüyor. 13 yaşındaki Neslihan Yıldız, yaşadığı depremi korku dolu ifadelerle anlatıyor. "Annem bizi uyandırdı; ama kendisi kaçamadı." diyen Neslihan, kaybettiği kardeşi Muhammed'in depremde yanında uyuduğunu söylüyor. Neslihan, anne ve babasının iyileşmesi için hiç durmadan dua ediyor.

Kurtarma ekiplerinin gözlerinin önünden gitmeyen en trajik sahne, köy camisinin hemen yanındaki eski evde yaşandı. Bir anne ve evladı, birbirine sarılarak ölmüş halde bulundu. Ayten Çiçek ve 3 yaşındaki oğlu Emre, binlerce kişi gibi depreme ansızın yakalandı. Emre'nin babası Mehmet Çiçek, Fransa'da işçi olarak çalışıyordu. Yıllarca işsiz kalmış, köyde başını sokacağı bir evi bile olmamıştı. Metruk bir evi onaran Mehmet, eşini ve oğlunu buraya yerleştirdikten sonra çalışmak için Avrupa'ya gitti. Ancak eski ev, depreme dayanamadı. Mehmet'in kardeşi Fatih, yengesini ve yeğenini elleriyle çıkardığını söylüyor.

3 çocuğu öldü, eşi yaralı

kullanKovancılar İlçesi'nin Yukarı Demirci Köyü'nde oturan 39 yaşındaki Esma Demirtaş, üç çocuğunu kaybederken, eşi Hasan Demirtaş da yaralandı. Kendisi yıkılan evin enkazından hafif sıyrıklarla kurtulan ve Kovancılar Devlet Hastanesi'ne getirilen Esma Demirtaş, yakınlarının yardımıyla ayakta durabildi. Demirtaş ailesinin çocukları 17 yaşındaki Özlem, 15 yaşındaki Kibar, 12 yaşındaki Fuat'ı depreme uyudukları aynı odada yakalandı. Üç kardeş odanın bulunduğu bölümün çökmesi üzerine toprak altında kalarak yaşamını yitirdi. Esma Demirtaş'ın eşi Hasan Demirtaş ise yaralı olarak komşularının yardımıyla enkazdan çıkarılıp hastaneye götürüldü. Esma Demirtaş, hastane bahçesinde ölen çocukları için gözyaşı döktü.

Köyü toz kapladı

Deprem sırasında sabah namazına kalktığını söyleyen bir köylü dehşet anını şöyle anlattı: “Göz gözü görmüyordu. Kerpiç evlerin hemen hepsi yıkılmış, diğer evlerde de hasar meydana gelmişti. Dondurucu soğukta, depremden kurtulanlar, enkaz altında kalanları kurtarmak için büyük çaba harcadı. ”

3 çocuğunu kurtardı bir Hatice'si kaldı

Elazığ'daki depremden geriye sadece enkaz değil, acı hikâyeler, dramlar ve gözyaşları kaldı. Soba yaktıkları odalarda birlikte uyuyan aileler, birlikte can verdi. O evlerden biri de Okçular Köyünde yaşayan Kılıç ailesinin eviydi. 40 yaşındaki Supha Kılıç, 4 çocuğuyla birlikte yaşıyordu. Kocası sadece bir yıl önce, onları daha iyi şartlarda yaşatabilmek için Antalya'ya gitmişti, çalışmaya. Aile, sobanın yandığı odada uykuya daldı. Uykunun tam ortasında 'derinden' gelen gürültüye uyandılar ama kaçmaya fırsat bulamadılar. Anne en yakınındaki çocuğu 10 yaşındaki Murat'ı yanına alarak kaçabildi. Kerpiç evi enkaz olmuştu. 'Yavrularım' diye haykırarak kazmaya başladı.

Edanur (8) ve Mehmet'i (11) çıplak elleriyle kurtardı. Çok uğraştı ama gücü 18 yaşındaki kızı Hatice'yi topraktan çıkarmaya yetmedi. Neden sonra cansız bedeni çıkarıldı genç kızın. Supha Kılıç 3 çocuğuna sarılıp feryat etti: "Haticem'i kurtaramadım. Diğerlerini kurtardığıma mı sevineyim, kızımı kaybettiğime mi üzüleyim?"

'DÖRT GÜLÜM ÖLDÜ'

Kovancılar ilçesine bağlı 800 nüfuslu Okçular köyünde hava soğuk olduğu için aynı odada uyuyan Yıldız Ailesi, enkaz altında kaldı. Anne Mülkiye (45) ile baba Rıza Yıldız (50) yaralı olarak kurtulurken, çocukları Telli (12), Nermin (18), Gönül (15) ve ZehraYıldız (4) yaşamını yitirdi. Acılı baba, "Dört gülüm öldü" diye feryat etti.

Eşi Almanya'da çalışan 30 yaşındaki Ayten Çiçek, 5 yaşındaki oğlu Keko ile yaşıyordu. Depremle birlikte kerpiç evlerinin damı ailenin üzerine göçtü. Genç anne, enkaz altında can verdi, oğlu Keko ise sağ kurtarıldı. Oğlu şimdi annesinin ölümünden habersiz hastanede yatıyor. Okçular'da ölenlerden üçü de misafirdi. 3.5 aylık hamile Yeter Akdağ (30), oğulları Yusuf (7) ve Emrullah'la (4), köyüne iki hafta önce ziyarete gelmişti. Emrullah'ın cesedini taşıyan dayı Sıddık Akdağ'ın görüntüleri yürekleri dağlarken, anne ve oğulları misafir geldikleri köyde toprağa verildiler.

5 AYLIK ÇİFT ÖLDÜ

Ölümlerin bir adresi de Kayalık Köyü oldu. Hüseyin Ersoy (27) ve Hanım Yıldız (22) çifti 5 ay önce imam nikâhıyla evlenmiş, resmi nikâh için gün sayıyordu. Ama olmadı… Evi yerle bir olan çift, birlikte can verdi. Genç gelinin beş aylık hamile olduğu öğrenilirken aynı evde kalan 2 yaşındaki yeğenleri Nazlı Yıldız da hayatını kaybetti.

Oğlumu kurtarmak isterken tavan çöktü

Şafak vakti gelen deprem Okçular köyünü viranhaneye çevirdi. Depremde ölümle burun buruna gelen köy sakinlerinden Yavuz Polat yaşadıklarını anlattı: İki saat göçük altında kaldım. Çıkarıldığımda eşimin, oğlumun ve kardeşimin ölüm haberini aldım, yıkıldım

Elazığ'daki depremde en ağır hasarın meydana geldiği Okçular Köyü'nde 19 kişi yaşamını yitirdi. Köy sakinleri deprem gecesini Yeni Şafak'a anlattı. 6.0'lık felaketin ardından 2 saat göçük altında kalan Yavuz Polat, depremde eşini, oğlunu ve kardeşini kaybettiğini söyledi.

Okçular Köyü sakinlerinden Polat, dehşet anını şu şekilde anlattı:

KÖYLE BİRLİKTE BEN DE YIKILDIM

"Evde o gece sabaha karşı uyurken önce bir patlama sesi duyduk. Peşinden ev zangır zangır sallandı. Deprem olduğunu anladım. Oğlumu kurtarmak için yataktan kalkarken tavan üstüme çöktü" dedi.

Göçük altında kaldıktan sonra yardım beklediğini anlatan Polat, "bir süre bekledim. Üstümde bir ağırlık vardı. Zifir karanlıktı hiçbir şey gözükmüyordu. Bir ara eşimin sesini duyar gibi oldum. Sonra dışardan sesler geldi. Ben sağ olarak kurtuldum. Ancak göçük altından çıkınca, ailemin yok olduğunu öğrendim. O an köyle birlikte bende yıkıldım" diye konuştu.

AİLESİZ YUVASIZ KALDIM

Son günlerde ufak çaplı sallantıların olduğunu belirten Polat depremde enkaz altından çıkınca ailesinin ölüm haberini aldığını ve ikinci bir yıkım yaşadığını söyledi. Polat, "O an çok korkmuştum. Bir an öleceğim aklıma geldi. Sürekli oğlumu düşündüm. Ancak ailemi kaybedeceğim hiç aklımdan geçmiyordu. Deprem bizi evsiz ve ailesiz bıraktı" dedi. Bu arada depremde hayatını kaybedenlerden bazılarının da bugün defnedileceği bildirildi.

Tek teselli küçük Keko

Okçular Köyü'nde 3 akrabasını yitiren Çiçek ailesinin feryadı yürekleri dağladı. Okçular'da 3 yakın akrabasını yitiren Suphi Çiçek, olayı erken sabah saatlerinde öğrendiğini belirterek, "Hemen bir taksi tutup köye geldim. Geldiğimde binaların çoğu yıkıktı. Herkes bir yerlere koşuşturuyordu. Amcamın çocuklarının oturduğu ev komple yıkılmıştı. Köy sakinleriyle birlikte kazma küreği alıp hemen enkaza giriştik. Kurtarma çalışmaları 2 saat sürdü. Ancak yakınlarımızın soğuk bedenleri ile karşılaştık. Bizim tek teselli kaynağı amcamın küçük torunu Keko Çiçek'in enkaz altından sağlam çıkması oldu. Hepimiz şaşkınlık içerisindeyiz. Çok üzgünüz" dedi.

Her taraftan feryatlar yükseldi

Köyünde 6,0'lık depremin olduğunda tüylerinin ürperdiğini ifade eden Celal Karacadağ ise sabah namazı saatinde korkunç bir gürültüyle uyandıklarını ve köyün yıkıldığını fark ettikleri söyledi. "Sabah 04.00'de namazımı kılmak için telefonumu kurmuştum. Telefon çaldığını duymamışım. Taki deprem olduğunda uyandım." diyen Karacadağ, şunları kaydetti:

İKİ İNEĞİM VARDI ÖLDÜ

"Önce büyük bir gürültü koptu, daha sonra 1 dakikaya yakın sallantı oldu. Ailelemden kimseye çok şükür birşey olmadı. Yalnız bütün malım ve gelir kaynağım olan iki tane inekten biri ahırın yıkılmasıyla öldü. Dışarı çıktığımızda ise zifiri bir karanlık vardı. Bağrışmalar, feryatlar yükseliyordu. Çok korktuk"

"Evimiz yıkıldı çok korktum"

Elazığ'daki deprem, özellikle çocuklarda derin izler bıraktı. Depremde en fazla hasar gören Okçular Köyü'nde yaşayan 7 yaşındaki Sedanur Sis, yıkılan evlerinden ailesiyle birlikte sağ çıkmayı başarmasına rağmen şoka girdi. Yıkıntıların arasında oturan küçük kız çocuğu, eline aldığı kağıdın üzerine yıkılan evleri çizmeye başladı. "Çok korktum. Evimiz yıkıldı. Biz kurtulduk" diye sayıklayan Sedanur'u yakınları sakinleştirdi. 6 yaşındaki Yasin Sis ise, 4 yaşındaki kardeşi Tahir Sis'in elini bir an olsun bırakmadı.

DAĞ BAŞIMIZA YIKILACAK SANDIM

Okçular Köyü'nde yaşayan 63 yaşındaki Sıdık Aydemir ise, daha önce Bingöl ve Varto depremlerini de hissettiklerini, köylerinde bazı evlerin yıkıldığını ancak ölen olmadığını belirterek, "Bu benim gördüğüm 3. deprem. Ama bu kez köyümüz yerle bir oldu. Sabah namaz kılmak için abdest almıştım. Birden sarsıntı başladı. Dağ başımıza yıkılacak sandım. Dışarı kaçarak tekbir getirdim. Biz kurtulduk, ama çok can gitti" diye konuştu.

BU ACIYA YÜREK Mİ DAYANIR!

Okçular köyünde ölen 17 kişi, köyde kılınan cenaze namazlarının ardından gözyaşları arasında toprağa verildi. Köylülerin ölen çocukların minik bedenlerini kucaklarında taşımaları görenlerin yüreklerini sızlattı.

Zaman-Sabah-Yeni Şafak Hürriyet