Devlet Bahçeli: Kahpeliğin tarihi yazılıyor!

Devlet Bahçeli, grupta yaptığı konuşmada dershanelere de değindi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Milli Eğitim'e paralel bir yapının vücut bulması, bunun da her geçen gün büyümesi elbette arzuladığımız bir şey değildir. Parti olarak dershanelerin kapatılmasıyla ilgili gerekçeli kararın Meclis'e gelmesiyle daha ayrıntılı yorum yapma şansımız olacağını da açıklamak istiyorum." dedi.

TBMM'de partisinin grup toplantısında konuşan Devlet Bahçeli, sözlerine Nejat Uygur'a rahmet, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileyerek başladı.

Öğretmenler Günü'nü de kutlayan Bahçeli, "Ekonomik açmazların ağırlığı altında ezilen, itibar ve saygınlığı her geçen gün zayıflayan bir mesleğin Türkiye'nin güçlenmesi, milletimizin ilerlemesi yolunda nedenli katkı sağlayacağı tartışmalı bir konu olarak karşımızdadır. Atanamayan öğretmenlerimizin bitmek bilmeyen çileleri geçtikçe yükselen acı feryatları hükümet tarafından henüz duyulmamış ve fark edilmemiştir." diye konuştu.

"EĞİTİM SİSTEMİNİN ACİZLİĞİ"

Dershane sisteminin yaygınlaşması, öğrencilerin bu kurumlara mecbur bırakılmasının eğitim sisteminin acizliğinden ve yetersizliğinden kaynaklandığını söyleyen Bahçeli, "Bu zamana kadar evlatlarımız ilk ve orta dereceli okullarda alamadığı bilgi ve edinemediği pratikliği dershanelerde kazanmıştır. Milli Eğitim müfredatında girilecek imtihanlarla ilgili lazım gelen bilgi ve tecrübenin verilmemesi veya verilmeyişi ciddi bir zaaftır. Dershane tartışmasından önce bu eksikliğin karşılanması, bu ihmal mesabesindeki zayıflığın tartışılması gerekir. Sormak isterim ki Başbakan ve hükümetinin yaklaşık son 1 yıldır dershane üzerinden yürüttüğü polemiklerin esas gayesi nedir, bu yolla neyin örtülü mesajı, kimlere hangi niyetle verilmektedir? 11 yıldır dershaneler iyiydi de şimdi mi kötü oldular, 11 yıldır her şey sütlimandı da şimdi mi işler sarpa sardı. 12 Eylül 2010 tarihli referandumda zirve yapan yakınlıklara bugünlerde nazar mı değdi. Dershaneleri kapatma kararı iyice yüzeye vuran bir siyasi kavganın mı, dünkü ittifakların mahsuplaşması mı, alttan alta devam eden restleşme mi, yoksa gerçekten bir ihtiyacın mı eseridir, Başbakan Erdoğan'ın bu karara iten asıl saik nedir?" diye sordu.

"ÖZEL OKULA DÖNÜŞÜMÜ YILLAR ÖNCE BİZ BELİRLEDİK"

Dershanelerin kapatılarak özel okullara dönüştürülmesinin kendilerinin yıllar önce belirlediği bir hedef olduğunu kaydeden Bahçeli, "Milli Eğitim'e paralel bir yapının vücut bulması, bunun da her geçen gün büyümesi elbette arzuladığımız bir şey değildir. Başbakan ve hükümetini dershaneler konusunda halis niyetle görmediğimizi, tüm safhalarıyla planlamadan, ezbere ve sırf birilerini zorda bırakma maksadıyla söz konusu tasarrufun arifesinde olduğunu düşünüyoruz. Parti olarak dershanelerin kapatılmasıyla ilgili gerekçeli kararın Meclis'e gelmesiyle daha ayrıntılı yorum yapma şansımız olacağını da açıklamak istiyorum." ifadelerini kullandı.

Erdoğan şunları söyledi:

ERDOĞAN BARZANİ'YE AŞIK GİBİ

Türkiye'nin yaşadığı hazin manzaralar ben Türküm ve onur duyuyorum diyen hiç kimsenin kabul edeceği şeyler değildir. Türkiye 16 Kasım'da hiç olmadığı kadar küçük düşürülmüş ve ihanetin resmi geçidine şahitlik etmiştir. Cani ile Başbakan'ın fotoğrafı aynı pankarta iliştirilmiş şehitlerin kemikleri sızlamıştır. Geçmişi karanlık yüzlerin meydan okumalarına şahit olduk. Millet millet olalı hiç bu kadar içeriden hançerlenmemiştir. Devlet devlet olalı hiç bu kadar zulüm görmemiş ve köşeye sıkışmamıştır. Cehaletin bu kadar mevki elde ettiği başka bir dönem olmamıştır. Milli şeref milli haysiyet ve milli ruhtan mahrum olanların saltanatına hiç bu kadar süreyle katlanılmamıştır. Neredeyse Anzavur dirilmiş, Ali Kemal yattığı yerden kaçmış, Damat Ferit hortlamış, Haçlılar tekrar ayaklanmış, hükümetle ve başındaki şahsiyetle bütünleşmiştir. Erdoğan olmayan kalitesinin gereğini yapmış, kardeşi Barzani'yi Diyarbakıra davet etmiş ve aşığına maşuk vurgun gibi bağrına basmıştır. 

Şiwan Perver isimli bölücü ve sözde şarkıcı ile tezahüratlar eşliğinde Diyarbakır'a gelmiştir. Erdoğan'ın dost diye methiyeler düzdüğü bu terör destekçisi 37 yıl sonra sanki Babasının çiftliğine gelir gibi Türkiye'ye gelmiştir. Abdullah Öcalan barış savaşçısıdır, terörist değildir, terörist Türkiye Devleti'dir diyen rezil bu kişidir. İmralı'daki kahramanı selamlıyorum diyen delilli ispatlı hain bu kişidir. Allah kahretsiz Türk dilini başımızdan defedelim diyen ahlaksız bu kişidir. Başbakan bu PKK'lıyı dost olarak görmüş ve gönlünü ardına kadar açmıştır. Sıfır sorun mucidi Dışişleri Bakanı da bu adamdan özür dilemiş belki dizine kapanmıştır. Tescilli bir eşkıyaya bu denli muhabbetin anlaşılır bir tarafı bizce yoktur. Başbakan'ın PKK'lılara karşı gösterdiği coşkun sevginin kendi içinde tutarlı bir yanı vardır. Sayın Erdoğan ya Kandil yetiştirmesidir, ya Türk düşmanıdır ya da Türk milletinin kanını içmeye yeminli çevrelerin özel ve gönüllü ferdidir. 

Erdoğan Diyarbakır'daki açılış törenini 28 Ekim'de Cumhurbaşkanlığı Ödülü alan bir başka PKK'lının ölüm yıldönümüne denk getirmiştir. Türkiye'nin PKK'lılar tarafından yönetilmesi Türk milleti için kıyamet alameti değil midir? Bu nasıl bir iştir ki, birisi ödül verecek kadar şuur kaybına uğrar, birisi anma günü düzenleyecek kadar gözü ve vicdanı kararır. Hangi devletin yöneticileri böyle bir kokuşmuşluğun içinde olmuştur.

AK PARTİ YAZSA YAZSA KAHPELİĞİN TARİHİ YAZAR

Başbakan hısım ve akrabası olduğunu düşünmeye başladığımız Barzani'nin önünde Ahmet Kaya'nın şiirini okurken bazıları ağlamıştır. Protokol kısmında gözyaşları sel olup birbirine karışmıştır. Hayatı boyunca şehitlere bir damla gözyaşı dökmeyen hiçbir milli davada yaşarmayan izansızlar, insafsızlar ve hep nefsine tapan kibir ukalaları koro oluşturup PKK'lı Ahmet Kaya'nın ağıdını ölümünden 13 yıl sonra yapmıştır. Erdoğan madem bu kadar Ahmet Kaya hastasıdır, madem bu kadar matemlidir o zaman en kısa sürede bu terörist havarisinin adına bir anıt yaptırmalı, orayı kendisine mesken tutmalı yakınlarında da bir ev tutarak sürekli anıtı seyretmelidir. Başbakan'a göre bu PKK'lının suçu saz çalmakmış. Erdoğan öldürmek için ille de tüfek top ve hançer mi kullanımalı, saz kalaşnikof ve sen ve dostun gibi zihniyetler de canlı bomba olamazlar mı? Barzani'nin gelişi tarihi olarak gösterilmiş ve böyle servis edilmiştir. Çok acımasız bir psikolojik hareket yandaş medyada çığırtkanlar ve STk'lar arasındaki rol dağılımı ile icra edilmiştir. Bütün bu kepazelikler Türk milletinin gözleri önünde gerçekleşirken Erdoğan'ın hala tarih yazdığını söylemesi bizatihi tarihsel akışın şahit olduğu en büyük yüzsüzlüktür. Erdoğan ihanetin tarihine süt kardeşleriyle ilaveler yapabilir. Gerekirse yeniden tarih yazmak için iştahlı ve istekli bir nesil tıpkı bu salonda olduğu gibi filiz filiz başak başak boy boy yetişmiştir. Kimse sabrımıza aldanıp da gevşeklik yapmasın. Kuduz gibi oraya buraya sataşmasın. Yeri ve zamanı gelince Malazgirt destanı da tekrarlanır, Söğüt ruhu da canlanır. İstanbul'un fethi de yenilenir, İzmir'de denize dökülenlerin torunları da yenidek sökülüp atılır. Yularını kandil teröristlerine kaptıranlar yazsa yazsa ancak kalleşliğin ve kahbeliğin tarihini yazacaklardır. İmralı canisine teslim olanlar eli kanlı teröristlere yüz sürenler Türk milletini sırtından vurmanın ve kardeşliği kundaklamanın kara kaplı kitabına not düşeceklerdir.

BAŞBAKAN ALDIĞI BUYRUKLARI UYGULUYOR

Erdoğan Kürdistan için umut mu verecek vade mi biçecek sorusu kısa sürede cevabını bulmuştur. Erdoğan siyasi menfaat ve 4 varil mazot için Kürdistan'a onay vermiştir. Başbakan peşmergenin Pan Kürdist politikaları için Türk milletinin verdiği yetkiye alenen ihanet etmiştir. Türkmen kardeşlerimizi peşpeşe katleden, Türkmenlerin demografik yapısıyla oynayan, Türkmen şehirlerinin isimlerini değiştiren, Kerkük'ün statüsünü oldu bittiye getirmeye çalışan bir alçak Başbakan'da hayallerini bulmuştur. İnşallah Allah'ınızdan bulacağınız günler de yakındır. Erdoğan ve peşmerge çetesi aynı yöntem aynı hedef ve vasıtalarla Türklüğe her tarafta zehir saçmaktadır. Diyarbakır'ın şeytani belediye başkanı da Barzani'ye de Kuzey Kürdistan'a ve şehrinize hoşgeldiniz demiştir. Başbakan, elinden tuttuğun bu belediye başkanının sözlerine katılıyor musun? Kuzey Kürdistan neresidir? Türkiye bir hukuk devletiyse bu savcılar bu hakimler nerededir? Yasalara göre en ağır suçlar işlenirken hukuk insanları nerededir? Peşmerge yönetiminden bir temsilci Nato'nun Brüksel'deki toplantısına katılmıştır. Buna AKP'nin müsadesi tartışmasızdır. Bu mesafenin alınması ABD'nin tutumu hakkında da fikir vermektedir. Başbakan aldığı buyrukları uygulamaktadır. Erdoğan ve Barzani memur edilmiştir. Hesap para servet ve koltuk üzerinedir. Bunun için de Türkiye'nin bölünmesi, özerklik, federasyon ve konfederasyondan geçerek Kürdistan'ın direkleri çatılmaktadır. Erdoğan PKK'yı siyasallaştıracak ve bölücü başını serbest bırakacaktır. Mardin'de askerlerimize kurulan pusu, şantiyenin basılması bunun bir işaretidir. Erdoğan barış çözüm ve süreç derken PKK'lı caniler elleri tetikte insan avına çıkmışlar kan dökmek için silahlarının emniyetini açmışlardır. Gücümüzün yegane kaynağı büyük Türk milleti ve milliyetçileri hainleri her tarafta karşılamaya hazır ve azimlidir. Şundan emin olunuz ki milli mücadele yıllarında nasıl ki kurtarıcı Türk milleti olmuşsa yine aynısını yapacak gökkubbeyi hainlerin başına geçirecektir. Sevr anlaşmasını yırtan milli ruh yeniden güneş gibi doğacaktır. Kimse ümitsiz olmasın. Kurtuluş yakındır. Başbakan ve hükümetinin yüce divana çıkma günü yaklaşmaktadır.