Erdoğan: 10 yıl önce böyle özgürlük yoktu

Erdoğan, bundan 10 sene önce siyasetçilerin ve yazarların özgür olmadığını söyledi.

Başbakan Erdoğan, Kamu Denetçiği Sempozyumu'nda konuştu.

Erdoğan, burada çok önemli açıklamalar yaptı.

Başbakan'ın konuşmasının satır başları:
 
Erdoğan, devletin birey karşısında güçlü olduğu dönemi geride bıraktıklarını şimdi bireyin devlet karşısında güçlü hale geldiğini söyledi.

Zihniyet değişiminin vakit alacağını biliyoruz. Yavaşlamadan reformlarımızı sürdürüyoruz. Türkiye toplumu yeniliklere açık olmuştur. Bürokrasinin de yenilikleri hızla benimsemesi için kararlığımızdan asla taviz vermiyoruz.Türkiye 1946 yılında çok partili seçimleri yapmıştır. Türkiye içinde bulunduğu zor coğrafyada sandığı, milli iradeyi benimseyen ülke olmuştur. 11 yıl içinde birkaç reformu zikretmek isterim. Olağanüstü hale biz son verdik, vatandaşlıKtan çıkarılanlara haklarını geri verdik. Biz askeri yargının yetki alanının daraltılmasını sağladık.  YAŞ kararlarına karşı yargı yolunun açılmasını biz sağladık. İşkenceye sıfır tolerans dedik ve kararlılıkla uyguladık. kadın haklarının kullanılmasındaki sessiz devrimleri biz gerçekleştirdik Tüm bu reformlar ciddi bürokratik engelle karşılaşmıştır. Bize neler demediler ki. Engelli vatandaşlarımıza her alanda imkanı biz getirdik.

"BUNLARI ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL"

Türkiye'de siyasi parti ve medya bu reformlara karşı çıkarken hükümetimiz bu reformları gerçekleştirmiştir. Bundan 11 yıl önce bir siyasetçinin, bir siyasi partinin her konuda görüş bildirme özgürlüğü yoktu.Ben  bir şiir okuduğum için hapiste yattım. Kimse bunu görmüyor. Sadece bununla kalmadı. Şuanda yazarken çizerken eleştiri sınırlarını aşarak bize hakaret edenleri anlamak mümkün değildir. Küfre varıncaya kadar  yazıyorlar ve hala özgürlüğümüz yok diyorlar. Biz doğru ne ise bu istikamette yürüdük.

"ŞİDDET OLMADIĞI SÜRECE BU HAK KULLANILIR"

Hükümetimiz kısıtlamaları ortadan kaldırmıştır. 11 yıl önce gazetelerde her manşeti atabilmek mümkün değildi. Hükümetimiz medya üzerindeki yazarlar üzerindeki korkuları ortadan kaldırmıştır. Türkiye'de şiddete başvurmadığı sürece vatandaşların haklarını kullanmaları mümkündür. Bizden sonra gelen çıraklar AB 'ne alındı. 11 yılda reformlar yaptık. AB standartlarını yakaladık hatta bunları aştık. 23. ve 24. fasılların açılmasında bizim eksiğimiz yok. Faslı engelleyen Güney Kıbrıs. Güney Kıbrıs'ın konumu bellidir. Özellikle AB'nin bazı çevrelerin hükümetimize karşı karalama kampanyası olmuştur.

POLİS NE YAPSIN?

Tutuklu gazeteciler diyorlar. Bu konuda Avrupa ve dünya kamuoyu yanlış bilgilendirilmektedir. Her şeyi çözdük iddiası içinde değiliz. Dün Almanya'da bulundum. Bize biri yanaştı. Alman polisi yanına yanaştı bileğine sarıldı ve yumrukladı. Kötü örnekleri örnek olarak almıyoruz. Bizim polisimiz dayak yemiştir. Son anına kadar tahammül etmiştir. Biber gazı sıkmak Avrupa mevzuatında var. Belki açısını isabetli kullanmamıştır ama biber gazı kullanılmayacak diye bir şey yok. Su kullanılabilir ama gerçek mermi kullanılamaz. Bunlar karşısında polis ne yapacak? Gerçek mermi ile yaralanan hatta ölen polisler olmuştur. Bu son dönemdeki gösterilerde önümüzde olan  gerçeklerdir.

"YEŞİLE HASTAYIM"

Bunlar görülmeden ülkemiz hakkında kampanyalar sürdürülmüştür. Ağaç söküldü bundan dolayı gösteriler denildi. AB üyesi ülkelerle biz ağaç dikme noktasında rekabetteyiz. İktidara geldiğimizden bu yana ağaç diktik. Avrupa'ya Fransız değiliz. Ağaç sökülmez anlayışı yok. Yeşile hayranım hastayım. Bize çevre düşmanı gibi yaklaşım içinde olmak haksızlık olur. Özellikle bizim gösteri ve yürüyüşlerde hukuk içinde haklarını kullananları koruruz. Onlara karşı tavrın olmasına müsaade etmeyiz. Türkiye'yi dünyaya ifade etme özgürlüğü olmayan olarak lanse edenlerde çözüm sürecine karşı çıkanlar aynıdır.

"BATI NEREDE?"

Şuanda Suriye'de yüz binler öldürülüyor? Batı nerede? Attığı bir adım var mı? Sadece konuşuyor. AB ne yapıyor? AB Mısır'daki darbeye darbe diyememiştir. Darbeyi bize tanımlasınlar. O zaman aklına geldiği zaman böyle darbeler meşrudur. Çoğunluğun azınlığa tahakkümü. Bu konuşuluyor. Yargı niye vardır? Bunları yargılamak için vardır. Sandık niye vardır? Onu indirmek için vardır. Azınlık çoğunluğa tahakküm ediyor. Bakıyoruz ki Danıştay gibi önemli kurumumuz karar alıyor. Bu ülkede başörtülü ile ilgililerle karar. Çıkıyor biri bunu kabul etmiyoruz diyor. Bir taraftan inançlara saygıdan bahsedeceksin bir taraftan yargı kurumunun aldığı kararı üzüntüyle karşılıyıruz diyeceksin. Bu ülkede azınlık konumunda olanlar buna sabrettiler.

DAHA BÜYÜK PROJELER

Halkımız bizi kucakladı, biz de onları… Bu şekilde bu süreci devam ettiriyoruz. Bu reform kararlılığı da buradan geliyor. Biz 76 milyonun tamamına hizmet ediyoruz.

Bürokrasi artık vatandaşı azarlayan bir anlayış değil, vatandaşa hizmet eden bir anlayışla hareket ediyor. Bazı hatalar olabilir bazı aksaklıklar yaşanabilir. Hiçbir vatandaşımızın devlet kapısından boynu bükük dönmesini istemeyiz. Devlet kapısına gülerek girip gülerek çıkmasını isteriz. İnşallah bunlarla yetinmeyip halkımızın karşısına daha büyük hizmetlerle ve projelerle çıkacağız.