Erdoğan’dan Çandar’a: Kimin avukatısın?

Başbakan Erdoğan, Cengiz Çandar'a kızdı: Sen kimin avukatısın?

“100 bin kaçak Ermeni sınır dışı edilebilir” açıklamasına gelen eleştirileri yanıtlayan Erdoğan, “Kaçak lafını çıkardılar, bunlar çirkin oyunlardır. Özür dilememizi tavsiye edenlere söylüyorum, sen kimin avukatısın ya?” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Londra’da yaptığı “100 bin kaçak Ermeni sınır dışı edilebilir” açıklamasının yankıları sürüyor.

Açıklama köşe yazarları tarafından sert eleştirilere hedef olurken, Başbakan Erdoğan bugün köşe yazarlarına yanıt verdi.

Açıklama nedeniyle özür dilemeyeceğini söyleyen sözlerinin “kaçak” ifadesi çıkartılarak amacından saptırıldığını belirtti.

Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bize insaniyet dersi vermek isteyen köşe yazarlarına sesleniyorum. Köşe yazarları bize insaniyet dersi vermesin, bunu vermek isteyenler aynaya baksınlar, öyle bir değerlendirme yapsınlar. Ben sınırdışı edilsin demedim, kaçak kalanlar demiştim. Kaçak lafını çıkardılar, kaçak çalışan sıfatını kaldırarak infial yaratılmak isteniyor, bunlar çirkin oyunlardır. Özür dilememizi tavsiye edenlere söylüyorum, biz kimden özür dileyeceğimizi çok iyi biliriz. Sen kimin avukatısın ya? Doğru sözün avukatı ol.”

İŞTE CENGİZ ÇANDAR’IN ERDOĞAN’I KIZDIRAN O YAZISI

ROMANLARDAN ÖZÜR DİLEDİ

Başbakan Erdoğan, geçen hafta sonunda Roman vatandaşlarla yaptıkları toplantıya değinerek tarihi nitelikte bir buluşma gerçekleştirdiklerini söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:

”Türkiye’nin dört bir yanından gelen yaklaşık 13 bin Roman vatandaşımız ile Abdi İpekçi Spor Salonu’nda buluştuk. Toplantı boyunca coşku bir an eksilmedi.

Burada salona ilişkin iki tespitimi paylaşmak istiyorum. Buna girmeden önce bir şeyi daha paylaşmak istiyorum çünkü köşe yazarı olarak medyada yazan çizenlerin, bakıyorum ki Romanlarla, kaçak olarak Türkiye’de bulunan Ermenileri birbiriyle mukayese ediyorlar. Bu bir defa benim Roman vatandaşlarıma saygısızlıktır. Bunu bir defa çok iyi tespit etmek lazım. Bunun yanında benim Ermeni vatandaşım var ona da saygısızlıktır. Vatandaşlık hukuku içerisinde değerlendirmek ayrı şey, kaçak olarak benim ülkemde bulunmak ayrı bir şey.

Bir defa Roman vatandaşlarım benim vatandaşımdır ve bu ülkede 10 yıllardır vatandaşlık hukukundan dahi bu vatandaşlar istifade edememişlerdir. Bu tespiti de yapacağız. Eğer özür dilenmesi gereken varsa, benim Roman vatandaşlarımdır ve ben onlardan bu devlet adına özür diliyorum. Şahsım adına değil, çünkü benim onlara karşı ilgim, alakam mevcut.

Öncelikle o gün o salonda, tabii bu arada Roman vatandaşım azınlık da değildir. Çünkü bazı Batılılar da Roman vatandaşlarımızı azınlık olarak tanımlıyorlar. Onlar azınlık değil, bu ülkenin asli unsurudur.

Hani benim Kürt kökenli vatandaşlarımı azınlık olarak tanımlayanlar var ya. İşte bunlan hep bilgisizlikten, cehaletten geliyor. Benim Kürt kökenli vatandaşım, bu ülkenin azınlıkları tanımına girmez. Onlar bu ülkenin asli unsurudur. Bunları bir defa birbirinde ayıralım.”

Toplantının olduğu gün, Roman vatandaşların, İstiklal Marşı’nı ne kadar güzel, yürekten ve coşkulu okuduğunu gördüklerini belirten Erdoğan, ”O gün salonda neşe vardı, heyecan vardı, müzik vardı. O gün o salonda kıyafetleriyle, çalgılarıyla renkli kişilikleriyle coşan vatandaşlarım vardı” dedi.

O gün kendisinin, kameraların, fotoğraf makinelerinin, televizyon ekranlarının, gazete sayfalarının fark etmediği, üzerinde durmadığı bir şeyi gördüğünü anlatan Erdoğan, ”O gün o salonda aynı zamanda göz yaşı vardı. Ama bu gözyaşı Romanların sevinç gözyaşıydı. Her biri ilk kez bir hükümet tarafından muhatap alınmış olmanın, ilk kez değer verilmiş olmanın, ilk kez sıkıntılarının, sorunlarını ilk kez bu kadar ciddiyetle ele alınmış olmasının sevincini, mutluluğunu, umudunu yaşıyorlardı” diye konuştu.

Erdoğan, bir süredir, ”demokratik açılımın durduğu, hız kestiği, milli birlik ve kardeşlik projesinin duraksadığı, yavaşladığı, motivasyon kaybettiği” gibi yorumlar yapıldığını ifade ederek, ”Altını çizerek ifade ediyorum, sorunun ne olduğunu bilmeyenler, sorunu görmeyenler, görmek istemeyenler, sorunun farkına varmayanlar, çözüm üretemedikleri gibi çözümü de göremezler, sorunların çözüldüğünü de fark edemezler. Ben bu noktada her bir arkadaşımın da kendisini öz eleştiriye tabi tutmasını, sorgulamasını rica ediyorum.” dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

”Türkiye’deki sorunu gerçekten görebiliyor muyuz, birbirimizi gerçekten anlayabiliyor muyuz, anlama çabası gösterebiliyor muyuz, kendimizi, ötekinin yerine koyup o şekilde düşünebiliyor muyuz? Bizim bu sürecimizi sadece Kürt kökenli vatandaşlarımla çerçevelemeye gayret eden mihraklar var. Bizim bu projemiz veya bu süreç sadece Kürt kökenli vatandaşlarımla ilgili değildir. Bizim bu projemiz, tüm sorun alanlarını kapsayan bir projedir. Bunu sürekli söylememize rağmen, bakıyorsunuz TV kanallarında tartışmaya çıkanların hepsi geliyor işi Kürt kökenli vatandaşlarımın sorunlarıyla bitiriyor, onunla başlıyor onunla bitiriyor.

Bu bir oyundur, bu bir tuzaktır. Ve bu bizim sürecimizi, bu projemiz bu kadar dar kapsamlı değildir.

Eğer, bizler bunu yapıyorsak, biz bu sorunu görüyor ve anlıyor demektir. Niye şimdi benim Roman vatandaşlarımla ilgili konudan rahatsız oluyorlar ki? Diğer sorun alanlarına girildiği için. Niye Alevi Çalıştayı’ndan rahatsız oluyorlar? Farklı bir sorun alanına giriliyor diye. Daha dur bakalım, çok daha farklı sorun alanlarına gireceğiz. İşsizlik sorunu… Açıklandı rakam, 13.5… Bakıyorsunuz bazıları zil takıp oynamaya başladı. Ne oluyor yahu? Dur bakalım. Bu, Aralık ayının işsizlik raporu. İşsizliğin adeta zirve yaptığı ama artık inişe de başladığı dönemdeyiz… İnşallah şimdi yeni gelecek rakamlar, ocak, şubat belki biraz daha sıkıntı devam edecek ama Mart Nisan ile birlikte işin çok daha farklı bir şekilde azaldığını göreceğiz.”