Ermenistan’dan 24 Nisan şark kurnazlığı

Türkiye ile Ermenistan arasında bundan tam 1 yıl önce ilişkilerin normalleştirilmesi için İsviçre’de kapalı kapılar ardında gerçekleştirilen müzakereler başarıya ulaştı.

İki ülke karşılıklı olarak sınır açılması, ticaretin başlaması ve diplomatik ilişki kurulmasına yönelik tavırlarını yazılı metin haline getirerek İsviçre’de ABD, Rusya, İngiltere, Fransa gibi ülkelerin Dışişleri Bakanları ile BM temsilcisinin katıldığı törenle imzalayarak dünyaya, “barışıyoruz” mesajı verdi. Ancak geçen süre içinde hem Türkiye’de hem de Ermenistan’da protokollerin meclislerde onaylanmasına yönelik süreç sekteye uğradı. Ermeni Anayasa Mahkemesi, protokolde öngörülen tarih komisyonunun “soykırım”ın dünyaya anlatılması için kurulacağını, Ermenistan’ın toprak taleplerinden vazgeçmesinin de söz konusu olmadığını belirten bir karar aldı. Türkiye ise Azerbaycan’ın da baskısıyla, Karadağ sorunu çözülmeden protokolün onaylanmayacağını belirtti. Ermeni olaylarının yıldönümü olan 24 Nisan’a sadece 2 gün kala Ermeniler dün kritik bir karara imza atarak protokollerin onay sürecini dondurduklarını açıkladı. Yani Türkiye ile normalleşme resmen rafa kaldırılmış oldu.

“Soykırım” diyecek mi?

İktidardaki koalisyon hükümetinde yer alan parti konseyleri ortak açıklamalarında “Ermenistan tarafının yapıcı çabalarına ve uluslararası toplumun beklentileri, sürekli olarak Türk politikasının ortaya koyduğu önkoşullarla yüz yüze kalıyor. Bu da protokollerin onaylanması sürecini çıkmaza sokuyor” denildi ve şöyle devam edildi: “Ulusal meclisteki siyasi çoğunluk, Türk tarafının, özellikle de Başbakan Erdoğan’ın, protokollerin onay sürecinin doğrudan Yukarı Karabağ ve Azerbaycan sorunuyla bağlantılandıran son günlerdeki açıklamalarının kabul edilemez olduğu görüşündedir. Türkiye önkoşul konulmadan protokollerin görüşülmesine hazır olduğunu bildirene kadar, protokollerin onay sürecinin askıya alınması ve meclis gündeminden çıkarılmasının gerekli olduğu kanısındayız.” ABD Başkanı Barack Obama’nın 24 Nisan’da yayınlayacağı anma konuşmasından sadece 2 gün önce gelen bu manevra ile Ermeniler’in Obama’ya, “Türkiye ilişkileri geliştirmek için bir şey yapmıyor. Konuşmada ‘soykırım’ ifadesini kullan” baskısı yapmayı amaçladığı belirtiliyor. Senatör olduğu dönemde ve başkanlık kampanyası sırasında defalarca “soykırım” diyen Obama, geçtiğimiz yıl olaylar için Ermenice’de kullanılan “Meg Yeghern” ifadesini kullanmıştı.

Türkiye’de de iki ayrı tören düzenlenecek

1915 tehcirinde ölenler için Türkiye’de de iki anma yapılacak. ‘Soykırım’ kelimesinin geçmediği anma programlarından ilki İnsan Hakları Derneği tarafından düzenleniyor. 24 Nisan’da öğle saatlerinde Haydarpaşa Garı’nda düzenlenecek.

Akşam saatlerinde Taksim’de düzenlenecek etkinliği ise “Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De” girişimi organize ediyor. Aralarında çok sayıda yazar, akademisyen ve sanatçının bulunduğu girişimciler yarın akşam 19.00’da Tünel’den Taksim’e yürüyecek. Sözcülüğünü akademisyen Cengiz Aktar’ın yaptığı Dur De girişimi yayınladıkları “Bu acı bizim acımız. Bu yas hepimizin” başlıklı bir bildiride anmanın gerekçelerini şöyle anlattı: “1915’te, nüfusumuz henüz 13 milyonken, bu topraklarda 1,5 – 2 milyon Ermeni yaşıyordu. Trakya’da, Ege’de, Adana’da, Malatya’da, Van’da, Kars’ta… Samatya’da, Şişli’de, Adalar’da, Galata’da… Mahalle bakkalımız, terzimiz, kuyumcumuz, marangozumuz, kunduracımız, yan tarladaki rençberimiz, değirmencimiz, sınıf arkadaşımız, öğretmenimiz, subayımız, emir erimiz, milletvekilimiz, tarihçimiz, bestekârımız… Arkadaşlarımızdılar. Kapı komşularımız, dert ortaklarımızdılar. Trakya’da, Ege’de, Adana’da, Malatya’da, Van’da, Kars’ta… Samatya’da, Şişli’de, Adalar’da, Galata’da… 24 Nisan 1915’te ”gönderilmeye“ başlandılar. Onları kaybettik. Artık yoklar. Çok büyük çoğunluğu aramızda yok. Mezarları bile yok. ”Büyük Felaket“in vicdanlarımıza yüklediği ”Büyük Acı“ ise olanca ağırlığıyla VAR. 95 yıldır büyüyor.

Bu ”Büyük Acı“yı yüreğinde hisseden bütün Türkiyelileri 1915 kurbanlarının anısı önünde saygıyla eğilmeye çağırıyoruz. Siyahlar içinde, sessizce. Ruhlarına yakacağımız mumlarla, çiçeklerle…

Yazarlar ve sanatçılar

Bildiriyi imzalayanlar arasında, Ahmet İnsel, Ali Bayramoğlu, Aslı Erdoğan, Avi Haligua, Ayşegül Devecioğlu, Baskın Oran, Cafer Solgun, Cengiz Aktar, Doğan Tarkan, Eren Keskin, Ferhat Kentel, Garo Paylan, Gülten Kaya, Hakan Tahmaz, Halil Berktay, Hayko Bağdat, Hürriyet Şener, İpek Çalışlar, Lale Mansur, Leman Yurtsever, Mahir Günşıray, Mithat Sancar, Neşe Düzel, Perihan Mağden, Roni Margulies, Semra Somersan, Sezgin Tanrıkulu, Sırrı Süreyya Önder, Şanar Yurdatapan, Tamar Nalcı, Tanıl Bora, Ufuk Uras, Ümit Kardaş, Ümit Kıvanç, Vivet Kanetti, Yasemin Çongar, Yıldız Önen, Zeynep Tanbay gibi isimler bulunuyor.