İbrahim Güçlü: Hukuk ve demokrasi dışındaki çözümlerden uzak durulmalı

Kürt siyasetçi ve yazar İbrahim Güçlü, Batman'daki olayla ilgili BDP-PKK ile Hüda-Par'a seslenerek "Eğer her iki taraf, demokratik yöntemlerle ve sivil araçlarla siyaset yapmak istiyorlarsa, 'kısasa kısas' yolundan, hukuk dışı, demokratik değerler ve usuller dışındaki çözümlerden uzak durmalıdırlar.

Kürt siyasetçi ve yazar İbrahim Güçlü, Batman’daki olayla ilgili BDP-PKK ile Hüda-Par’a seslenerek “Eğer her iki taraf, demokratik yöntemlerle ve sivil araçlarla siyaset yapmak istiyorlarsa, ‘kısasa kısas’ yolundan, hukuk dışı, demokratik değerler ve usuller dışındaki çözümlerden uzak durmalıdırlar.” dedi.

Cihan Haber Ajansı’na (Cihan) konuşan Güçlü, Batman’da bir kişinin ölümüyle başlayan gerginliği değerlendirdi. Olaya ilişkin BDP’lilerin yaptığı açıklamaları eleştiren Güçlü, hükümetle PKK-Öcalan arasında silah bırakılması merkezinde bir süreç başlamasına rağmen, PKK’nın silahı bırakmayacağı, silahlı mücadeleden vaçgemediğinin kesinlikle açığa çıktığını ifade etti.

PKK’nın kendi dışındaki muhalefetin örgütlenmesine izin vermeyeceğini vurgulayan Güçlü, PKK’nın Batman’da öldürülen genci gerekçe göstererek yeni bir saldırıyı başlatma potansiyelini taşıdığına dikkat çekti. Örgütün zaten Nevruzdan sonra taktik gereği kendi silahlı güçlerini, toplumsal düzeyde ve devlet güçleriyle doğrudan karşı karşıya gelmeyecek şekilde dizayn etmiş durumda olduğunu dile getiren Güçlü, BDP’nin PKK olduğunun bir kez daha açığa çıktığını kaydetti.

“HÜKÜMETİ SORUMLU TUTMA GÖRÜŞMELERİ SABOTE ETMEKTİR”

“PKK’nın, Batman’daki gencin öldürülmesinden hükümeti sorumlu tutması, kendisiyle hükümet arasında devam eden silahsızlanma görüşmelerinin tümden sabote edilmesine gerekçe olma özelliğini taşımaktadır.” diyen Güçlü, örgütün stalinist, kemalist, sol otoriter, tekçi, faşizan bir anlayışın sahibi olduğunu belirtti.

Hüda-Par kurulmuş olmasına rağmen halen Hizbullah denilen bir örgüt olduğunu anlatan Güçlü, Hizbullah’ın PKK’ya cevap vereceğine göre, bu cevabı siyasi bir cevap olmadığına göre, silahlı olacağından, Hizbullah’ın silahlı bir güç olduğunun anlaşıldığını ifade etti.

Hizbullah’ın da devlete ve derin devlet güçlerine dayanarak varlığını devam ettirdiğini savunan Güçlü, “Hizbullah, hem kendi dışındaki İslami kesimleri hem de kendi içindeki muhalif İslamcıları katletti. Kemalist devlet, onu PKK’ya, PKK’yı da ona saldırttarak binlerce Kürt yurtseveri ve insanının katledilmesini sağladı. Hizbullah, İslamcılığın otoriter, tekçi, teokratik çizgisini temsil etmektedir. Çoğulculuğa ve demokrasiye karşı bir yapıdır.” diye konuştu.

“FAİLLERİN YARGI KARŞISINA ÇIKMASI İÇİN İŞBİRLİĞİ YAPILMALI”

Geniş toplumsal kesimlerin eskisi gibi bir çatışmayı istemediğinin altını çizen Güçlü, şöyle devam etti: “Dünyadaki, bölgedeki, Türkiye’deki ve Kürdistan’daki değişimler, demokratikleşme ve dönüşüm sürecinde oluşan yeni demokratik bilinçle, PKK/BDP ve Hizbullah/ Hüda-Par ikilisinin eskisi gibi işlerini sürdürme, halk tarafından da onay görme olanakları yoktur. Bunun en somut göstergelerinden biri, PKK’nın geçmişten farklı olarak hemen silahlı saldırı ile öç alma yoluna gidememesidir. Eğer her iki taraf, demokratik yöntemlerle ve sivil araçlarla siyaset yapmak istiyorlarsa, ‘kısasa kısas’ yolundan, hukuk dışı, demokratik değerler ve usuller dışındaki çözümlerden uzak durmalıdırlar. PKK/BDP’li gencin öldürülmesi Hizbullah/Hüda-Par tarafından kabul edilse bile, bunun karşılığı silahlı saldırı, bir ölüme karşı yeni bir ölü olamaz. Demokratik ve siyasi yollarla bu sorunların çözülmesi gerekir. Her iki taraf da Batman’da belirli bir gücü temsil ettiklerine göre, ölüm olayını gerçekleştiren faillerin yargı karşısına çıkması için el ve işbirliği yapmaları gerekir. Karşılıklı tehditlerden uzaklaşmaları gerekir. Bu, karşılıklı tehdit, tehlikeli, insanlık dışı terör ve şiddet mantığının bir sonucudur. İlkel, barbar, vandalist bir yaklaşımdır.”