PEHLİVAN’DAN AÇIKLAMALAR
Pehlivan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İmamoğlu’na “resmi belgede sahtecilik” suçlamasıyla ifadeye çağırdığını hatırlattı. Anadolu Ajansı’nın gerçekleştirdiği habere göre, “İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında üniversite diplomasının sahte olduğuna ilişkin resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma başlatıldı” denildi. Bu süreç, kamuoyunda oldukça geniş yankı uyandırdı. Ancak Pehlivan, “İmamoğlu’nun sunduğu tüm belgelerin gerçek olduğu ortaya çıktı. Savcılık soruşturmasına dayanak yapılan YÖK raporu bile bu belgelerin doğruluğunu onayladı” açıklamasında bulundu. Raporda, İmamoğlu’nun yatay geçiş kriterlerini sağladığı ve sunduğu belgelerin geçerli olduğu ifade edildi.
YARGI TACİZİ İDDİASI
Pehlivan, “Devlet kayıtları belgelerin doğruluğunu doğruluyor. İmamoğlu’nun bu olayda sahtecilik yaptığına dair bir bulgu yok, olayda da sahtecilik yok” diyerek soruşturmanın hukuki temelini sorguladı. “Kendisinin ifadeye gitmek zorunda bırakılmasını yargı tacizi olarak değerlendiriyoruz. Ortada suç unsuru yok. Olsa bile İmamoğlu bu sürecin tarafı değil, savcılığın ifadeye gerek duymaması gerekirdi” dedi.
SAVCILIK YAZISI TARTIŞILIYOR
Pehlivan, geçen hafta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü’ne gönderdiği yazıya da değindi. “Bu diploma uyarısı niteliğindeki yazı teamüllere uygun değil. Savcılık yalnızca kolluk güçlerine talimat verebilir, kamu kurumlarını baskı altına alacak şekilde talepte bulunmamalıdır” ifadeleriyle Savcılığı eleştirdi. Ayrıca, diploma konusunun bazı gruplar tarafından itibar zedeleme kampanyasına dönüştüğünü belirtirken, yargı kurumlarının bu algının bir parçası gibi görünmekten kaçınması gerektiğinin altını çizdi.
YENİDEN GÜNDEME GELEN DOSYA
Pehlivan, soruşturmanın bir CİMER ihbarıyla başladığını ve konunun beş yıl önce kapandığını belirtti. “15 Şubat 2020’de CİMER’e yapılan şikayette, İmamoğlu’nun 1990’da Girne Amerikan Üniversitesi’nden İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş yaptığı ve haksız geçiş iddiasıyla menfaatin geri alınması istendi. Üniversite Mart 2020’de yatay geçişin yasal olduğunu bildirdi. Ancak beş yıl sonra aynı ihbarla Başsavcılık YÖK’ten rapor talep etti” diyerek dosyanın yeniden gündeme getirildiğini savundu.
YÖK RAPORUNA SUÇ DUYURUSU
Pehlivan, YÖK raporuna imza atan ve katkı sağlayan beş kişi hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. “Adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs, görevi kötüye kullanma, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma, resmi belgeyi gizleme, resmi belgede yalan beyan ve iftira suçlarından adli makamlara başvurduk” şeklinde konuştu. Raporda, Girne Amerikan Üniversitesi’nin 1993’ten sonra tanındığı iddiasının yer aldığını, buna karşın belgeler sunduklarını ekledi.
ÇELİŞKİLERİN ORTAYA ÇIKTILDIĞI ÖRNEKLER
Pehlivan, 1991’de Girne Amerikan Üniversitesi’nden mezun olan Kaan Ferah’a ait bir diploma ve 1995’te verilen denklik belgesini gösterdi. “Madem tanınmayan bir okula denklik verilemez, madem yatay geçiş yapılamaz, Kaan Ferah’a neden denklik verildi?” diyerek rapordaki çelişkileri gündeme getirdi. Ayrıca farklı bir denklik belgesiyle ortaya koyduğu durumla ilgili, “Herkese yasal olan İmamoğlu’na gelince mi yasak oluyor?” eleştirisinde bulundu.
TANINMA VE DENKLİK ŞARTLARI
Pehlivan, İmamoğlu’nun yatay geçişinde tanınma ve denklik şartı aranmadığını belirtti. “Taban puan şartı sadece yurtiçi geçişlerde geçerli. Bu düzenleme İmamoğlu’nun geçişinden 23 yıl sonra çıkmıştır. Tanınma ve denklik, 1996’da yasal mevzuata kavuştu, ancak yatay geçiş için bu şartlar ne o dönemde ne de bugün mevcut” diye vurguladı. Kamuoyunu yanıltıcı bilgilere karşı çıktı.