Kılıçdaroğlu: Aslında CHP hiç öyle değil

Kılıçdaroğlu, CHP'nin halkın belleğinde sürekli karşı çıkan bir parti olarak gösterilmek istendiğini belirtti.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin halkın belleğinde sürekli karşı çıkan bir parti olarak gösterilmek istendiğini belirterek, ”Oysa böyle değiliz. Doğru varsa doğruyu destekliyoruz” dedi.

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Gazetecilik Topluluğu’nun davetlisi olarak Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen konferansta konuşan Kılıçdaroğlu, gündemdeki gelişmeleri değerlendirdi.

Anayasa değişikliği teklifinin haftalardır gündemde olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, anayasaların toplumsal uzlaşma metni olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

”Anayasayı eline alan her yurttaş, ‘bu benim anayasam’ demelidir. Anayasalar demokrasiyi ve güçler ayrılığını güçlendirir, otoriter rejimleri değil. Bir toplumsal uzlaşmayla mı anayasa değişikliğini yapıyoruz? Hayır. Bir siyasal partinin mutfağında hazırlıyoruz, beş kişi bir araya geliyor. ‘Biz anayasa hazırlayacağız’ deniliyor, anayasa hazırlanıyor ve sonra deniyor ki ‘biz hazırladık, değiştireceğiz’. Bir anayasa yapıyoruz ama kimseye ‘ne diyorsun’ diye sormuyoruz. Yanlış buradan başlıyor. Uzlaşma kültürünü yerleştirmemiz lazım. Uzlaşma kültürünün yerleşmediği toplumda demokrasiyi sağlıklı oturtamayız. Temel noktalardan birisi bu.”

Öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, bir öğrencinin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın halkın isteklerini yerine getirip getiremediğini sorması üzerine şunları söyledi:

”Bunu bilemem, buna karar verecek olan halk. Her siyasal parti lideri iktidar olmak için halkın beklentilerine uygun politikalar oluşturmak zorundadır. 600 yıllık Osmanlı geleneğini yıkmak zorundayız. ‘Padişahım gel bizi kurtar’ geleneğinden kurtulmak ve kurumlara önem vermek zorundayız. Siyasal partiler de kurumdur. Siyasal partiler kurum olarak ortaya çıkar ve kurum kültürünü yerleştirebilirlerse ‘padişahım gel bizi kurtar’ söyleminin dışına çıkmış olurlar. Örneğin Özal vardı, Anavatan vardı. Demirel, Tansu Çiller vardı, gitti. Neden? Siyasal partiler kurum kültürü içinde oluşmadığı ve bir kişiye endekslendiği için. O kişi gidiyor ve parti bitiyor. Her alanda kurum kültürü oluşturmamız lazım.”

”ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA İLGİNÇ BAZI BELGELERİ AÇIKLAYACAĞIM”

Deniz Feneri e.V davası ile Ergenekon davasındaki gelişmelerin sorulması üzerine Kılıçdardoğlu, Deniz Feneri e.V. davasının mahkemenin aldığı gizlilik kararı gereğince hukuka uygun olarak yürütüldüğünü belirterek, Ergenekon davasında aynı şeyin söz konusu olmadığını söyledi.

Parti olarak Deniz Feneri e.V davasını Almanya’da ve Türkiye’de yakından takip ettiklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, ”Önümüzdeki hafta ilginç bazı belgeleri ben açıklayacağım. Islak imzalı belgeler, öyle diyelim. Ergenekon davası siyasallaştırılmıştır. Hukuka aykırılıklar çok var. Pek çok insan hapiste, fakat neden hapse atıldıklarını onlar da bilmiyor. Yargı üzerinde müthiş baskı var” diye konuştu.

”GENEL BAŞKANLIK GİBİ BİR NİYETİM YOK”

Genel başkan olmak isteyip istemediğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, ”Benim genel başkanlık gibi bir niyetim yok. Bunu çok samimi olarak söylüyorum. Bir kişi ‘ben genel başkan olacağım’ demekle genel başkan olamaz. Bu, farklı bir şey. Halkın beklentisi, partilerin ve kitlelerin desteği olmalı. Lider olmak farklı bir olay” dedi.

CHP’nin uzlaşmaya karşı bir parti olarak gösterilmesinin ve AK Parti ile arasındaki kutuplaşmanın, her iki partinin de işine yarayıp yaramadığının sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, şu cevabı verdi:

”İktidar her yerde söylüyor. ‘Biz ne yapıyorsak CHP hep itiraz ediyor’ diye. Yandaş medya da bunu böyle söylüyor. Halkın belleğinde sürekli karşı çıkan bir parti konumunda gösterilmek isteniyoruz, oysa böyle değiliz. Doğru varsa doğruyu destekliyoruz. Yanlışsa yanlışa da karşı çıkacağız. Bizim dünya görüşümüz ve felsefemiz var. Devlet ayakkabı üretmesin ama Telekom’u da satmasın. Telekom stratejik bir alan. Bunun üzerine söylemlerimizi geliştiriyoruz. Kutuplaşmanın, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisinin işine çok geldiğini biliyoruz. O tuzağa zaman zaman düşüyoruz. Bu tuzağa düşmememiz gerekir diye düşünüyorum.”