Küçük de Ergenekon ‘modasına’ uydu!

"Hakkımdaki kuvvetli suç şüphesi nedir? Bana suçumu söyleyin" sorusunu E.Tuğgeneral Veli Küçük de sordu.

Ergenekon davalarında tutuklu sanık Tuncay Özkan’ın başlattığı ve bundan sonra birçok sanık tarafından da kullanılan “Hakkımdaki kuvvetli suç şüphesi nedir? Bana suçumu söyleyin” sorusunu tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük de sordu.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın bugünkü duruşmasında, Ergenekon ana davasından gelen evrakların okunmasının ardından sanıklar ile avukatların taleplerinin alınmasına başlandı. 28 aydır tutuklu olduğunu hatırlatan tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Veli Küçük, “Hakkımdaki kuvvetli suç şüphesi nedir bir açıklayın.” diye konuştu.

Kendisinin Türk milliyetçisi olduğunu söyleyen Küçük, “Ermeniler ‘Azerbaycan topraklarından çekilsin’ dedim diye buradayım. Dünya Azerbaycanlılar Kongresi’ne başkan seçildiğim için buradayım. Amerika’nın istediği gibi İran’da Azerileri ayaklandırsaydım burada olmazdım. Böyle bir gücüm var mı? Abartıldım. Böyle bir gücüm yok. Ben onun için buradayım. Bana kuvvetli suç şüphesini söyleyin. Vatan için buradayım. Bunun için çarpışacağım. Veli Küçük’ün suçunu söyleyin.” dedi.

Küçük, “Bana deyin ki ‘Senin hala açıklık kazanmamış telefon görüşmelerin var, şöyle bir şüphen var. Örgüt yöneticiysem, kime bağlıyım, kim bana bağlı? Bana ’10 bin kişiye kalpak giydirip Meclis’e gidecekmişsin’ deyin. ‘Danıştay’a saldırmışsın’ deyin. Danıştay’a saldıranlar mertçe söylüyor; ‘Gittim şu nedenle vurdum’ diyor. Alparslan Arslan ‘ben yaptım’ diyor. Arslan kamu görevi yapan bir avukat. Arslan beni arasa dese ki ‘benim şöyle bir sıkıntım var. Gözümü kırpmadan çağırır, kapımı açar, onunla çay içerdim. Bu durumda Danıştay’a saldırmış mı olacaktım?” diye sordu.

1991’de Ağrı’da alay komutanı olduğu sırada Turgut Özal’ın ölümünden bile sorumlu tutulduğunu öne süren Küçük, “Bu şaklabanlığa bir son verin. Ben bir çiftçi ailenin çocuğuyum. Altı delik ayakkabı ile 14 yaşında askerin karavanasını yemeye başladım. Askeri mekteplerde bize öğretilen bir şey vardı. ‘Cepheden geri dönülmez. Ya şehit ya da malul’ olursun’ denildi. Benim revirdeki dosyam 200’ü buldu. Hastalıklara sığınmıyorum, ‘ameliyat olacaksın’ diye tutturdular, ‘olmam’ dedim.” şeklinde konuştu.

Sanıkların taleplerinin alınmasına devam ediliyor.