Ludford: Mahkemenin kararı ‘korkunç’

Anayasa Mahkemesi'nin askere sivil yargı yolunu açan düzenlemeyi iptal etme kararını, 'korkunç' ve 'şoke edici'

Avrupa Parlamentosu üyesi İngiliz milletvekili ve aynı zamanda Lord unvanını taşıyan Sarah Ludford, Anayasa Mahkemesi’nin askere sivil yargı yolunu açan düzenlemeyi iptal etmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Avrupa Parlamentosu üyesi İngiliz milletvekili ve aynı zamanda Lord unvanını taşıyan Sarah Ludford, Anayasa Mahkemesi’nin askere sivil yargı yolunu açan düzenlemeyi iptal etme kararını, ‘korkunç’ ve ‘şoke edici’ olarak değerlendirdi.

Askeri mahkemelerin sadece askerin ordu içindeki ‘disiplin’ suçlarına bakmakla yükümlü olduğunun altını çizen Sarah Ludford, “İngiltere’ye baktığınız zaman burada da askeri mahkemeler var ama bu mahkemeler sadece disiplin suçlarına ve savaş alanındaki düzenlemeler ve görevlendirmelere bakar. Türkiye’deki durumu tarif etmek çok zor. Disiplin dışındaki normal suçları ilgilendiren konularda ordunun yargı sistemi üzerinde hiç bir rolü olamaz.”dedi.

Aynı eleştiriyi ABD’de Guantanama üssüyle ilgilide de dile getirdiğini anlatan Sarah Ludford “Guantanamo’da hala yasal olmayan bir şeklide tutulan esirlerin ABD’de askeri mahkemelerde yargılanacağı konuşulunca, yine aynı şekilde bu öneriyi eleştirdim. Amerika’da da askeri mahkemelere karşı çok büyük eleştiriler var. Nitekim ABD Başkanı Barack Obama, bu kişilerin askeri değil sivil mahkemelerde yargılanacağını açıkladı. Bu da doğru bir karardı. Şimdi Türkiye’de Anayasa Mahkemesi sivillere karşı suç işleyenlerin askeri mahkemelerde yargılanmasına karar verdi. Neden iki başlı, iki sınıflı bir yargılama sistemi, bir adalet sistemi getiriliyor ?”görüşlerini açıkladı.

ERGENEKON OLAYININ ÜZERİNE GİDİLSİN

Normal bir demokratik Avrupa ülkesinde ordunun hükümete değil, hükümetin orduya emir verdiğine işaret eden Ludford, Ergenekon ve son geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan ‘Balyoz’ planı iddialarına da değindi: “Kesinlikle ordu kendi etrafında dönen Ergenekon ve diğer darbe iddialarıyla ilgili sivil yargıya ifade vermelidir. Maalesef tekrar söylüyorum anayasanın bu davranışı korkunç bir adım oldu. Bu kararı değerlendirirken çok iyimser olamıyorum. AB Komisyonu da bu karardan ötürü büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Sonuç olarak, Türk anayasal sistemi, Türkiye-AB ilişkilerine yardımcı olmayan faktörlerden biridir.”

MEVCUT ANASAYA AB STANDARTLARINA UYMUYOR

DTP’nin kapatılmasının Türkiye’de anayasal değişikliğinin aciliyetini bir kez daha gösterdiğini anlatan Ludford, AK Parti’nin de bir dönem kapatılmaktan kıl payı kurtulduğunu ama hala değişiklikler için somut bir adım atamamasının da yadırganacak bir durum olduğunu söylerdi. Anayasanın AB standartlarına uymadığını belirten Ludford, “Anayasanın hala değiştirilmemiş olması Avrupa Konseyi tarafından da kınandı. Bu anayasa Avrupa standardının demokratik sistemine uymuyor. Anayasanın DTP’yi kapatma kararında kendine özgü bir sebebi vardır ama bu mantıklı görünmüyor. Türkiye’deki siyasi parti işleyişi önünde engel oluşturuyor. Türkiye Anayasası Türkiye-AB ilişkilerine yardımcı olmayan faktörlerin en başında geliyor.”şeklinde konuştu.

CHP’DEN ÇOK AK PARTİ’NİN YAPTIKLARINA SEMPATİ DUYUYORUM

Sarah Ludford, konuşması sırasında Türkiye’de ana muhalefet partisi CHP’yi de sert bir şekilde eleştirerek, “Beni asıl şaşırtan olay, laik ve liberal bir siyasetçi olmama rağmen sözde laik olduklarını iddia eden muhalefet partisi CHP’den ziyade Başbakan Erdoğan’ın yaptıklarına daha çok sempati duyuyorum. CHP, Türkiye’nin canlı ve modern bir Avrupa ülkesi olma süreci önünde modası geçmiş bir tutum sergiliyor. Açıkçası ana muhalefet partisinin oynadığı rol, tam bir hayal kırıklığı diyebilirim.”itirafında bulundu.

TÜRKİYE’DE ATATÜRK’ÜN MİRASINI ÜSTLENENLER ŞİMDİ ÖZGÜRLÜKLERİN GENİŞLETİLMESİNE KARŞI

CHP’yi Türkiye’de özgürlüklerin genişletilmesinin önünde esnek olmamakla suçlayan AP üyesi Sarah Ludford, şöyle devam etti: “Türkiye’de Atatürk’ün mirasını taşıdıklarını iddia edenler bugün insan haklarının ve özgürlüklerin genişletilmesine karşı isteksiz olmaları beni şaşırtıyor. Siz iki kimliğinizle yine de çok iyi bir vatandaş olabilirsiniz. Türk ama aynı zamanda İngiliz vatandaşı olan da var. Neden Türk vatandaşı Kürt olmasın ya da neden Kürtlerin kendi kimliklerini ifade etmeleri sorun edilsin. Bunu anlayamıyorum. Türkiye’de ana muhalefet partileri ülkenin Kürtlerle bir işbirliğine gitmelerine karşılar. Ana muhalefet partisi, daha çok siyasete sık sık müdahale etmekle bilinen askerle ilişkisi var.”

TÜRKİYE AB ÜYESİ OLACAK

Son olarak kendisinin Türkiye’nin AB üyesi olmasını çok istediğini ve bunun gerçekleşeceğine inandığını dile getiren Ludford şunları söyledi: “Türkiye’nin AB üyesi olmasına büyük destek veriyorum. Ben iyimserim. Türkiye çok büyük bir değerdir AB için. Demokrasiyi istemek Türk halkının kendi iradesiyle istediği bir hak olmalıdır. Türkiye’nin AB’ye ekonomik ve stratejik büyük katkısı olacaktır. Sadece ekonomik değil, Türkiye’nin Ortadoğu’daki konumu, kendi bölgesindeki ülkelerle ilişkisi ve enerji alanındaki avantajlarını ve genç nüfusunu düşünecek olursak çok büyük bir değerdir. Tarihi konumuyla Türkiye’nin üyeliği, Avrupa’nın dünya ile ilişkilerinde büyük bir katkısı olacaktır.”