MÜSİAD gecesine damga vuran 2 detay

MÜSİAD'ın 10. ekonomi basını başarı ödülleri gecesinde Ömer Vardan, 'tıkır tıkır çalışan demokrasi' talebinde bulunurken Başbakan Yardımcısı Babacan, ekonomi yazarlarının şapkalarına dikkat çekti.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, Türkiye’nin geçmiş yıllardaki büyüme trendini yakalamasının elzem olduğunu, bu büyümenin sağlanabilmesi içinse ”Tıkır tıkır çalışan bir demokratik düzene” ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

MÜSİAD’ın düzenlediği 10. Ekonomi Basını Başarı Ödülleri töreninde konuşan Vardan, faaliyetlerini özellikle ekonomi ekseninde tasarlayan ve iş dünyasının nabzını tutarak, ülke ekonomisine olumlu katkı yapmaya çalışan bir kurum olarak ekonomi basınının insan hayatında oldukça önemli bir yer tuttuğuna inandıklarını belirtti.

Ekonomi basınının, ülkenin tamamı için önemli sorumluluklar taşıdığına inandıklarını, sorumluluk mevkinde olan toplumun her kesiminin de 2009 yılında yaşananlardan dersler almak durumunda olduğunu vurgulayan Vardan, şunları söyledi:

”Gelin hep beraber 2023 hedeflerimize koşalım. Bu hedeflere odaklanalım ve bunlara ulaşmak için neler yapmamız gerektiğini tartışalım. Tam tersine, ülkede kaos oluşturacak yönetimlere yönelik müdahale düşünce ve teşebbüslere zihinlerde yer vermeyelim. Bunların modern dünyada olabileceğini aklımızdan çıkaralım. Herkesin imreneceği, herkesin gıptayla bakacağı, refah seviyesi yüksek, insanları mutlu bir ülke olabilmek için neler yapmamız gerektiğini tartışalım.

Sistemde hata varsa onları düzeltelim. İnsanlar, bu ülkede kazanıp, harcamaktan, kazandıklarına göre vergilerini vermekten memnun olsunlar. İleriye dönük, ailelerinin, şirketlerinin de hedefleri ve hayalleri olsun. Tabii ki, şunu da unutmayalım. Hiç kimse, hiçbir ülke yerinde durmuyor. Ülkeler arasında, firmalar arasında kıyasıya bir rekabet yaşanıyor. O halde biz de, pozisyonumuzu rakip ülkelere kaptırmadan, hatta önümüzdekileri de bir bir geçmek üzere stratejiler belirleyelim. Bizim bu yolda yürümemizi engelleyen neler varsa onlardan kurtulalım.”

-”ÇOĞULCU BİR DEMOKRATİK ANAYASA’YA İHTİYACIMIZ VAR”-

Ömer Cihad Vardan, demokrasinin tam işlemediği yerde ekonominin de yürümediğini özellikle 2007 yılından bu yana ”herkesin yaşadığını ve gördüğünü” anlatarak, bütün bu yaşananlardan ”herkesin demokrasiden başka alternatifi düşünme lüksü olmadığını anladığını” belirtti.

Vardan, ”Ülkemizde geçmiş yıllardaki büyüme trendini yakalamamız, bizim için elzem. Bu büyümeyi sağlayabilmemiz için ise ‘tıkır tıkır çalışan bir demokratik düzene’ ihtiyacımız var. Bunun için de insan hak ve özgürlükleri temelinde işleyecek, yargı reformuna, kamu yönetimi reformuna, eğitim reformuna ve yeni, sivil, çoğulcu bir demokratik anayasaya ihtiyacımız var” diye konuştu.

Bugün gelinen noktada, dünyanın başına musallat olan finans kaynaklı krizden, Türkiye’nin, mali yapısı, birçok ülkeye nazaran oldukça iyi durumda çıktığını ifade eden Vardan, bunun yanında eksikler ve bir miktar hasar olduğunu anlattı.

Vardan, özellikle reel sektörde sıkıntıların bir kısmının, düne göre azalmakla birlikte halen devam etiğine işaret ederek, yükselen ekonomilerle mukayese edildiğinde Türkiye’nin yıldızının parlamakta olduğunu kaydetti.

Özellikle Orta Vadeli Planın açıklanmasından sonra ortaya çıkan gelişmelerle Türkiye’nin kredi notlarının yükseltildiğini görmenin ileriye dönük olarak umut verici olduğunu dile getiren Vardan, buna, mali kural uygulamasının da eklenmesiyle beraber, Türkiye’nin kredibilitesinin daha da artacağına inandıklarını belirtti.

Vardan, bunun da, bu son krize kadar, hayatında krizle hemen hiç tanışmamış ülkelere nazaran Türkiye’nin, bir kaç adım önde olacağı anlamına geldiğini söyledi.

Vardan, şunları kaydetti:

”Bununla beraber, yeni yatırımların yolunun açılması ve yüzde 14’lere varan işsizliğe bir çare bulunması bağlamında yabancı sermaye girişinde tekrar artışın başlaması gerekmektedir. Tabi ki burada da yabancı yatırımcıya güven vermek esastır. Unutulmamalıdır ki yabancı sermaye, güvenli, adaletli ve istikrarlı olan yerlere gelir. Huzursuzluk ortamında yatırım beklemek ise hayaldir. Burada da biraz önce bahsettiğim reformlar ve onlar içinde de özellikle yargı reformu oldukça stratejik önemi haizdir.

Bir de bu yabancı sermayenin, büyümeye olumlu katkı sağlayacak, katma değeri yüksek yatırımlar niteliğinde olması gerektiği de akıldan çıkarılmamalıdır. Bütün bunlara ilaveten, ülke kalkınması için, ihracat pazarlarımızı çeşitlendirmemiz ve bu pazarlara uygun ürün çeşitliliğini yakalamamız önem arz etmektedir. Geçtiğimiz bir yıl içinde net olarak gördük ki, biz Türkiye olarak eğer ihracatımızın çoğunu yaptığımız klasik batılı pazarlar haricinde alternatiflerimizi oluşturmaya başlamasaydık, bu pazarlardaki taleplerin düşmesiyle küresel krizin bize etkileri oldukça yıkıcı olabilecekti.”

BAKAN BABACAN: KİM HANGİ ŞAPHA İLE YAZI YAZIYOR

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, seçim ekonomisi terminolojisini lügatlardan çıkarmak istediklerini söyledi.

Babacan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından düzenlenen ”10. Ekonomi Basını Başarı Ödülleri”nin dağıtıldığı törende, dünyada, küresel ekonomide kademeli yavaş bir toparlanmanın başladığının görüldüğünü, ancak bu toparlanmanın olağanüstü desteklerle süren bir toparlanma olduğunu kaydetti.

Yoğun bakıma alınan bir hastaya yoğun ilaç tedavisine başlanmasıyla hastanın biraz düzeldiğini, ancak yoğun bakımdan normal odaya alındığında eski haline döndüğünü anlatan Babacan, alınacak tedbirlerin uzun süre devam etmesinin de tüm sektörlerde yan etkilerinin olacağını ifade etti.

Birçok ülkenin yavaş yavaş Türkiye’nin 6 ay önce yaptığı gibi çıkış stratejilerine başlaması gerektiğini belirten Babacan, işsizliğin pek çok ülkede çoğalmasının getirdiği olumsuz bir tablonun olduğunu ve işsizliğin çoğaldığı ülkelerde iç pazar tüketiminin arttığını söyledi.

Böyle bir ortamda mutlaka ihtiyatlı politikalar uygulamak gerektiğinin altını çizen Babacan, ”Sadece ‘bir yıllığına şöyle politikalar uygulayayım, hızlı büyüyeyim’ dememek lazım. Bizim ortaya koyduğumuz orta vadeli program sadece bir yılı değil, iki yılı üç yılı kapsıyor. Devletler en az 10 yıllık perspektifte neyi yapacak, neyi yapmayacak bunu açıklamış olacak. Bugün hep Türkiye’de vadelerin kısalığından söz ediyoruz. Bunun asıl nedeni Türkiye Cumhuriyeti’nin devletinin uzun vadeli perspektif verememesi. Biz bunu orta vadeli programla yaptık” diye konuştu.

Ali Babacan, Türkiye ekonomisinde özellikle reel sektördeki gidişatı farklı verilerle takip ettiklerine değinerek, bu verilerin son üç dört aydır toparlanmanın reel sektörde de başladığını gösterdiğini kaydetti.

Bu verilerden en önemlilerden birinin ”çek”ler olduğuna dikkati çeken Babacan, çek yazılma oranının bu yıl Ocak Şubat aylarında ortalama yüzde 4 civarında olduğunu belirtti.

Babacan, 2011 yılının seçim yılı olduğunu hatırlatarak, ”Seçim ekonomisi terminolojisini lügatlardan çıkarmak istiyoruz. Bunu daha önceki seçim dönemlerinde de gerçekleştirdik” dedi.

-”KAYBEDERSEM BANKA HİSSEDARLARI DÜŞÜNECEK DEMEYECEK”-

Önümüzdeki dönemin dünyada düzenin yeniden kurulacağı, ülkelerin güvenilirliğinin, istikrarının yeniden algılanacağı bir dönem olacağını belirten Babacan, toz duman yatıştığında kriz öncesi dünya ekonomik tablosuyla sonrasındaki tablonun çok farklı olduğunun görüleceğini söyledi.

Türkiye’nin krizden daha güçlü bir şekilde çıkacağını, kriz öncesi ve sonrasıyla mukayese edildiğinde çok daha büyük artılarla bu dönemden çıkacağını vurgulayan Babacan, gelişmiş ülkelerde konuşulan, tartışılan ne kadar reform varsa çoğunun Türkiye’de tamamlandığını ifade etti.

Bankacılık Yasası ile banka sahipleri ve yöneticilerinin kişisel sorumluluk alanlarına işaret eden Babacan, ”(Kazanırsam bonus alayım, kaybedersem bankanın zararı, ceketimi alıp çıkarım…) Elini taşın altına koyduğu zamanki o sızıyı biraz hissedecek. (Kazanırsam benim, kaybedersem banka hissedarları düşünecek) demeyecek. 2001 krizinin acısını da yaşayan bir ülke olarak, çok ağır bedeller ödeyen ülke olarak zamanında reformları gerçekleştirdik. O bedeller öyle bedellerdi ki milli gelirimizin üçte biri… O günlerin bedelini hala taksit taksit ödüyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin ileriye dönük sorunlar yaşamaması için aldıkları tedbirlerin altını çizen Babacan, ”Biz hesabımızı kitabımızı iyi yapalım. Sonra Allah korusun bir şey olursa arkamızı döneriz bakarız ki kimse kalmamış, yapayalnızız” dedi.

-”BİR ŞEYLER YAZIYOR, ÇİZİYOR, SAMİMİ Mİ”-

Gittikçe dünyaya açılan ekonomide ekonomi basınının yerinin çok önemli olduğunu dile getiren Babacan, bugünlerde özellikle dünyanın içinden geçtiği ciddi küresel kriz ortamında ekonomi basınının çok daha büyük önem taşıdığını ve sıhhatli bilgilerin doğru ve zamanında geniş kitlelere ulaşması gerektiğini söyledi.

Hayali bir iyimserlik yaymamak gerektiğine dikkati çeken Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Ama gerçekleri doğru bir şekilde anlatmak, ideolojik perspektiflerden sıyrılıp gerçekleri doğru şekilde halka anlatmak önemli. Yazarken, çizerken hangi şapkayla yazıyoruz? Akademisyen, gazeteci, şirket ortağı, banka danışmanı,banka yönetim kurulu üyesi, yatırımcı…? Bugünlerde Vedat Bey, SPK bunun üzerinde kafa yormaya başladı? Çok önemli. Bir şeyler yazıyor, çiziyor, bir şeyler söylüyor ama bu gerçekten samimi, doğru bir analiz mi? Yoksa ‘şöyle bir yönlendirmeye çalışayım, arkadan kendi adıma, şahsım adına olumlu bir sonuç mu ortaya çıksın?’ Buna da çok dikkat etmek gerekir. Şüphesiz Türk basını bu konuda çok büyük yol katetti.”

MÜSİAD tarafından ekonomi basınını teşvik etmek ve başarılı çalışmaları desteklemek amacıyla 2000 yılından bu yana düzenlenen Ekonomi Basını Başarı Ödülleri, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın da katıldığı törenle sahiplerine dağıtıldı.

MÜSİAD Merkezi’nde yapılan törende EBBÖ Jüri Özel Ödülü, tarafsız ve doğru haber ilkesi ile Anadolu Ajansı’na verildi.

Anadolu Ajansı adına ödülü, Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Dr. Hilmi Bengi aldı.

Hilmi Bengi, yaptığı konuşmada, ”Anadolu Ajansının 90. yılında böyle bir ödülü almak bizim için onur vesilesidir. Anadolu Ajansı, Türk basınında ekonomi servisini ilk kuran kuruluşların başında geliyor. Bu ödülü Anadolu Ajansı çalışanları adına alıyorum. Ekonomi basını, Anadolu Ajansı haberlerine değer veriyor. Onları da tebrik ediyoruz. Ancak çoğu kez arkadaşlarımızın imzaları kullanılmasa da Anadolu Ajansı haberleri Türk basınında değer görüyor. Anadolu Ajansını bu ödüle layık gören MÜSİAD’a ve jüri üyelerine teşekkür ederim” dedi.

Ödüller için 150’nin üzerinde haber değerlendirilirken, toplam 11 kategoride ödül verildi.

Jürinin yaptığı değerlendirmede yılın ekonomi haberi ödülü ”Bankaların ortak soygun noktası” haberiyle Yeni Şafak gazetesinden Müge Bezirci’ye, yılın reel sektör haberi ödülü ”Artvin-Gürcistan arası yaya ticareti yıllık 1 milyar dolar” haberiyle Akşam gazetesinden Deniz Çiçek’e, yılın ekonomi araştırma haberi ”Ekonomistlerin krizi” haberiyle Infomag dergisinden Ergün Meriç’e, yılın ekonomi röportajı ödülü ”Küresel kriz, kapitalizme balans ayarı yapıyor” röportajı ile Zaman gazetesinden Turhan Bozkurt’a, yılın ekonomi kulisi haberi ödülü ”Varlık barışında 8,5 milyar liralık Sülün Osman paniği” haberiyle Star gazetesinden Hüseyin Özay’a, yılın ekonomi yazarı ödülü Zaman Gazetesi’nden Doç. Dr. İbrahim Öztürk’e, yılın ekonomi yayını ödülü Para dergisine, yılın internet sitesi ödülü ”www.ekoayrinti.com”a, yılın ekonomi programı ödülü ”Piyasalarda bugün” ile Habertürk TV’den Özlem Dalga’ya verildi.

Bu arada, MÜSİAD Yönetim Kurulu Özel Ödülünü, Türk Hava Yolları aldı.