S-400’ler için Erdoğan’dan iddialı açıklama

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, S-400 konusunda geri adım atılmayacağını belirtti.

Rusya’dan satın alınan ve Amerika Birleşik Devletleri’nin tepki gösterdiği S-400 savunma sistemleri ile ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan açıklama geldi.

Erdoğan, “Bizim ülkemizin güvenliğini teminat altına almamız lazım” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Meydanlarda halkımın teveccühünü çok iyi görüyorum. Artık final dönemlerine geliyoruz. Ankara, İstanbul, İzmir mitinglerini yapacağız. Bu mitinglerde de Sayın Bahçeli ile Cumhur İttifakı’nın iki tarafı olarak oralarda birlikte olacağız. Oralardan da vereceğimiz mesajlar inanıyorum ki sürece pik yaptıracaktır.” dedi.

Erdoğan, Show TV, Bloomberg HT ve HaberTürk TV ortak yayınında gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Bir spor spikerinin, stajyer muhabir olduğu 1993’te kendisiyle arasında geçen diyaloğu anlattığı videoyu izleyen Erdoğan, yapılan sürprizden memnun olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyaset yaşamına, ilçe başkanlığı, il başkanlığı süreçlerine değindi. Erdoğan, İstanbul’da Bakırköy’den ayrılan ilçelerde belediye başkanlıklarını kazandıklarını dile getirerek, “Ondan sonra o belediyeler hala bizdedir. Bağcılar, Esenler, Güngören, Kağıthane… Sultanbeyli, zaten belde olduğu andan itibaren öyleydi. Belediyecilikte altyapı bizde oluştu. O günden bu güne arkadaşlarımız buraları hiçbir zaman kaptırmadılar. Bu belediyeler alındığında gerçekten çöp, çukur, çamurdu. Siyasetteki bu süreç, 1994 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığıyla taçlandı. Yerel hizmetlerdeki ilk hamlemizdi. 1999, bir şiir okuma nedeniyle cezaevine girişimiz ve ondan sonra cezaevinden çıkış… Cezaevinden çıktıktan sonra partimizi kurduk. 16 ay sonra da yüzde 34,4 oy oranıyla Parlamentonun yüzde 63’ünü aldık.” diye konuştu.

Cezaevinde olduğu sırada kendisine mektup yazan, o zaman 11 yaşındaki Burak Soylu ile 20 yıl sonra buluştuğu videoyu izleyen Erdoğan, cezaevindeyken kendisine gelen mektuplara tüm gece, sabah namazına kadar cevap yazdığını, yaklaşık 10 bine yakın mektuba cevap yazdığını ve gittiği yerlerde yazdığı mektuplarla karşılaştığını anlattı.

Erdoğan, Türkiye’nin mukadderatıyla her zaman ilgilendiğini ve kendisini olaylardan tecrit etmediğini belirterek, “Memleketimin özellikle karşı karşıya kaldığı bağımlılık tuzağıyla hep mücadele ettim. Siyasi hayatımın özünde daima ülkemi büyütmek, özgürleştirmek ve ‘Bu özgürlük mücadelesinde benim payım ne olur? Nerelere, nasıl varırız? Milletime hizmet yolunda altyapısıyla, üst yapısıyla ülkemde nelere nasıl varırız? Terör belasıyla mücadelede yerim ne olabilir?’ vardı. Eğer ben siyasetin içindeysem burada bir şeyleri paylaşmam lazım, bunun için de en önemli alan nedir? Siyaset. Gençlik kollarından itibaren siyasetin içinde yer aldık, daha sonra zembille siyaset alanına girmedim.” ifadelerini kullandı.

Cezaevinden çıktıktan sonra AK Parti’yi kurduklarını hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“17 yıldır partimiz, her girdiği seçimden birinci parti olarak çıktı ve gerçekten Parlamento seçimlerinde de yerel seçimlerde de bu başarı, bu grafik aynen bu şekilde devam ediyor. İnanıyorum ki yine bu seçimlerde de… Meydanlarda halkımın teveccühünü çok iyi görüyorum. Artık final dönemlerine geliyoruz. Ankara, İstanbul, İzmir mitinglerini yapacağız. Bu mitinglerde de Sayın Bahçeli ile Cumhur İttifakı’nın iki tarafı olarak oralarda birlikte olacağız. Oralardan da vereceğimiz mesajlar inanıyorum ki sürece pik yaptıracaktır. Halkımız bizi buraya taşıdı. Biz de halkımızı bu ülkede iktidarın merkezine taşıdık. Halkımızla iç içe olduk. Hep söylediğim şudur, ‘Efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik.’ Hiçbir zaman gurur, kibir bizim işimiz değil. Biz tevazu ehli olmaya mecburuz. Bugün vesayetçiler, halk düşmanları değil, bizimle beraber halk iktidarda. Daha önce halkın iktidarı diye bir şey yoktu. ‘Halkçıyız.’ demekle halkçı olunmuyor. Kalkıp da halkının ensesine tokadı atan, halkçı olamaz. ‘Oy varsa hizmet var.’ demek suretiyle bir büyükşehirin belediye başkanı olacaksın, ondan sonra halkçı olacaksın. Böyle halkçılık olmaz. Bütün bunlar bir gerçeği gösteriyor. Halkımız da aldı bizi buralara getirdi. Biz de halkımızı bu ülkede iktidarın merkezine taşıdık. Bugün vesayetçiler artık kesinlikle iktidarda değil ve olamayacaklar da ama halkımız iktidarda ve iktidar olmaya da devam edecek.”

“VESAYETÇİ ODAKLARLA MÜCADELE ETMİŞ BÜTÜN SİYASİ AKTÖRLERİN YENİ BİR HÜKÜMET SİSTEMİ TALEBİ OLMUŞTUR”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu sistem istediğiniz noktaya doğru geliyor mu yoksa biraz daha zamana mı ihtiyacı var?” sorusuna, şu karşılığı verdi?

“Bizim bu getirdiğimiz sistem Osmanlı’dan itibaren çalışan ve Osmanlı’dan sonra da gelen siyasetçilerin bu konuda bekledikleri bir zamanlama vardı. Bizim bu yönetim sistemini yani başkanlık sistemini getirmek… Gazi Mustafa Kemal, başkanlık sistemiyle yönetmiştir ama bunu kimse dillendirmiyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye’nin demokratik siyasetinin en güçlü projelerinden biri. Kabul ederler veya etmezler, hepsi bunu dillendirdi. Bunu Demirel, Erbakan, Türkeş dillendirdi. Türk siyasetinde vesayetçi odaklarla mücadele etmiş bütün siyasi aktörlerin yeni bir hükümet sistemi talebi olmuştur. Ben de o zamanlarda, belediye başkanlığı dönemleri de dahil hep bunu dillendirmişimdir. Zaten aslında belediye başkanlıklarına, hele hele büyükşehirlerde bakarsanız bunlar başkanlık sistemidir. Bunun getirisi ülke, millet için getirisi çok çok farklıdır, faydalıdır. Bunu gördük. Şu önemli, ‘Bu anında hemen neticesini vermeye başlar mı? derseniz, tabii anında bu neticeyi vermeyecek. Sistemler ülkelerde on yıllar alır. Biz şu anda öyle çalışıyoruz öyle çalışıyoruz ki… Kabinem ağırlıklı bürokratlardan, teknokratlardan oluşan bir kabine değil, tam aksine piyasa tecrübesi yerinde olan arkadaşlarımdan oluşuyor. Onlarla beraber yürütüyoruz. Bürokratik vesayeti de ortadan kaldırmamız lazım. Eğer bunu başarabilirsek, o zaman netice almamız daha da hızlanacaktır. Hedef nedir? Daha az bürokrasi, daha hızlı karar alma imkanı böylece güçlü bir yürütme, güçlü bir icra ortaya koymamız lazım. Bu şimdi doğdu. Bundan sonra bunu daha da zenginleştirmemiz lazım. Bunu zenginleştirdikçe netice çok daha farklı olacak.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Ben hiçbir siyasi partiye oy verene ‘terörist’ ifadesini kullanmadım. Siyasetin bu kadar acemisi değilim.” dedi.

Erdoğan, “beka” konusundaki soru üzerine, Türkiye’nin terörle mücadelesinde asker, polis, sivil çok büyük kayıplar verdiğini belirterek, “Türkiye güçlenip bağımsız adımlar attıkça, bir yıpratma savaşıyla hep karşı karşıya kaldı.” dedi.

“Bu beka savaşında en önemli muhataplar belli, içeride PKK ile çok ciddi mücadeleler verildi, DHKP-C var, FETÖ’cüsü var, DEAŞ bir sızma hareketi yapmaya çalıştı. Sınırların öbür tarafına gidiyorsunuz, PKK’nın yan kolları, YPG, PYD gibi terör örgütleri var. Bütün bu terör örgütleriyle bir mücadele ki bunların hepsi aslında bir beka mücadelesinin terör koalisyonuna tam manasıyla bir tanım getiriyor.” diyen Erdoğan, bunlara karşı mücadele verdiklerini vurguladı.

Erdoğan, muhalefetin Türkiye’nin beka sorunu olmadığını söylediğini aktararak, “Peki PKK’yı, YPG’yi, PYD’yi, FETÖ’yü, DEAŞ’ı nereye koyacaksın? Bunları yok mu farz edeceğiz? Bunlar olmadan yaşanan bir Türkiye mi var diyeceksiniz? Şimdi ana muhalefetin başındaki zat bunu söylüyor, ‘Türkiye’nin beka mücadelesi diye bir sorunu yoktur.’ Hatta daha da ileri gidiyor, ‘Türkiye’de Suriye’nin içinde bulunan YPG, bizi mi vuracak?’ diyor. Lafa bak. Bu kadar bir insan bakar kör olabilir mi?” değerlendirmesini yaptı.

Yerel seçimlerle “beka” vurgusunun çelişip çelişmediğinin sorulması üzerine Erdoğan, “Demokrasiyi yerelde hazmedemezseniz, genelde bunu yaşayamaz ve hazmettiremezsiniz.” dedi.

NTV