Sinema Yönetmeni Uçakan: İkinci bir Muhteşem Yüzyıl filmi yapamadık

Ünlü yönetmen Mesut Uçakan, vatandaşın televizyon veya sinema gibi görsel saldırılara karşı haklı bir duruş sergilediğini söyledi.

Ünlü yönetmen Mesut Uçakan, vatandaşın televizyon veya sinema gibi görsel saldırılara karşı haklı bir duruş sergilediğini söyledi. Uçakan, “Sinemanın içerisinde olan biri olarak, bu tavırları haklı; fakat son derece yetersiz buluyorum.”dedi. Yıllarca bu konularda harekete geçilmediğiniden yakınan Uçakan, başka alanlara milyarlar akılırken, toplumda tepki çeken ‘Muhteşem Yüzyıl’ dizisinin karşısına istenildiği gibi ikinci bir ‘Muhteşem Yüzyıl’ filminin çıkartılmadığını kaydetti. Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Adana Şubesi’nin davetlisi olarak şehre gelen sinema yönetmeni Mesut Uçakan, Hasan Usta Kebap Salonu’nda düzenlenen toplantıda konuştu. Muhteşem Yüzyıl dizisinden önce de sinemada çok büyük olayların olduğunu kaydeden Uçakan, “Recep İvedik gibi son derece içi boşaltılmış, hem sinema, hem de fikir ve haya adına berbat bir film bile gelmiş geçmiş en büyük hasılat rekorları kırdı. Ama sustuk. Çok daha gerilere gittiğimiz zaman pek çok örnek karşımıza çıkar. Sinema ve televizyon oluk oluk bizim yatak odalarımıza kadar girdi. Sadece günümüzdeki gençliği değil, bizleri; koca bir nesli aldı götürdü. Sustuk. 35-40 yıldır sinemada kendi inançlarımıza dayalı mücadele edelim dedikçe hep sahipsiz kaldık. Kendi tırnaklarımızla bir şeyler yapmaya çalıştık. Ondan sonra bunlardan şikâyet ediyoruz.” şeklinde konuştu. Muhteşem Yüzyıl ve benzeri bazı filmlerde tarihi saptırıcı sahnelerin ekrana çıkartıldığını açıklayan Uçakan, tartışmaları süren Muhteşem Yüzyıl örneğini izlediğinde gerçekle alakası olmayan yönleri tespit ettiğini belirtti. İkinci bir Muhteşem Yüzyıl filminin yapılmasının zorunlu hale geldiğinin altını çizen Mesut Uçakan, şunları söyledi: “En güzel cevap bu olacaktır. Çünkü demokratik ortam içerisinde biz sürekli sözünü ettiğimiz ‘Osmanlı’nın torunlarıyız. Yüzde 99 Müslüman bir milletiz’ bir ortam yok. Bu tepkiler aslında filmlerin daha çok seyredilmesine yol açıyor. Çoğu ‘Müslüman’ım’ diyen çevrelerin çoğu maalesef bu dizileri izliyor. At izinin, it izine karıştığı bir ortamda -doğrusu yapılanları bile- acaba bir şey anlattı mı? diye bakmaya çalışıyorum. Dizinin protestosu bana lokal geliyor. Halkın çok daha köklü bir karşı duruş sergilemesi lazım.” Tarihi filmlerin iki tür tavrın çıktığına işaret eden Uçakan, bunlardan birinin belgesel şeklinde, diğerinin ise serbest uyarlama anlatım biçiminin olduğunu kaydetti. Özgürlük alanları dikkate alınarak tarihin istenildiği gibi ‘kesilip biçilebilmesinin’ tartışıldığına işaret eden Uçakan, “Mustafa Altıoklar’ın, İstanbul Kanatlarımın Altında filmi çıktığı vakit, orada 4. Murat ‘kafası dazlak, homoseksüel, içki içen biri’ olarak gösterilmişti. Ben bunu ‘tarihe saygısızlık’ diye eleştirmiştim. Herkesin tarihe saygı göstermesi lazım.”açıklamasını yaptı. “10 MİLYON İNSANIN HÜNGÜR HÜNGÜR AĞLAMASI LAZIM” Bir yönetmenin yapıtını ‘Şöyle, böyle olmuş.” diye teknik olarak eleştirmek istemediğini ifade eden ünlü yönetmen Mesut Uçakan, hassasiyetinin tarihe vurgu noktasından kaynaklandığını dile getirdi. Uçakan, sözlerine şöyle devam etti: “Bir Recep İvedik gibi bir filmi.. Onu çekenler için, Şahan Gökbakar’a bir şey demiyorum. Onlar bir olayın fotoğrafını çekiyorlar. Bu ortamda böyle bir meşru hakları da var. Recep İvedik tiplemesi için diyorum.. Ve şu benzetmeyi yapıyorum: Eskiden def ile iri yarı ayılar oynatılıp, para toplanırdı. Şimdi ona benzer iri yarı bir adam çıkartıyorlar, her tarafı kıllı.. Bu ne sanattır, ne fikirdir, ne toplum meselesidir. Bundan öyle bir yaralanmış vaziyetteyim ki; en az 10 milyon insan bir meydanda toplanıp, hüngür hüngür ağlaması lazım. Nasıl oluyorda böyle bir film gelmiş geçmiş en büyük hâsılat rekorları kırıyor. Bu halka ne oldu… Biz ölümsüzlük sırrı, imtihandan bahsediyoruz, kimse dönüp bakmıyor.” Geçmişten buyana sinema ve televizyonun önemine vurgu yaptığını aktaran Mesut Uçakan, şimdi insanların günde 4-5 saatini TV başında geçirdiğini bildirdi. Koca bir milletin adeta TV’ne esir hale geldiğini anlatan Uçakan, “Bu adeta bir tapınmadır. Tapınma nedir? İnsanın bütün algı ve konsantrasyonunu karşı tarafa vermesidir. Öyle bir tapınma söz konusu. Haliyle çoçuk, genç ve yaşlısı bu dizi ve filmlerle eğitiliyor. Halen bu dizilerin toplumun üzerindeki etkilerini konuşmak bile, bana çok geride kalmış olarak geliyor. Bir merkezden yönlendiren bu filmler. Çünkü bilinçaltına yerleşiyor. Bir merkezden yönetilmiş gibi çocuğu esrar, sigara, fuhuşa ve alkole yöneltiyor.” yorumunu yaptı. AGD Adana Şube Başkanı Abdulaziz Kıranşal ise yaptıkları araştırmalarda toplumda adeta sosyal bir çöküntünün yaşandığını söyledi. Televole kültürüyle büyüyen çocuk ve gençlerin dezenformasyon hummasına tutulduğunu anlatan Kıranşal, uyuşturucu ile tanışma yaşının 12’ye indiğini aktardı. Kıranşal,”Artık iki elimizi başımıza koyup kara kara düşünme vakti gelmiş ve geçmiştir. Bu tahribatın giderilmesi noktasında herkese görevler düşmektedir.”dedi.