Tarihi İzmir yangını ve ‘Pacific’ dizisi

Yapımcılığını Steven Spielberg ile Tom Hanks'in üstlendiği, ABD'de yayına giren 'The Pacific' adlı dizi filmin üçüncü bölümünde Türklere iftira atılması, tarihçilerin tepkisini çekti.

Araştırmacı yazar Yaşar Aksoy ve tarihçi yazar Mustafa Armağan, Kurtuluş Savaşı’nda İzmir’i, Türklere yâr etmemek için Ermeni terör örgütlerinin yaktığını belgeleriyle ortaya koydu. Şehrin Türkler tarafından yakıldığı ve 400 binin üzerinde Rum’un öldürüldüğüne yönelik iddiaların koca bir yalandan ibaret olduğunu belirten tarihçiler, bunların altında Ermenilerin, sözde soykırım iddialarını güçlendirme hayalleri olduğunu vurguladı.

1910 yılına ait bir yerleşim haritasına göre Birinci Kordon, Cumhuriyet Bulvarı, Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Talatpaşa Bulvarı lüks mahallelerden oluşuyor ve ‘Frenk mahallesi’ olarak biliniyor. Bu semtlerde en çok Fransız levantenler, hemen arka kısımdaki Şair Eşref Bulvarı ve Kahramanlar semtinde ise Rumlar oturuyordu. Basmane ve Çankaya’da ise Ermeniler bulunuyordu. Arap Fırını çevresine yerleşen Türkler ise sadece beden gücüyle çalışıyor, yani hamallık veya çiftçilik yapıyordu. Diğer gruplar ise ticaretle uğraşıyordu.

Ayrıca, İzmir’e ilk banka 1847 yılında levantenler tarafından kurulurken, ilk ticaret mahkemesi ise 1862’de hayata geçirildi. İzmir Ticaret Odası 1885, İzmir Ticaret Borsası 1891’de açıldı. Aynı yıllarda şehir sınırları içinde 25 bin civarında konut olduğu saptanırken 5 bin 260 dükkân, 2 bin 553 mağaza, 27 fabrika, 449 kahvehane, 66 meyhane, 35 gazino, 27 lokanta, 142 işhanı ve 20 otel olduğu biliniyor. İzmir’in yanmasından sonra fabrika sayısı 10’a düşerken, meslek bilmeyen Türklerin uzun yıllar bocaladığı belirtiliyor.

Bu bilgilerden sonra ‘İzmir’i kim yaktı ?’ sorusuna açıklık getiren tarihçiler, Türk ordusunun İzmir’e geleceğinin kesinleşmesiyle Ermenilerin bulunduğu Basmane’de 13 Eylül 1922’de dört yerde yangın çıktığını, üç gün boyunca rüzgârın da etkisiyle bütün şehri kapladığını anlatıyor. Sırp asıllı Avusturya vatandaşı olan dönemin itfaiye komutanı Paul Grescowich’in, kundakçıların Ermeniler olduğunu, yangın sırasında İzmir’de bulunan ABD’li mühendis Mark Prentiss’in de Türklerin böyle bir şey yapmayacağını, çünkü en fazla zararı yine kendilerinin göreceğini, bu sebeple yangını Ermenilerin çıkardığını söylediği aktarılıyor.

İZMİR YANGINININ İLK HUKUKî HESAPLAŞMASI LONDRA’DA YAPILDI

Tarihçi yazar Mustafa Armağan, 1924 Aralık ayında Londra Yüksek Adalet Mahkemesi’nde ilginç bir dava görüldüğünü kaydediyor. Armağan, davayı açan tarafın Amerikan Tütün şirketi olduğunu, sebep olarak da Guardian sigorta şirketinin, 1922 Eylül’ündeki İzmir yangınında oluşan zararın tazminini istemesi olduğunu söyledi. Sigorta şirketinin, yangının savaş halinin bir sonucu olduğu gerekçesiyle ödeme yapmaktan kaçındığı belirtilen miktar yaklaşık 100 milyon dolar. Bunu ödemek istemeyen şirketin, şahitlerin hayatta olduğu o dönemde bu bilgileri kayıt altına aldırdığını belirten Armağan, böylece İzmir yangınının ilk hukukî hesaplaşmasının Londra’da yapıldığına dikkat çekti.

Mahkemede çeşitli milletlerden şahitlerin, Türklerin şehrin etrafını kordon altına alarak halkı eşkıyadan korumayı amaçladığını itiraf ettiğini ifade eden Armağan, İzmir’de yangından önce ve sonra tek bir şiddet olayı yaşanmadığını aktardı. Davanın, 19 Aralık’ta açıklanan kararının sigorta şirketi lehine olduğunu belirten Mustafa Armağan, tütün şirketinin tek kuruş tazminat alamadığını kaydetti. Armağan, yangında kastî bir eylem tespit edilemediği gibi savaş hali sebebiyle kimin çıkardığının da bilenemeyeceği kararına varıldığını anlattı.

İZMİR YANGINININ ÇIKIŞ SEBEBİYLE İLGİLİ DÖRT İHTİMAL

İzmir yangınının çıkış sebebiyle ilgili dört ihtimal olduğunu vurgulayan tarihçiler, ‘Kendi kendine yanmıştır’, ’30 Ağustos büyük yenilgisinden sonra her yeri, her şehri, her kasabayı, Uşak ve çevresini, Manisa’yı ve tüm kasabalarıyla çevresini yaka yaka İzmir’e ulaşan Yunan ordusu yakmıştır’, ‘Şehri savaş sonucu ele geçiren Türkler, İzmirli Hristiyanlardan kurtulmak için yakmıştır’ ve ‘Ermeni terör örgütü yakmıştır’ seçeneklerinin tek tek ele alınması gerektiğini belirterek şunları kaydediyor:

“Nasıl ki koca bir şehrin yangınını söndürme görevini üstlenmiş olan itfaiye teşkilatı büyük bir organizasyonsa, o yangını çıkarmak işi de yine büyük organizasyondur. Hele şükür ki elimizde binlerce sayfalık belgeyle İzmir İhtilâlci Ermeni Komitesi isimli, ünlü Taşnak’ın bir fraksiyonu olarak çalışan ve 1900’den itibaren şehir içiyle tüm ilçe ve beldelere kadar yayılan ihtilâl, terör, suikast, soygun, gasp, darp ve cinayet suçlarıyla Osmanlı’nın İzmir yönetimine silahla direnen ve saldıran bir büyük organizasyonun varlığını ispatlayabiliyoruz.”

Bu açıdan ilk iddianın doğru olmadığının belgelerle ortaya koyulduğunu, ikincisinin de Yunan ordusunun 9 Eylül sabahı şehri terketmesi sebebiyle mümkün olmadığı belirtilerek, yangının 13 Eylül günü öğle saatlerinde çıktığı hatırlatılıyor. ‘Türkler yaktı’ iddiası ise kazanılan bir şehir yakılmayacağından anlamlı değil. Son ihtimalse Ermenilerin yakması. Ermeni teröristlerin itfaiye müdürüne, şehri yakmadan Türklere teslim etmeyeceklerini bildirdiği ve bunun kayıtlarda bulunduğunu belirtiliyor. En büyük deliller olan Greskoviç, Prestiss ve Dumasmill raporları incelenmesi halinde gerçeklerin açıkça ortaya çıkacağı vurgulanıyor.

The Pacific adlı dizi filmin de bu anlamda sözde soykırım iddialarını güçlendirmek amacıyla dev bütçeyle çekildiğini, bu sayede Ermenilerin kamuoyu oluşturarak, Türklerin başta Kurtuluş Savaşı olmak üzere birçok konuda soykırım yaptığına dair iftiralar atmak istediği hatırlatılıyor. Türklerin karalandığı dizinin üçüncü bölümünde, Avusturalya’daki bir Amerikan askerinin, Rum bir aileye, “Neden buraya geldiniz ?” sorusuyla başlayan ve ailenin en yaşlısının, Türklerin bütün şehri yaktığını, annesinin, kendilerini, yüzerek bir gemiye bindirdiğini, kendisininse binemediğini anlatmasıyla iftira propagandası devam ediyor.