Taşkınlarda 20 yılın faturası: 487 ölü

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye'de 1989 yılından bu zamana kadar 384 su taşkını olduğunu, bu taşkınlar sonucu 487 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen ‘2. Milli Taşkın Sempozyumu’ Afyonkarahisar’da başladı. Korel Termal Otel’de başlayan sempozyumun açılışında konuşan Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, su taşkınlarında vatandaşların hayatını kaybetmesinin çok acı olduğunu kaydetti.

Ateşin düştüğü yeri yaktığını hatırlatan Eroğlu, “İnsanların kaybı ve diğer canlıların kaybını dikkate almak lazım. Neticede bu zaman zarfında 502 bin hektarlık alan sular altında kaldı. Bu taşkınların zararı da 2,1 milyar dolar. Çok büyük bir kayıp.” dedi.

Taşkınların olma nedenlerinin başında yağışların geldiğini dile getiren Eroğlu, “Uzun dönemde yağması gereken yağışlar 48 saatte aniden düşüyor. Gerçekten bu yağışların elbette rolü var. Bir yılda düşmesi gereken yağışın neredeyse 3’de biri 48 saatte düşmüş. Netice bu taşkın. Bu taşkında, yağışların dışında insanların da etkisi var. Ağaçlandırma yapılmaması, ağaçlar ile arazilerin tahrip edilmesi. Dere yataklarına kaçak inşaatların yapılması. Dere yatağının içine bina yapılıyor. Bunun dışında, bir takım kamu kurum ve kuruluşlarının yaptığı sanat yapıları dediğimiz köprüler, merfezler de büyük etken oluyor. Belediye başkanlarımızın ise bir hastalığı var. ‘Yol kazanacağım’ diyor. Ne yapacaksın? ‘Dere yatağının üzerine kapatacağım’ diyor. Kapatılan her dere oraya felaket getirmiştir. Bunu çok açık söylüyorum.” diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın genelgesi olduğunu hatırlatan Eroğlu, dere yataklarının üzerinin kapatılmasının kati surette yasak olduğunu söyledi. Kapatan belediye başkanları hakkında da yasal işlem yapılacağını dile getiren Eroğlu, “Ben yol kazanacağım diye bir dere yatağının kapatılması kadar yanlış bir şey yoktur. Bir diğer husus da pek çok yerde köprülerin gabarisi dediğimiz; gerek yükseklikleri gerekse genişlikleri kafi gelmiyor. Köprüler yapılırken sadece suyun geçmesi hesaplanıyor. Peki sel sulu ile gelen buzdolabı, yatak, ağaçlar bu köprüden nasıl geçecek. Ayrıca, dere yatağında bir dolgu veya rast gele bent yapımı oluyor. Bunlar dere yatağını daraltıyor. Bunlar da çok tehlikeli. Öte yandan yol yapan da yamaca doğru gitmiyor da dere yatağına doğru giderek yol yapıyor. Bakın dere yatağını işgal ederseniz, su gelir dereyi tekrar geri alır. Bu tabiat kaidesidir.” şeklinde konuştu.

Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarı Hasan Zuhuri Sarıkaya da suyun, kontrol altına alınmaması halinde bereket özelliğini yitirerek felakete dönüşebileceğini söyledi. Sarıkaya, bu yüzden suyun gücünden doğru yararlanılması gerektiğini bildirdi.

Doğal olarak Türkiye’nin, taşkın ve sel felaketi olması açısından riskli ülkeler arasında olduğunu dile getiren Sarıkaya, bunun üstüne bir de insanların yanlış yapılaşma, imar planlarına uyulmaması sebebiyle büyük taşkınlar meydana geldiğini kaydetti. Eylül 1957’de Ankara Hatip Çayı’nda meydana gelen taşkında 185 vatandaşın hayatını kaybettiğini hatırlatan Sarıkaya, 7-8 Ağustos 1998’de Trabzon Köprübaşı Beşköy taşkının da 50, Temmuz 2002’de Rize Güneysu’da 32, Eylül 2009’da İstanbul Silivri Çatalca’da 35 vatandaşın hayatını kaybettiğini bildirdi.

Afyonkarahisar’da bugün başlayan ‘2. Milli Taşkın Sempozyumu’, 24 Mart 2010 Çarşamba günü sona erecek.