TOKİ’den yüzde 15 indirim kampanyası

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, müjdeli haberi verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TOKİ ile ilgili vatandaşların merakla beklediği açıklamayı yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Türkevi’nde dikkat çeken mesajlar verirken cumhuriyet tarihinin en geniş konut projesiyle ilgili yeni bir müjdeyi de paylaştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ziyareti sonunda New York’ta Türkevi’nde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Putin’in kısmi seferberlik ilanıyla ilgili konuşan Erdoğan, Ukrayna-Rusya arasında gerçekleşen esir takasına da değindi.

Yunan Bakan’ın “‘İstanbul’da bir dönem sayıları 100 bini geçen Rum topluluğu bugün nasıl 5 binin altına düşüyor önce bunu anlatsınlar” sözlerine yanıt veren Erdoğan, “Biz kendi dönemimiz içerisinde hiçbir Rum’u ülkemizden sürmedik. Ama onların şu anda Batı Trakya’da bizim vatandaşlarımıza, soydaşlarımıza yaptıkları zulmün haddi hesabı yok” diyerek tepki gösterdi.

TOKİ’den ev alanlara yeni bir müjde veren Erdoğan kampanyaya başvuranların sayısını da açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları şöyle; Birleşmiş Milletler 77. Genel Kurulu genel görüşmelerine katılmak üzere gerçekleştirdiğimiz New York ziyaretimizi tamamladık. Hamdolsun son derece verimli, yoğun bir ziyaret oldu. Çeşitli vesilelerle Amerika’daki vatandaşlarımızla bir araya gelmeye bilhassa önem verdik. Burada faaliyet gösteren Türk sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle buluştuk, hasbihal ettik. Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi tarafından organize edilen yemekte vatandaşlarımızla kucaklaştık. Tüm temaslarımda vatandaşlarımızın 2023 seçimlerini coşkuyla beklediklerini müşahede etmekten büyük bir mutluluk duydum.

“ATILIMLARIMIZ BİR ÇOK ÜLKE TARAFINDAN İLGİ VE GIPTAYLA İZLENMEKTEDİR”

Pazartesi günü Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından düzenlenen Eğitimin Dönüştürülmesi Zirvesi’ne iştirak ettim. Bu kapsamda Türkiye’de eğitim öğretimde yaşanan dönüşümü dünya liderleriyle paylaştım. Eğitim alanında bugüne kadar attığımız devrim niteliğindeki adımları, önümüzdeki döneme yönelik taahhütleri anlattım. Atılımlarımız birçok ülke tarafından ilgi ve gıptayla izlenmektedir.

Bu yılki Genel Kurul genel görüşmeleri “İç İçe Geçmiş Sınamalara Dönüştürücü Çözümler İçin Dönüm Noktası” teması altında yapıldı. Dünyamızda önemli gelişmelerin, bilhassa ekonomi, gıda ve enerji gibi alanlarda ciddi sınamaların yaşandığı bir dönemde bu Genel Kurul gerçekleştirildi. Bu toplantı Ukrayna-Rusya savaşının ardından yapılan ilk Genel Kurul olması bakımından da ayrı bir önem taşıyor. Genel Kurul’a, görüşmelerin ilk gününde altıncı konuşmacı olarak hitap ettim. Konuşmamda uluslararası barış ve güvenliği doğrudan ilgilendiren meseleler hakkındaki görüşlerimizi ortaya koydum. Aynı şekilde yaşanan adaletsizliklere, eşitsizliklere dünyanın kayıtsız kalma lüksünün artık kalmadığına dikkat çektim.

SETA tarafından düzenlenen etkinlikte ABD’li düşünce kuruluşu temsilcileriyle bir yuvarlak masa toplantısı icra ettik. Burada da benzer görüşlerimi mevcut gelişmeler ışığında Türkiye’nin bölgesinde ve dünyada ne denli önemli bir rol oynadığını özellikle vurgulayarak tekrarladım. Kendilerinin de Türkiye’nin kritik rolünü ziyadesiyle müdrik olduklarını gördüm.

NEW YORK’TAKİ TEMASLAR

Sayın Biden tarafından düzenlenen resepsiyona da iştirak ettim. Ardından da TAİK ve DEİK tarafından ABD iş dünyasının temsilcilerinin iştirakiyle düzenlenen etkinliğe katıldım. Bu toplantıda katılımcılarla Türkiye ekonomisi, Türkiye’ye yatırım imkanları ve ikili ekonomik ilişkilerimiz hakkında fikir alışverişinde bulunduk.

Tabii Birleşmiş Milletler Genel Kurulu genel görüşmeleri çok sayıda ikili görüşme ve temasa da imkân sağlıyor. Ziyaretimiz vesilesiyle Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri yanında bazı devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Devlet Başkanı düzeyinde Libya, Guatemala, Finlandiya, Kırgızistan ve Avusturya liderleriyle bir araya geldim. Gürcistan, Almanya, İspanya, Japonya, Lübnan ve Birleşik Krallık başbakanlarını kabul ettim. Genel Kurul hitabımın ardından da aynı binada Katar Emiri, Kazakistan, Kore Cumhuriyeti cumhurbaşkanları ve Bangladeş başbakanıyla sohbet ettik. Bunlardan Birleşik Krallık, Japonya, İsrail ve Guatemala liderleriyle ilk kez yüz yüze görüşme fırsatı bulmuş olduk. Ayrıca ABD Kongresinin üç ayrı üyesini, FIFA Başkanı’nı ve Dünya Yahudi Kongresi Başkanı’nı kabul ettim.

Açılışını geçen sene gerçekleştirdiğimiz Türkevi binamız, görüşmelerimize ev sahipliği yaptı. Buradaki Türkevi gerçekten çalışmalarımızın güzel bir neticesi oldu. Hamdolsun Amerika’da Birleşmiş Milletlerin tam karşısında böyle bir Türkevi’ne sahip olmak Allah’ın bize bir lütfu. Biz esbaba tevessül ettik, neticesini de aldık. Şimdi de burada bütün liderlerle yaptığımız görüşmelerle çalışmalarımızın neticesini görüyoruz.

New York’ta gerçekleştirdiğim temasların uluslararası gündemde ülkemiz açısından önem taşıyan konularda mevcut tartışmalara katkı sağladığına inanıyorum. İstişarelerimiz ve görüşmelerimiz, bu konulara ilişkin tutum ve önceliklerimizin uluslararası toplumun dikkatine getirilmesi bakımından çok çok yararlı oldu.

Türkiye’nin bölgesel ve küresel meseleler hususundaki görüşlerinin giderek daha geniş bir çevrede destek bulmaya başladığını görüyoruz. Medya ve entelektüel çevrelerdeki tartışmalar yanında her Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bizimle benzer görüşleri dile getiren liderlerin sayısı artıyor. İnşallah büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası sürecinde mesafe kat ettikçe küresel barışa, huzura, refaha olan katkımız daha da çoğalacaktır.

SORU-CEVAP

PUTİN’İN KISMİ SEFERBERLİK İLANI

Rusya Devlet Başkanı Putin kısmi seferberlik ilan etti; “Batı Rusya’yı bölmeyi hedefliyor, böyle bir durumda biz de her türlü silahı kullanırız” şeklinde bir açıklama yaptı. Bölgede gerilim yeniden yükselmeye başladı. Siz Amerikan PBS televizyonuna verdiğiniz röportajda “Putin’in de aslında bu işi artık bir an önce bitirmenin gayreti içinde olduğunu anladım” demiştiniz. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda önemli bir açıklama yaptınız ve “Her iki tarafa da krizden onurlu çıkış imkânı verecek makul ve adil uygulanabilir bir diplomatik çözümü beraberce bulmalıyız” diye dünyaya seslendiniz. Siz her defasında “Dünya beşten büyüktür” diyerek aslında daha etkili bir Birleşmiş Milletler kurumunun gerekliliğini de sürekli dile getiriyorsunuz. Aslında yaşanan tüm bu süreç Birleşmiş Milletler için de bir sınama. Bu hatırlatmaların ardından sorum şöyle; taraflara nasıl bir onurlu çıkış sağlanabilir? Putin’in bu yeni açıklamaları sizi şaşırttı mı? Son gelişmelerle ilgili değerlendirmenizi rica edeceğim.

Bu savaşın her iki ülke halkına, bölgeye, dünyaya ödettiği bedeller ortada. Hiç kimse bu bedeli daha da artırma anlayışında olmamalı. Ancak biz attığımız adımlarla bir noktada mutluyuz. Örneğin rehinelerin değişimi konusunda bugün adımlar atıldı. Sayın Putin ve Sayın Zelenskiy ile yürüttüğüm diplomasi trafiği neticesinde Rusya ve Ukrayna arasında 200 savaş esirinin mübadelesi bugün gerçekleşti. Türkiye’nin arabuluculuğunda gerçekleşen bu esir mübadelesi savaşın sonlandırılması yolunda önemli bir adım. Rusya ve Ukrayna arasında barışın tesisine yönelik çabalarımız devam ediyor. Esir mübadelesine imkân verdikleri için Sayın Putin ve Sayın Zelenskiy’e teşekkür ediyorum.

UKRAYNA-RUSYA ARASINDAKİ REHİNE TAKASI

Bu süreçte gayret gösteren bütün arkadaşlarıma da teşekkür ediyorum. Bu gelişme de bizi ciddi manada mutlu etti. Bu konuda gerek Sayın Putin gerek Zelenskiy, her iki taraf da bizim attığımız bu adımı bir yerde kolaylaştırdılar. Şu anda bu süreci ilgili arkadaşlarımız takip ediyor ve karşılıklı olarak da bu rehinelerin takası başlamış vaziyette. Biz Türkiye olarak en başından beri barışın tesisi için gayret gösterdik. Diplomasiyi her zaman ve her şartta önemsedik, önemsiyoruz. Uluslararası hukuk çerçevesinde ilkeli ve vicdanlı bir duruş sergiledik. Bölgesel ve küresel krizlerde arabulucu ve istikrarlaştırıcı bir rol oynayacağımızı ifade ettik. Küresel arabulucu rolümüz ve diplomasideki lider konumumuz bizi daha çok inisiyatif almaya zorluyor.

OK ÇOK MUTLU KILIYOR”

Türkiye diyaloğun ve diplomasinin gücüne baştan beri inandı ve bunu da ispatlamaya çalıştı. Türkiye diyaloğun ve diplomasinin gücüne inandığının neticesini de şimdi bu rehine mübadelesiyle almış durumda. Bu bizi ayrıca çok çok mutlu kılıyor. Diğer taraftan, 24 Şubat’tan itibaren her fırsatta Rusya’ya askeri operasyonlarını durdurma ve güçlerini Ukrayna’dan çekme çağrısında da bulunduk. En son Semerkant’taki görüşmemizde bunları yine ifade ettik. Barış yolunun açılması yönünde gerek Rusya ve Ukrayna liderleri gerek dünya liderleri nezdinde çeşitli girişimlerde bulunduk. Barış ve istikrarı sağlamak için çabalarımızı bundan sonraki süreçte de devam ettireceğiz. Örneğin döner dönmez hemen tekrar liderleri arayarak telefon diplomasimizi kendileriyle sürdüreceğiz.

“HEPSİNİN BU KANALI ZORLAMASI LAZIM”

Tabii burada yine arkadaşlarımın muhataplarıyla diyalogları devam ediyor. Özellikle Birleşmiş Milletlerin de aynı şekilde inisiyatif alarak sorunun çözümü için daha fazla çaba göstermesi gerekiyor. Ne yazık ki Birleşmiş Milletler, savaşı sona erdiremediği, akan kanı durduramadığı gibi, savaşın sonucu olarak ortaya çıkan enerji ve gıda krizlerine bir çözüm de bulamamıştır. Bu konuyla ilgili Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin tahıl koridorunun oluşmasındaki çabası Birleşmiş Milletlere olan güveni biraz olsun tazeledi ancak savaşın sona erdirilmesi yönünde daha çok çaba gösterilmesi gerektiği de kuşkusuz. Bu sadece benim değil tüm dünya liderlerinin ortak gayretiyle olması gereken bir süreç. Hepsinin bu kanalı zorlaması lazım. Yani Sayın Putin’le az veya çok bir hukuku olanın, kendisiyle bunları görüşmesi ve bu kapıyı zorlaması lazım. Zelenskiy ile de aynı şekilde. Yoksa kalkıp da bu liderlere yönelik çok daha farklı negatif yaklaşımlar sergilemek beklediğimiz sonucu getirmez. Tam aksine buradaki ölümler, buradaki tahribat daha da artar diye düşünüyorum.