‘Ülkemiz dar ve gergin gündemden sıyrılıp enerjisini kalkınmaya yönlendirmeli’

Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Başkanı Rızanur Meral, "Ülkemiz en kısa zamanda dar ve gergin gündeminden sıyrılıp tüm enerjisini birlik içinde kalkınmaya yönlendirmelidir.

Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Başkanı Rızanur Meral, “Ülkemiz en kısa zamanda dar ve gergin gündeminden sıyrılıp tüm enerjisini birlik içinde kalkınmaya yönlendirmelidir. Zira ülkemiz sıcak sularda seyrediyor, ekonomimize yönelik ciddi ikazlar ve sinyaller geliyor, bunlara odaklanmamız gerekiyor. İçeride ve dışarıda atılması gereken çok önemli adımlar var. Son dönemdeki gelişmeler ışığında özellikle dış politikada alınacak kararların orta ve uzun vadede ekonomimize etkilerinin öngörülmesi gerektiğini düşünüyoruz.” dedi.

Başta Cumhurbaşkanı seçimi olmak üzere ülke gündemi ile ilgili değerlendirmelerde bulunan TUSKON Başkanı Rızanur Meral, “Seçim neticesinin milletimize hayırlar getirmesini niyaz ediyoruz. Seçim akşamı Başbakan’ın yaptığı konuşmada verdiği kapsayıcı mesajları izledik. Daha önceki balkon konuşmalarda da yer alan kapsayıcı olma taahhüdünün bu sefer yerine getirilmesini bekliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Önümüzdeki sürecin önemli ekonomik riskler içerdiğine dikkat çeken Meral, makro-ekonomik verilerin alarm verdiğini belirterek, “Detaylı bir analize girmeye gerek görmüyorum ancak bir yıl içerisinde kamu ve özel sektör olarak yurt dışına ödenecek 240 milyar dolarlık ödeme için yeni kaynak bulunması ve bu kaynağın siyasi riskler yüzünden yükselen bir faize maruz kalmaması çok önemli.” diye konuştu.

Ayrıca Türkiye’nin sürekli olarak sadece senelik 60 milyar doları bulan cari açığı kapamak için bile aylık 5 milyar dolar net para girdisi sağlamak zorunda olduğuna vurgu yapan Meral, “Bu girdiler yatırıma dönüşse ve ciddi bir katma değer sağlayarak cari açığı kapatmaya yardımcı olsa belki daha iyimser olabiliriz ancak maalesef tam tersine katma değeri sağlayacak sanayi üretimimizin milli gelirdeki payı sürekli düşüyor ve şu anda yüzde 21 seviyelerinde. Ekonomimizin büyüme motoru olarak görülen inşaat sektörü, yüksek karlılık sebebiyle bütün sermayeyi kendisinde topluyor ve özellikle sanayiye yapılması gereken yatırımlar bu sektöre kanalize ediliyor.” uyarısında bulundu.

Diğen yandan iş dünyasının kendisini güvende hissetmediğini ifade eden TUSKON Başkanı Meral, şöyle devam etti:

“Anadolu’nun samimi, fedakar, üretken, istihdam sağlayan, milletine ve devletine gönülden bağlı müteşebbislerinin şiddetli yıldırma ve baskı politikalarına maruz kaldığını her gün duyuyoruz. Öyle ki iktidarla aynı bakış açısına sahip olmayan iş insanlarına yanlı ve maksatlı vergi denetimlerinden, ihalelere sokmamaya, çıkmış hakedişlerini ödememeye, geçerli lisans ve ruhsatlarının iptaline kadar ağır baskılar yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Bu keyfi uygulamalar öyle bir hal aldı ki; müteşebbisin verdiği vergiyle maaşını alan vergi denetçisi, müteşebbise üye olduğu ve destek verdiği STK’dan istifa etmesi halinde, defterlerini geri alabileceğini ve ceza kesilmeyeceğini açıkça ifade edebilecek kadar pervasızlık yapabiliyor. Bu ve benzeri örnekleri daha da çoğaltıp karamsar bir tablo çizmek istemiyorum. Ancak bu kanun ve usul dışı uygulamaları yapanların muhakkak bir gün kanun önünde hesap vereceklerini de hesaba katmaları gerekmektedir.”

“BU BASKILARDAN BİR DEĞİŞTİRME-DÖNÜŞTÜRME ARZU EDİLİYORSA BU ÇABANIN BEYHUDE OLDUĞUNDAN EMİN OLABİLİRLER”

Bayram Meral, bu çerçevede 100 bin KOBİ’nin fişlenmesine de değinerek, şunları söyledi:

“Diğer yandan bu uygulamaların bir söylem eşliğinde; basına yansıyan yönüyle, hükümetin politikalarını beğenmeyen 100 bin şirketi vergi ve denetim ablukasına alarak yıldırma politikası uygulandığı ifade ediliyor. Daha açık ifade etmek gerekirse Fethullah Gülen Hocaefendi’yi seven ve onun teşviki ile yapılan sosyal sorumluluk faaliyetlerini ve hizmetlerini destekleyen iş insanlarını bu baskılarla doğru bildikleri ve inandıkları yoldan çevirmeye, yıldırmaya ve değerlerinden vaz geçirmeye çalışıyorlar. Bakın; gönül rahatlığı içerisinde üyelerimizin neredeyse tamamının bu beyanımı desteklediğini bilerek şunu ifade edeyim. Biz Fethullah Gülen Hocaefendi’ye bu millete ve insanlığa verilen çok kıymetli hizmetlere vesile olduğu için müteşekkiriz, kendisine büyük bir muhabbet ve hürmet duymaktayız. Ne kendisine olan sevgi ve saygımızı, ne de inandığımız doğrulara bağlılığımızı; dünya menfaatleri karşılığında ya da tam tersi usulsüz yasal ya da yasadışı baskı ve zulümler ile değiştirecek değiliz. Yapılan bu baskılardan bir değiştirme-dönüştürme arzu ediliyorsa bu çabanın beyhude olduğundan emin olabilirler.”

Diğer yandan ekonomide şirketlerin bir binadaki tuğlalar gibi olduğuna dikkat çeken Meral, “Siz tuğlaları aradan seçerek kırmaya çalıştığınızı düşünebilirsiniz ancak sonuçta bina topyekûn zarar görecektir. Dünyada parasal daralmaya bağlı olarak gelişmekte olan ülkelerde büyüme risk altındayken ve ülkemizde makro ekonomik veriler alarm vermeye başlarken siyasi saiklerle şirketlerin seçilerek hedef alınmasının hiçbir rasyonel izahı olamaz.” şeklinde konuştu.

Bu arada önümüzdeki süreçte önemli ekonomik riskler bulunduğuna dikkat çeken TUSKON Başkanı, şu uyarılarda bulundu:

“Ekonomide önceliğimiz iş dünyasındaki tedirginliğin giderilerek güven ortamının yeniden tesisi olmalıdır. Ülkemizde son dönemde pek çok kesimin kendisini güvende hissetmediğini açıkça gözlemliyoruz. Gelişmeye muhtaç ama işleyen bir parlamenter demokrasiye sahibiz. Son dönemde ağır hasar gören ve neredeyse ortadan kalkan, güçler ayrılığını oluşturan kurumları tarafsız ve bağımsız şekilde çalışır hale getirmeliyiz. Her bir bireyin eşit hak ve özgürlüklere sahip olduğu, din ve vicdan hürriyeti, teşebbüs hürriyeti ve fikir hürriyeti devletin garantisi altında sağlanmalıdır. Devlet Kurumlarının özgürlükleri ve toplumsal ahengi sağlayacak şekilde eşgüdümü çalışması sağlanmalıdır. Hukuka güven tesis edilmeli. Herkes hukuk önünde eşit olmalı, mahkemelerde hak adil ve hızlı dağıtılmalıdır.”

Bayram Meral, konuşmasının sonunda da şu mesajı verdi:

“Ekonomisi dünya ile entegre ve açık bir ülkeyiz. Mevcut durumumuzu korumak için bile ülkenin bütün kaynaklarını etkili ve verimli bir şekilde kullanmamız icap ediyor. Sanayiye yatırılacak her bir kuruşa ve ihracattan gelecek her bir sente ihtiyacımız var. Bu da ancak iç barışı sağlanmış, yolsuzlukların olmadığı, yapılanların da cezasız kalmadığı, demokratik kurumları güçlü ve hukukun bağımsız ve tarafsız olarak işlediği bir ülkede mümkündür. Gelin; ülkemizin menfaatlerini en azından bundan sonra bütün şahsi ve siyasi menfaatlerin üzerinde ve önünde tutalım.”
CİHAN