“Üniversitelerde cami mimarisi ile ilgili dersler verilmeli”

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, cami mimarisi konusunda sağlıklı bir eğitim verilmediğini söyledi.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, cami mimarisi konusunda sağlıklı bir eğitim verilmediğini söyledi. Cami mimarisi konusunda üniversitelerin neredeyse hiçbirinde bu konuda eğitim verilmediğine değinen Bozdağ, “Bu konuda mezun olan mühendislerin kendi şahsi gayretleriyle edindikleri yetenek ve bilgilerle bu konuda adımlar atılıyor. Türkiye’de cami mimarisi konusuna mutlaka üniversiteler el atmalı. Bu işte üniversitelerimizde otoriteler ortaya çıkmalı.” diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Türkiye Diyanet Vakfı Ankara Yükseköğrenim Öğrenci Yurdu’nun temel atma törenine katıldı. Törene Bozdağ’ın yanı sıra Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki katıldı. Program İstanbul Fatih İmam Hatip lisesi öğrencisi Beninli Ahmet Yunus’un Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Veysel Tiryaki, yurt binasının bölgedeki önemli bir ihtiyacı karşılayacağını söyledi.

GÖKÇEK’TEN ANKARA’YA İKİ YENİ CAMİ SÖZÜ

Yurt binasının yapıldığı arazinin bir kısmının Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin, bir kısmının ise Türkiye Diyanet Vakfı’nın olduğunu söyleyen Melih Gökçek ise “Diyanet İşleri Başkanlığı ile güzel bir hizmete adım attık. Bunun yanı sıra önümüzdeki günlerde 2 büyük cami için imza atacağız. İller Bankası’nın yanında 9 bin 600 metrekarelik bir alana güzel bir cami yapılacak. Ayrıca Konya yolu üzerinde 13 bin metrekare arazi üzerine yine Diyanet ve Büyükşehir işbirliğinde güzel bir caminin yapımına başlayacağız.” diye konuştu.

Türkiye Diyanet Vakfı’nın 1993 yılından bugüne yurt dışından 15 bin yabancı öğrencinin Türkiye’ye gelmesini sağlayarak her türlü din eğitimini almasına yardımcı olduğunu belirten Mehmet Görmez, “Bu öğrencilere eğitimlerini alarak ülkelerine gittiler. Ayrıca vakfımız bu yıl da 2 bin yabancı öğrencinin din eğitimi almasına yardımcı oluyor. 10 ilde yurt hizmeti veriyoruz. Hedefimiz 81 ilde yurtlarımızın olması.” şeklinde konuştu. Türkiye’nin genç bir nüfusa sahip olduğunu, ancak gençlere sadece bilgi yüklemenin yetmediğini anlatan Görmez, “Bu bilgi ile beraber tarihi bilgi, kimliğini ve kişiliğini geliştiren manevi dünyası zengin bütün dünyaya hizmet etmeye aday bütün insanlığa faydalı olacak bilim insanı ve iş adamı olmasını sağlayacak ortamları bu yurt binalarında oluşturmalıyız.” dedi.

“O GECE 100 BİN DİN GÖREVLİMİZİN UYKUSU KAÇMALI”

Öğrencilik yıllarında Samanpazarı’nda bir öğrenci yurdunda kaldığını ve kitap almak için Hacı Bayram’a gittiğini anlatan Görmez, “İster istemez Çankırı Caddesi’nde YİBA Çarsısı’nda bazı kitapçılar vardı, oraya da giderdim. Her ne zaman oradan geçersem hatırladıklarım daima içimi burkmuştur. O zamandan bu zamana çok şey değişti. Ama gönül ister ki hiçbir kötülük bu şehirde, Türkiye’nin başkentinde, gece yarılarında elinde içki şişesi ile cadde ve sokaklarda hiçbir gencimiz olmamalı. Elinde tiner torbasıyla tinerci dediğimiz herhangi bir yavrumuz asla olmamalı. Bir tek gencimiz dahi bu tür kötülüklere müptela ise hepimizin o gece yatmaması yazım, uykularının kaçması lazım. Ülkemizdeki 100 bin din görevlisinin o gece yatmaması lazım, hiçbir yöneticinin o gece rahat uyumaması lazım. Yapılacak düzenlemelerle bu bölgelerin bir cazibe noktası haline gelmesinden büyük mutluluk duyuyorum.” açıklamasında bulundu.

Büyükşehirlerde müthiş denilecek düzeyde, ibadet yapılacak camilere ihtiyaç bulunduğunu belirten Bekir Bozdağ, “İnsanların şehirlerde yaşamayı tercih etmesi köyden kente göçü artırdı. Ankara 5 milyon ve İstanbul 15 milyona yaklaşmışsa buralarda bu büyük nüfuslara hizmet verecek mabetlerin de yapılması lazım. Nüfus büyük yerleşim yerlerinde artık. Ankara, İstanbul, İzmir ve diğer şehirlerimizin bu anlamda ciddi ihtiyaçları var. Zaman zaman cuma namazı kılmak için cami arayanların bulmakta zorlandığı ve bazı yerlerde de yolların ibadet nedeniyle ulaşıma kapandığına tanık olurum. Bunlar doğru görüntüler değil.” açıklamasında bulundu.

“CAMİLER ŞEHİRLERİN MERKEZİNDE OLMALI”

Şehirlerin gelişeceğini ve büyüyeceğini ancak mabetlerin de şehirlerin en merkezi yerlerinde inşa edilmesi gerektiğini anlatan Bozdağ, “Bizim kültürümüzün, medeniyetimizin özünde bu var. Kurulduğunda mabet en merkezde. Yanında okul, sağlık merkezi, park var. Önce bunlar planlanır, sonra konutlar ve yollar planlanırken şimdi konutlar önce planlanıyor, sonra yer bulunursa bulunuyor bulunmazsa idare etsinler deniyor. Bunları bu işin merkezine yapmalıyız. Her tarafa eşit mesafeli olmalı.” dedi.

Mabetlerin tartışılmaması gerektiğini, özellikle son günlerde Çamlıca’ya yapılması planlanan cami ile ilgili birçok tartışma yaşandığını vurgulayan Bozdağ şunları söyledi: “Cami mimarisine dair ülkemizde sağlıklı bir eğitim verilemiyor. Neredeyse üniversitelerde hiç eğitim yok. Bu konuda mezun olan mühendislerin kendi şahsi gayretleriyle edindikleri yetenek ve bilgilerle bu konuda adımlar atılıyor. Keşke ülkemizdeki üniversitelerde cami mimarisi konusunda, ayrıca öğrencilerini olumlu anlamda yetiştiren dersler ve çalışmalar olsa. Ama maalesef yok. Dünyada camileri görmemiş; Balkanlar’da, Orta Asya’da, Kafkaslar’da camiler nasıl, hangi mimari özellikleri taşır, nasıl çizilmiş, nasıl yapılmış, buna dair bir bilgisi olmayan oturup bir cami projesi yaptığı zaman işte öylesine bir cami projesi ortaya çıkar. Ama bunları bilenler yaptığı zaman daha güzelleri ortaya çıkar. Çamlıca’da yapılacak camiyi eleştirenler bu camilere dair mimari kültürü bilmeyenler. Türkiye’de cami mimarisi konusuna mutlaka üniversiteler el atmalı. Bu işte, üniversitelerimizde otoriteler ortaya çıkmalı. Onların yetiştireceği kişiler de ülkemizin bu yöndeki ihtiyaçlarını karşılarken daha özgün yapılar ortaya çıkaracağına inanıyorum.” açıklamasında bulundu.