Yargı kararları ekonomiyi kuşatmış

Başbakan’ın ‘yasama ve yürütme yargının kuşatması altında’ sözleri, son dönemde ekonomi için de geçerli oldu. Birçok bakanlığın ve kurumların aldığı kararlar yargıdan dönünce, yeni formül aranıyor.

Hüseyin Özay’ın haberi

Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ın “Yasama ve yürütme, yargının kuşatması altındadır” sözleri, son dönemde yargının ekonomi alanında verdiği kararların yeniden gündeme gelmesine neden oldu. Maliye Bakanlığı’ndan Çalışma Bakanlığı’na kadar birçok ekonomi bakanlığı, bugün yargıdan dönen kararlar için yeni formül arıyor.

İşte ekonomideki yargı kuşatmasının bazıları:

• Maliye Bakanlığı: Anayasa Mahkemesi yabancıya sıfır stopaj uygulanmasını iptal etti.

• Çalışma Bakanlığı: Eczacılarla yapılan sözleşmenin feshedilmesine ilişkin karar yargıdan döndü. Karar üzerine, eczacılarla eski sözleşme üzerinden sözleşme yapan bakanlık, yeni formül arıyor.

• Tarım Bakanlığı: GDO’lu ürünlerin ithaline ilişkin yapılan düzenleme ile ilgili verilen kararın ardından, yasal düzenleme için çalışma başlatıldı.

• EPDK: Üç yıl önce akaryakıt şirketlerine kesilen 1.6 milyar liralık ceza yargıdan döndüğü için, akaryakıt şirketlerine işlem yapılamadı.

• ÖİB: Özelleştirme ihalelerine ilişkin verilen iptal ve yürütmeyi durdurma kararları nedeniyle devir işlemleri gecikiyor. TEKEL işçilerinin eylemleri ile gündeme gelen 4/C statüsünde yürütmeyi durdurma kararı verildi. Şimdi, TEKEL işçileriyle ilgili karar alınamıyor.

• BDDK: Kemal Derviş döneminde görevden alınan üyelerin göreve iadesi nedeniyle sıkıntı yaşayan BDDK, yargı kararları nedeniyle 9 yıl önce görevden alınan bir üyeyi tekrar göreve başlatmak zorunda kaldı.

• Rekabet Kurulu ve SPK: Vatan Gazetesi’nin satışı ile ilgili verilen kararlar yargıdan döndü. Satış için iki yıllık süre sınırı kaldırıldı. İki kurumda, satışın onayı için yeni formül arıyor.

Yılmaz’ın konuşmasının maliyeti 500 milyon TL

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz’ın, geçtiğimiz hafta enflasyonun yılın son çeyreğinde düşmeye başlayacağı yönünde yaptığı açıklamanın ardından bono faizlerinin yüzde 8.98’den yüzde 9.19’a yükselmesi, Merkez Bankası ile ekonomi yönetimi arasında iplerin gerilmesine neden oldu.

Ekonomi yönetimi ile Merkez Bankası bir türlü aynı frekansta buluşamadı. Hükümet üyeleri, zaman zaman Merkez Bankası’nın politikalarından duyulan rahatsızlığı dile getirseler de ekonomi yönetimi Merkez’in bağımsızlığına gölge düşürmemek için, bugüne kadar sesini çıkarmadı.

Ancak, paranın patronunun enflasyonla ilgili yaptığı her açıklamanın ardından faizlerin yükselmesi, ekonomi yönetiminde de rahatsızlığa neden oldu.

Ekonomi bürokratlarının verdiği bilgiye göre, borçlanma faizlerindeki 1 puanlık artışın yıllık yaklaşık 2 milyar liralık maliyeti bulunuyor. Durmuş Yılmaz’ın açıklamalarının ardından, faizlerde yaşanan artış, önümüzdeki günlerde düşmezse devlete 400-500 milyon lira arasında bir yük getirecek. Bu durum bürokratlar arasında da espri konusu oldu.

Ermeni tasarısının altında enerji projeleri mi var?

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nde, sözde Ermeni tasarısının kabul edilmesi, ekonomi bürokrasisinde de geniş yankı buldu.

Aslında tasarının kabul edilmesi ekonomi bürokratları açısından pek sürpriz olmadı. Özellikle enerji bürokratları, komiteden tasarının kabulü yönünde bir kararın çıkmasını bekliyordu.

Çünkü, ABD yöneticileri ile Enerji Bakanlığı yetkilileri arasında bir süredir Türkiye’nin bazı enerji kararları nedeniyle gergin günler yaşanıyordu.

ABD yöneticileri Türkiye’den dört konuda talepte bulundu. Bu talepler ise şöyle:

“1-Rusya ile yapılan nükleer santral anlaşmasını hayata geçirmeyin.

2-İran ile doğalgaz anlaşmasını askıya alın.

3- Rusya’nın Nabucco Projesi’ne karşı geliştirdiği Güney Akım Projesi’ne destek vermeyin.

4- Nabucco Projesi’ni hızlandırın.”

ABD’NİN 4 TALEBİNİN BİRİ TAMAM

Bu taleplerden, Nabucco Projesi ile ilgili olanı, projenin anlaşması oylaması geçtiğimiz hafta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek gerçekleştirildi.

Diğer üç taleple ilgili ise görüşmeler devam ediyor. Dış İlişkiler Komitesi’nin, sözde Ermeni tasarısını kabul etmesinde ABD yönetiminin enerji alanında gündeme getirdiği dört talebin etkili olup olmadığı bilinmiyor.

Ancak, ekonomi bürokratlarına göre, ABD’nin tasarıyla ilgili tutumu, Türkiye’nin enerji stratejilerini de yakından etkileyecek.

Enerji Bakanlığı yöneticileri ile görüşen ABD’li yöneticiler, “Bu kararlar ‘model ortaklığına, stratejik ortaklığa’ uymaz” demişlerdi.

Enerji yöneticileri de, şimdi aynı uyarıyı ABD’li yöneticilere yapmayı planlıyor.

Güvenlik Müsteşarlığı’nda ‘güvenlik krizi’ çıktı

Türkiye’nin güvenliğiyle ilgili stratejileri belirleyecek ve güvenlik güçleri arasındaki koordinasyonu sağlayacak olan Kamu Düzeni ve Güvenlik Müsteşarlığı, daha faaliyete geçmeden güvenlik krizi ile karşı karşıya geldi.

İçişleri Bakanlığı, Güvenlik Müsteşarlığı için TOBB’un Ankara Kızılay’daki eski binasını aylık 150 bin lira bedelle kiraladı. Binada hummalı bir çalışma yürütülüyor.

Binada hazırlıklar devam ederken, binada görev yapacak olan güvenlik güçleri arasında “TOBB eski binasının” güvenli olup olmadığı tartışması çıktı.

Binanın girişinin doğrudan caddeye açılması ve çevresini kapatacak bir imkanının olmaması nedeniyle, binanın güvenliliğinin yeterince sağlanamayacağı endişesi gündeme geldi.

Özellikle MİT’in, giriş çıkışların caddeden olmasından dolayı, rahatsız olduğu kulislerde konuşuluyor. Güvenlik güçlerinin, “TEKEL işçileri gibi bir grup gelip, binanın önünde eylem yapabilir, ya da, bina bir saldırıya uğrayabilir.

Böyle bir saldırı, müsteşarlığın gücüne gölge düşürür” dediği öğrenildi. Bina bir yandan müsteşarlık için hazırlanırken, binada görev yapacak güvenlik güçlerinin binayla ilgili tartışmaları ise sürüyor.

Müsteşarlığın başka bir binaya taşınıp taşınmayacağı ise önümüzdeki günlerde belli olacak.

STAR