Yazıcı: Yargı kuşatması iddiası talihsizlik

Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, anayasa değişiklik paketine ilişkin yargının kuşatıldığı iddialarının talihsizlik olduğunu belirterek taslağın mevcut yapıdan daha demokratik olduğunu söyledi.

Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Anayasa değişikliği paketi çalışmaları konusunda, ”Anayasa değişikliği taslağına yönelik, ‘hukuk devleti ortadan kalkıyor, yargıyı kuşatmadır’ anlamındaki değerlendirmeleri talihsizlik olarak niteliyorum. İnşallah insanlar daha serinkanlı biçimde bu taslağa yönelik eleştirilerini de ortaya koyar, daha iyi olması için katkılarımızı sağlarız. Türkiye’nin yararı budur” dedi.

Yazıcı, AA muhabirine Anayasa değişiklik paketi çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

”Türkiye’de şöyle bir alışkanlık var” diyen Yazıcı, bir alana ilişkin bazen hükümet, bazen başka kuruluşlar veya sivil toplum kuruluşlarının bir hazırlık yaptığını, buna ”paket” denildiğini, bu paketi ”okuyarak eleştirenler, okumadan eleştirenler ve tevatüren eleştirenler” olduğunu anlattı.

Bu değişikliğin Türkiye için gerçekten önemli olduğunu dile getiren Yazıcı, ”Bazıları çıkıp diyor ki, bu değişiklikler yargıyı bağımlı hale getiriyor. Yargının bağımlı gelmesi de kuvvetler ayrılığı esasına aykırı. Ne öneriliyor da yargı bağımlı hale geliyor? Tek şey söylüyorlar, HSYK’da adalet bakanı ile müsteşarının yer alması. Bu dünyanın birçok ülkesinde var. Birçok ülkede HSYK gibi organ ve üyelerini doğrudan doğruya parlamentonun seçtiği hatta cumhurbaşkanının atadığı ülkeler var. Fransa bu örneklerden biri” diye konuştu.

Üst mahkemelerin dışında HSYK’ya üye seçen başka bir yargı organı olmadığını, değişiklikle bunun getirildiğini belirten Yazıcı, ayrıca HSYK üye sayısının 21’e çıkarıldığını, HSYK’nın üç daire halinde çalışmasının öngörüldüğünü söyledi.

”MEVCUT YAPIYA KIYASLA ÇOK DAHA DEMOKRATİK”

Yazıcı, ”Getirdiğimiz bu yapı mevcut yapıya kıyasla çok daha demokratik, çok daha kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun bir yapı” dedi.

Pakette, Anayasa Mahkemesi’nin yapısında bir değişikliğin de yer aldığını kaydeden Yazıcı, şöyle konuştu:

”En önemlisi bireysel başvuru hakkı getiriliyor. Yıllarca vatandaşımız Türkiye’de yargısal sonuçlardan memnun olmadığı için konuyu insan hakları mahkemesine taşıyor. Bu doğrudur yanlıştır… Taşıdığına göre güvenmemiş, tatmin olmamış. Vatandaşa (Niye götürüyorsun demek yok), AİHM’in yargı yetkisini biz kabul etmişiz. İstiyoruz ki yurt dışı bu mahkemeye başvurular azalsın. Bireysel başvuru hakkında Türkiye’de Anayasa Mahkemesi son bir kez daha incelesin. Bu düzenlemeyi getiriyoruz.”

Bakan Yazıcı, memurlara toplu sözleşme hakkı verilmesi, YAŞ işlemleri konusunda yargısal denetim imkanı gibi değişikliklerin de pakette yer aldığını anımsatarak, ”HSYK’nın kararlarına karşı şu an Anayasa’ya göre yargı yoluna başvurulamıyor. Ne söylüyorsa orada bitiyor, öyle bir şey olmaması lazım. HSYK’nın yaptığı işlemler yargısal işlemler değil, idari işlemler. Anayasaya göre bütün idari işlemlere karşı yargı yolu açık. Ama ne hikmetse Anayasa, HSYK’nın işlemlerine karşı yargı yolunu YAŞ gibi kapatmış. Bu konuda da meslekten ihraç cezalarına karşı yargı yolunu açıyoruz” diye konuştu.

”İNTERNETTEN ALMIŞISINIZ İŞTE DAHA NE İSTENİYOR BİLMİYORUM”

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Kadir Özbek’in değişiklik paketi metninin kendilerine olması gereken yoldan ulaşmadığı, metni internetten indirdikleri şeklinde sözlerine de değinen Yazıcı, ”Kim gönderecek bunu? Anayasaya göre anayasa değişiklikleri tasarı şeklinde sunulamaz, teklif olması lazım. Yani biz bunu hükümet tasarısına dönüştürüp Meclise gönderemeyeceğimize göre Kurula bunu kim gönderecek. Resmi yoldan nasıl gönderilecek ki bu. İnternetten almışsınız işte daha ne isteniyor bilmiyorum. Eleştirilere açığız yeter ki eleştiriler yapılırken kimse kimseyi vatan hainliği ile itham edecek duruma gelmesin” dedi.

Paketteki bazı düzenlemeler konusunda ”bu olursa erkler ayrılığı ortadan kalkar” denildiğine işaret eden Yazıcı, yargıçların yargısal faaliyeti mahkeme salonlarında icra ettiğini, burada yargının ”şöyle karar verin, öyle değil şöyle yap” demesinin müdahale anlamına geldiğini, bunun da kuvvetler ayrılığına aykırı olduğunu anlattı. Yazıcı, ”Önünüze gelen dosyada siz vicdani kararınıza göre, Anayasa’ya, kanuna göre karar vermek durumundasınız. Bu konuda sizi engelleyen birşey yoksa, burada yargı bağımsızlığı var demektir, erkler ayrılığı var demektir” diye konuştu.

”BİZİM GELENEĞİMİZDE HAKİMLER SAVCILAR ÖYLE ULU ORTA KONUŞMAZ”

Mahkemelerin bağımsız olmasının yetmediğini, bağımsızlığın tarafsızlığı temin etmek için olduğunu anlatan Yazıcı, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Tarafsız olmayan kişiyi bağımsız duruma getirmek en büyük tehlikedir. O halde bağımsızlığın tarafsızlık sonucunu doğuracak nitelikte ve donanımda olması lazım. Bu konuda da hakim ve savcılarımıza ve hemen herkese büyük görevler düşüyor. Bu konuda her birimiz özenle hareket etmek durumundayız.

Mesleğin saygınlığını onurunu en iyi koruyacak olan o mesleğin mensuplarıdır. Meslek mensupları da icra ettikleri mesleğin görevine, görevinden kaynaklanan niteliğine, toplum tarafından algılanışına göre davranmak zorundadır. Bizim geleneğimizde hakimler savcılar öyle ulu orta konuşmaz. Herhangi bir şeyde kalkıp demeç vermez. Hakim kararıyla konuşur. Bunun ötesinde elbette ki sorunları varsa yetkililerle ilgililerle görüşüp, sorunların giderilmesi için talepte bulunurlar.”

”Pakete yönelik ‘hukuk devleti ortadan kalkıyor, yargıyı kuşatmadır’ anlamındaki değerlendirmeleri ‘talihsizlik’ olarak nitelendiren Yazıcı, ”İnşallah insanlar daha serinkanlı biçimde bu pakete yönelik eleştirilerini de ortaya koyar, daha iyi olması için katkılarımızı sağlarız. Türkiye’nin yararı budur. Herkesin bu yararı gözeteceği inancı içerisindeyiz” dedi.

”TOPTANCI MANTIKLA HEMEN RET ŞEKLİNDE REFLEKS ORTAYA KONULDU”

Anayasa değişiklik taslağına ilişkin eleştirilerin hatırlatılması üzerine Yazıcı, bu konuda ”çok fazla irdelenmeden, sadece hükümetin getirdiği öneriye karşı çıkma refleksi var gibi” düşündüğünü, ”toptancı bir mantıkla hemen ret şeklinde bir refleks ortaya konulduğunu” ifade etti.

Yazıcı, ”Keşke bir sıralama yapılsaydı, şu doğrudur, şu yanlıştır şu sebeple.. Yargıç hassasiyeti bana göre bunu gerektirir. Ne doğrudur niye doğrudur, ne yanlıştır niye yanlıştır. Yani bunu ortaya koymak lazım. Bu şekilde özen gösterilerek yapılmış bir açıklama, bir eleştiri bulamadım. Dolayısıyla üzüntülerimi ifade etmek istiyorum” dedi.

”Siyasi parti temsilcilerinin bile hiç görmeden, ne getireceğini görmeden ‘kahve içmeye, çay içmeye gelecekler’ dediğini” kaydeden Yazıcı, bu sözlerin ”biz tamamen koşullanmışız, ne getirirlerse biz buna karşı çıkacağız, katkı vermeyeceğiz” anlamına gelen bir yaklaşım tarzı olduğunu söyledi.

GEÇİCİ 15. MADDE

Anayasa değişiklik paketinde, geçici 15. maddenin kaldırılmasına ilişkin bir maddenin de bulunduğunu anımsatan Yazıcı, bunun önemine işaret etti. Yazıcı, ”Bu maddenin kaldırılmasıyla 12 Eylül döneminin icracıları, darbeyi yapanlar yargılanır mı? Bana göre yargılanmaz. 15. madde örtülü bir af getirmekte, bizim bu maddeyi kaldırmamız o af sürecini yok sayarak bir yargılamaya dönüştürmez. Ama onlarla ilgili bir soruşturmaya zemin hazırlayabilir. Bu da Türkiye’nin demokratikleşmesi bakımından sağlıklı bir sonuç doğurur diye düşünüyorum. Geçici 15. madde çerçevesinde, ‘onlar hakkında dava açılamayacağı’ şeklinde soruşturmalarının sonuçlanacağını bir hukukçu olarak ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE İLGİLİ 28 MADDELİK DEĞİŞİKLİK ÇALIŞMASI

Bakan Yazıcı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun geçici personel çalıştırılmasına olanak sağlayan ”4/C” maddesinin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmasına ilişkin soru üzerine ”Bunu çok ilginç bulduğunu” söyledi. Yazıcı, ”Bugün bazı mahkemelerin yerindelik denetimi yaptığını, mahkemelerin görevinin hukuka uygunluk denetimi yapmak olduğunu” ifade etti.

”4/C’yi getiren ihdas eden biz değiliz. Bu bizden önce yapılmış bir düzenleme” diyen Yazıcı, 4/C maddesi çerçevesinde, YSK, TÜİK gibi bazı kamu kurumlarının zaman zaman kısa süreli istihdam yaptığını söyledi.

Yazıcı, birinin 4/C’nin iptali için başvurduğunu belirterek, ”4/C kısa süreli çalıştırmaya ilişkin bir düzenleme. Orada çalışan bir kişiye tazminat ödenmemiş, orada çalışan kişi kısa kısa devrelerle uzun süre çalıştırılmışsa zaten o kısa süreli çalışma değil ki uzun süreli bir çalışma. Niye onu Anayasa Mahkemesine götürmüş bir hukukçu olarak anlayabilmiş değilim. Kendi mantığı içerisinde yargıç onu çözebilirdi” dedi.
Dava sürecini takip ettiklerini belirten Yazıcı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili 28 maddelik bir değişiklik çalışmaları olduğunu da bildirdi.