DAVANIN DEVAM EDEN SÜRECİ
Kamuoyunda “Yenidoğan Çetesi” davası olarak bilinen, bebek hastalarının anlaşılan özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edilerek ölümlerine yol açıldığı ve bu süreçte haksız kazanç sağlandığı iddia edilen davanın dördüncü duruşmasında sanık ve tanıkların dinlenmesine devam ediliyor. Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Senanur Ünlü, “Yeni doğum yaptım. 5 aydır tutukluyum. Bana örgüt üyesi diyorlar ama ben örgütün ne olduğunu burada öğrendim. Para aklıyorlar denildi ama benim evim bile kira. 1.5 yaşında çocuğum var. Ben nasıl böyle bir şey yaparım. Benim sütüm bile kesilmedi. Ben başka bir anneye bu acıyı nasıl çektiririm. Beraatimi istiyorum. Ev hapsine bile razıyım yeter ki çocuğum yanımda olsun.” şeklinde savunmasını yaptı.
TUTUKLULUK TALEPLERİ
Duruşmada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve Sosyal Güvenlik Kurumu vekilleri, tanıkların aleyhine olan beyanlarının mahkeme tarafından kabul edilmediğini söyledi. Savcı ise tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını talep etti. Hakan Doğukan Taşçı ise, “11 hastaneden sorumlu olduğum söyleniyor ancak bu 11 hastaneyle tek bir irtibatım dahi yok. Ben bu koordinasyonu nasıl sağladım o zaman. Birinci hastanesinde sorumlu doktordum ama orada da, başka birisinin adı geçiyor sorumlu doktor olarak. Opara bebekle ilgili de şunu belirteyim. Savcılıkta bana, ‘Bebeğin öldüğünü nasıl anlamazsın’ diye sordular, başka hiçbir şey sormadılar ama bilirkişi raporu yanlış yazılmış. Opara bebek için yaşasın diye ilaç verdim, vermeseydim bu sefer de vermediğim için tutuklanacaktım.” ifadelerini kullandı.
TANIKLARIN BEYANLARI
Tanık Yaren Sena, Opara bebek ile ilgili, “Bebek sağdır dediler ama kabul etmiyorum. Mesele hastanın öldüğünü fark etmemeleri. Saatler geçmişti. Ona ‘Sen nasıl fark etmedin öldüğünü’ dedim bana ‘E ben sana dedim’ dedi. Ben bebeğe kalp masajı yaptığını ilk defa dün burada duyduğum zaman öğrendim. Bana deseydi zaten ben kalbinin durduğunu anlar ‘Kalp masajı yap’ derdim. 1 yıldır tutukluyum ne biliyorsam anlattım. Suçum var mı evet ben bunu kabul ettim. Çöpe gidecek ilaçları sattım, bunun için pişmanım; ama bunun dışında başka hiçbir suçum yok.” şeklinde konuştu.
SUÇLAMALARA CEVAPLAR
Tutuklu sanık Hüseyin Günerhan, “Ben olaydan aylar önce hastaneden ayrılmıştım. Kaya bebek öldüğünde ben hastanede çalışmıyordum. İnsanlar bizden nefret ediyor. Cezaevinde bizi öldürmeye çalışıyorlardı. En beter katil biz olduk. Siz de hakkınızı helal edin belki bir daha görüşemeyiz. Daha fazla kendime eziyet etmek istemiyorum ben çok yoruldum. Adalet bekliyorum.” dedi. Mehmet Gürül ise savunmasında, “Ben Fırat Sarı’dan maaş alıyorum diye tutuklandım. Benim suçum yok ki 100 bin hastaneden 25 bin Fırat Sarı’dan alıyordum. Bunu da hastane yönetimi karar verdi. Benim bir suçum yok.” şeklinde ifade etti.
DÜZENLİ DAVA GEÇMİŞİ
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı’nın elebaşı olduğu suç örgütünün sevk ve idaresini sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir’in yaptığı belirtiliyor. İddianamede, suç örgütünün esas amacının, işletmesini devraldıkları yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin doluluğunu sağlamak ve SGK’dan üst sınırda ödeme almak olduğu aktarılıyor. Hasta bebeklerin durumlarının olduğundan daha ağır gösterildiği, gereğinden uzun süre yatışlarının sağlandığı ifade ediliyor.
CEZA İSTEMLERİ VE GELİŞMELER
İddianamede, sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen için 10 bebeğin ölümü nedeniyle 10 kez “kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”, “nitelikli dolandırıcılık” ve “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” suçlarından toplam 177 yıl 6’şar aydan 582 yıl 9’ar aya kadar hapis cezası isteniyor. Ayrıca, sanık Gıyasettin Mert Özdemir için de 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. 8’i kadın 44 sanık hakkında da benzer suçlardan hapis cezaları öngörülüyor. İddianamede dolandırıcılık yapılarak elde edilen maddi menfaat sağlanan hastaneler ve şirketler için fidye tedbirleri uygulanması da isteniyor. Soruşturma sürecinde bazı hastanelerin ruhsatları iptal edilirken, davanın sanıklarından İlker Gönen’in cezaevinde intihar ettiği bilgisi de kaydedildi.