YÖK Harvard’lı profesörden ilkokul diploması istemiş

Yıldız Holding'in 24 milyon dolar bağışladığı Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Laboratuvarı'nın başında bulunan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, Türkiye'de bilim probleminin para değil, bilimsel özgürlük olduğunu söyledi.

Yıldız Holding’in 24 milyon dolar bağışladığı Harvard Üniversitesi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Laboratuvarı’nın başında bulunan Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, Türkiye’de bilim probleminin para değil, bilimsel özgürlük olduğunu söyledi. Türkiye’de bilimsel araştırmaların ve üniversitelerin gelişmesi için politik sistemde reform gerektiğini belirten Hotamışlıgil, YÖK’ün kendisini 6 ay incelediğini ve sonunda ilkokul diplomasını istediğini anlattı.Holding’in Başkan Yardımcısı Ali Ülker ise bilimsel araştırma fonlarının bir yere bağlı kalmadan uzun soluklu olması gerektiğini belirtti.

Yıldız Holding geçen hafta, Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in başında bulunduğu Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Merkezi Metabolik Hastalıklar Bölümü’ne 24 milyon dolarlık bağış yaptı. Harvard bünyesindeki genetik ve kompleks hastalıklar laboratuvarı 10 yıl boyunca Sabri Ülker Merkezi olarak anılacak. Ülker’in bağışı, şeker ve kalp hastalıkları gibi metabolik nitelikteki hastalıklara karşı yapılan araştırmalarda kullanılacak.Bağış sonrası Yıldız Holding Başkan Yardımcısı Ali Ülker ve Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, gazetecilerin sorularını cevaplandı. Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, “Bu bağış bence bilime yapılan bir destek. İlk kez bir Türk araştırmacıya bu seviyede bir destek veriliyor. Yıldız Holding bu hamlesi ile Harvard’daki bir Türk araştırmacının, birçok Türk arkadaşı ile yaptığı çalışmaları güvence altına alıyor.” dedi.

Bilimsel araştırma için akademik özgürlüğün önemini vurgulayan Hotamışlıgil bu konuda Harvard’daki ortamı şöyle anlattı: “Burada kimse üniversiteye gelen büyük bir fonun benim kontrolümde olmasından rahatsız olmuyor. Üniversitede rektör dâhil hiç kimse bir araştırmacıya şunu neden yaptın, bunu neden yapmadın diye hesap soramaz. Bilimsel ahlaka uygun olmayan işler dışında bir kontrol olamaz, departmana öğretim üyesi alacaksam ‘kadro yok’ diye bir olay olamaz. ‘Bu adam siyaset yapmış, protestoya katılmış’ diye kısıtlama olamaz. En önemlisi bilimsel özgürlüktür. En fazla ‘bilimsel açıdan yetersiz’ diyebilirler. Burada rektör, atamaya karışmaz. Dekan beni atayamaz. Bizim atamamızı içinde öğrencilerin de olduğu bir tarama komitesi kurulur ve o yapar; ama rektör oy kullanmaz. Rektörle tamamen ayrı düşebilirim ama yine de bana karışamaz. Özellikle öğretim üyesinin konuşma özgürlüğü sonuna kadar korunur.”

Harvard’da, rektörün dahi karışamadığı harcama yetkisine ve akademik özgürlüğe sahip olduğunu belirten Hotamışlıgil, “Türkiye’de kişi ve kurumların düşünce ve hareket özgürlükleri kısıtlı.” dedi. “Devlet çok şeyi kontrol etme ihtiyacı hissediyor, bu da üretkenliği olumsuz etkiliyor.” diyen Prof. Hotamışlıgil, Türkiye’de bilimin probleminin para olmadığının altını çizdi. Hotamışlıgil, “Belki Türkiye’de laboratuvar açsam daha fazla fon alırım. Antalya Üniversitesi laboratuvarını görünce dudaklarım uçukladı. 9 Eylül’e 50 milyon dolara araştırma laboratuvarı açıldı. En hayati konu bilimsel ekosistem oluşmaması. Bunun en önemli sebebi kişi ve kurumların düşünce ve hareket özgürlüklerinin kısıtlı olması. Üniversite içinde bir hiyerarşinin içinde çalışıyor olması.” dedi. Hotamışlıgil, Türkiye’deki sistem problemini kendi başından geçen bir olayla şöyle anlattı: “Bir özel vakıf üniversitesi mütevelli heyetindeyim. Oraya girmek için YÖK beni 6 ay inceledi. En sonunda ilkokul diplomamı istedi. Epey aradım ama bulamadım. Sonunda ilkokulu bitirdiğime ikna oldular ve heyete girdik!”

ARAŞTIRMAYA DESTEK OLACAK SİSTEM YOK

Bilimsel araştırma fonlarının bir yere bağlı kalmadan, üzerinde baskı olmadan, uzun soluklu olması gerektiğini vurgulayan Yıldız Holding Başkan Yardımcısı Ali Ülker, “Türkiye’de yükseköğretimle ilgili düzenlemeler, yeteri kadar bilimsel araştırmaları desteklemiyor. Üniversite altyapıları yeterli değil.” dedi. Amaçlarının Harvard’da örnek bir uygulama oluşturup, bunu Türkiye’deki bir üniversite ile hayata geçirmek olduğunu söyleyen Ali Ülker, “Ben de Türkiye’de bir üniversitenin mütevelli heyetindeyim. ABD’den dönen Türk öğretim üyeleri oldu ama yaptıkları araştırmaları destekleyecek ortam yoktu. O kültür yeteri kadar gelişmedi. Öncelikle onun gelişmesi lazım.” diye konuştu. “Bu kürsünün başında başka biri olsa belki bu kadar güven duyamazdık. Onun da etkisi oldu.” diyen Ali Ülker, Harvard’ın bilimsel verilerini bütün dünyaya açtığını ve bu merkezin bütün insanlığa hizmet edeceğini anlattı. Türkiye’de bir araştırma enstitüsü kurmak için çalışma yaptıklarını ancak bürokrasi yüzünden henüz kuramadıklarını anlatan Ali Ülker, bu konuda yaşadıklarını şöyle anlattı: “Dediler ki, ancak üniversite altında araştırma enstitüsü kurabilirsiniz ve Bakanlar Kurulu kararı ile Resmi Gazete’de ilan edilmesi gerekiyor. Tamamen üniversitede mütevelli heyetinin onayıyla YÖK’e çıkıyor, oradan Bakanlar Kurulu’na çıkıyor. Şimdilik aklımızda duruyor bu proje.”

CİHAN