Zaman yazarı Gülerce’den itiraf: Kullanıldık

Hüseyin Gülerce: Derin devlet bizi birbirimize vurdurdu.

<p>
&ndash; Haberturk televizyonunda S&ouml;z Sende programına katılan Zaman gazetesi yazarı H&uuml;seyin G&uuml;lerce, &ldquo;gen&ccedil;liğinde &uuml;zerinde &lsquo;Allah i&ccedil;in vur&rsquo; yazılı sopalarla solcuları d&ouml;vd&uuml;ğ&uuml;n&uuml;&rsquo; anlattı.<br />
&quot;Ben de gen&ccedil;liğimde insanları &ccedil;ok &ouml;tekileştirdim&quot; diyen H&uuml;seyin G&uuml;lerce, &quot;Bana g&ouml;re solcu herkes kom&uuml;nistti. Ve kom&uuml;nist d&ouml;vmeyi vatanseverlik zannediyorduk&rdquo; şeklinde konuştu. G&uuml;lerce, &ldquo;O kavgalarda bizim hazır sopalarımız vardı. Bir de bu d&ouml;vmeyi Allah rızası i&ccedil;in yapıyorduk. Ama nefsimiz karışmasın diye sopanın &uuml;zerine; &lsquo;Allah i&ccedil;in vur&rsquo; yazarak kendimizi uyarıyorduk. Kendimizi &ouml;yle rahatlatıyorduk. Halbuki vurduğun bir insan, kim kafasına vurularak değişmiştir?&rdquo;<br />
G&uuml;lerce, &ldquo;Derin devlet o g&uuml;nlerde bizi birbirimizle vuruşturdu. Orada bizim delikanlılığımızdan istifade ettiler. Sabah &uuml;lk&uuml;c&uuml; bir gen&ccedil;, &ouml;ğlen bir Dev-Gen&ccedil;li aynı silahla vurulurdu. Gen&ccedil;siniz bir arkadaşınızı d&ouml;v&uuml;yorlar, haber geliyor. Delikanlısınız ya, orayı basmaya gidiyorsunuz… Namazdan &ccedil;ıkıyorduk, adam d&ouml;vmeye gidiyorduk. İşte dini anlamamak dediğimiz şey bu&rdquo; dedi.</p>
<p>
<br />
&ldquo;HOCAEFENDİ BENİ DEĞİŞTİRDİ&rdquo;<br />
Bal&ccedil;i&ccedil;ek İlter&#39;in, &quot;Peki ne zaman anladınız?&quot; sorusuna ise G&uuml;lerce ş&ouml;yle cevap verdi: &ldquo;27 yaşında, Yalova Lisesi&rsquo;ne &ouml;ğretmen olarak girince anladım. &Ouml;ğrencileri karşımda g&ouml;r&uuml;nce, &lsquo;Eyvah!&rsquo; dedim, &lsquo;Bunlar bizim evlatlarımız&rsquo;. Ama asıl muhterem Fethullah G&uuml;len Hocaefendiyle tanıştığım zaman anladım. Mesela, bir g&uuml;n birisi bizim camiamız hakkında &ccedil;ok sert bir eleştiride bulundu. Hocaefendi de benim gen&ccedil;lik yıllarındaki sertliğimi bilir. Ben bir cevap yazacaktım, kendisine bunu s&ouml;yledim. B&ouml;yle s&ouml;yleyince boynunu b&uuml;kt&uuml;. &lsquo;H&uuml;seyin Bey, rica etsem bir arkadaşımızla kendisini ziyarete gider misiniz?&rsquo; dedi. Benim değiştiğim, d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;m en &ouml;nemli an budur.</p>
<p>
<br />
H&Uuml;RRİYET GAZETESİ ZİYARETİ<br />
&ldquo;Ben diyaloğu &ccedil;ok &ouml;nemsiyorum. Genel M&uuml;d&uuml;rl&uuml;k yaptığım zamanlarda, mesaimin yarısını diğer gazeteci arkadaşları ziyaret ederek ge&ccedil;irdim. 1995 Ekim&#39;iydi… Sayın G&uuml;len ile birlikte H&uuml;rriyet gazetesini ziyarete gittik. Oktay Ekşi, Ertuğrul &Ouml;zk&ouml;k başta olmak &uuml;zere 30-35 kişi toplandılar. O g&uuml;n Oktay Ekşi dedi ki; &lsquo;Ger&ccedil;ekten Fethullah Hoca siz misiniz?&rsquo; &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o zamana kadar kamuoyunda bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml; yoktu. Hoca Efendi de şaşırdı biraz. &lsquo;Sarığınız yok, sakalınız yok&rsquo; diye espri yaptı… Dışarı &ccedil;ıktık oradan, 2-3 adım attık. Hocaefendi d&ouml;nd&uuml; dedi ki; &lsquo;H&uuml;seyin Bey, g&ouml;rd&uuml;n&uuml;z m&uuml; kabahat kimde? Bu arkadaşlara hi&ccedil; gelmemişiz&rsquo; dedi&rdquo;</p>