JAPONYA’DA NÜKLEER ENERJİDE KRİTİK GELİŞMELER
Japonya’nın Niigata bölgesinde yer alan Kashiwazaki-Kariwa nükleer santralinde önemli değişiklikler gözlemleniyor. Genişletilmiş yollar, artan güvenlik önlemleri ve santrali saran jiletli teller, ülkenin nükleer enerjiye dönüş aşamasında kritik bir dönemeçte olduğunu gösteriyor. Gazetelerde yer alan bilgilere göre, tüm reaktörlerini çalıştırdığında 8,2 gigavat elektrik üretme kapasitesine sahip olan bu tesis, dünyadaki en büyük nükleer santrali olma unvanına sahip. Ancak bu dev santral, 2011 yılında meydana gelen Fukuşima Daiichi felaketinden beri elektrik üretemiyor. Deprem ve tsunaminin neden olduğu nükleer kazanın ardından Japonya’nın dört bir yanında birçok reaktör kapatılmış, yaklaşık 160 bin insan da evlerini terk etmek zorunda kalmıştı. Felaketin 15. yıl dönümüne yaklaşırken, santrali işleten Tokyo Electric Power (Tepco) şirketi, Kashiwazaki-Kariwa’daki yedi reaktörden birinin tekrar devreye alınması için hazırlıklara başladı. Tepco, bu hafta yaptığı açıklamada, bir teknik alarm nedeniyle planlanan tarihin birkaç gün ertelendiğini belirtti. Ancak kamu yayıncısının bildirdiğine göre, 6 numaralı reaktörün kısa süre içinde faaliyete geçmesi bekleniyor. Reaktörün devreye alınması, Tokyo bölgesinin elektrik arzını yaklaşık yüzde 2 oranında artıracak.
HÜKÜMETİN NÜKLEER ENERJİ POLİTİKALARI
Japon hükümeti, nükleer enerjiyi hem karbon salınımını azaltma hedefleri hem de enerji güvenliğinin sağlanması açısından hayati bir unsur olarak değerlendiriyor. Ancak, santralin 30 kilometre çevresinde yaşayan yaklaşık 420 bin kişi için bu yeniden başlatma kararı endişe yaratıyor. Bu kişilerden biri olan Kariwa köyünde yaşayan 76 yaşındaki Ryusuke Yoshida, “Beni endişelendiren her şey” diyerek tahliye planlarının uygulanabilir olup olmadığı konusunda kaygılarını dile getiriyor. Kış aylarında yolların karla kaplı olması ve yaşlı nüfusun durumu hakkında uyarılarda bulunan Yoshida, “Bu bir insan hakları meselesi” ifadesinde bulunuyor. Tepco, Fukuşima’dan dersler çıkardıklarını savunarak, bölgeye önümüzdeki 10 yıl içinde 100 milyar yenlik yatırım yapma taahhüdünde bulundu. Santralde tsunamiye karşı deniz duvarları, sızdırmaz kapılar, mobil jeneratörler ve acil soğutma için yangın araçları gibi tedbirlerin alındığı belirtiliyor. Ancak yerel halk, güven eksikliği nedeniyle endişelerini dile getiriyor.
YEREL HALKIN ENDİŞELERİ
Niigata eyaletinde yapılan bir kamuoyu yoklamasında, santral çevresinde yaşayanların yüzde 60’tan fazlası, yeniden başlatma için gerekli şartların sağlanmadığını belirtti. Yerel yönetimlerin referandum taleplerini reddetmesi, halkın tepkilerini artırdı. Endişeleri büyüten bir gelişme ise Chubu Electric Power’ın başka bir santral için gerçekleştirilen denetimde sismik risk verilerini tahrif ettiğinin ortaya çıkması oldu. Bu durum, nükleer sektörün güvenilirliği konusunda kamuoyunda yeniden sorgulamaları gündeme getirdi. 2007 yılında meydana gelen 6,8 büyüklüğündeki bir depremde santralin hasar gördüğü hatırlanırken, o dönemde faaliyet gösteren reaktörler otomatik olarak kapanmış ve bir trafoda yangın çıkmıştı. Fukuşima’dan önce Japonya’da toplam 54 reaktör, ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 30’unu karşılıyordu. Ancak günümüzde yalnızca 14 reaktör çalışmakta. Kashiwazaki-Kariwa nükleer santralinin tekrar faaliyete geçmesi, hükümet açısından önemli bir siyasi ve sosyal risk olarak değerlendiriliyor. Ryusuke Yoshida, yaşananların nükleer sanayinin, siyasetin ve bürokrasinin bir araya geldiği “nükleer köyün” hâlâ güçlü olduğuna dair bir göstergesi olduğunu kaydediyor. “Bir hükümetin önceliği insanların hayatını korumak olmalı. Ama burada aldatıldığımızı hissediyoruz” diyor.
then "Add to Home Screen"