Anayasa Mahkemesi'nin 55. kuruluş yıl dönümü töreninde konuşma yapan AYM Başkanı Zühtü Arslan, Olağanüstü Hal kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameleri denetleme yetkisine sahip olmadıklarını belirtti.
Törende Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan ile Başkanvekilleri Burhan Üstün ve Engin Yıldırım konukları kapıda karşıladı.
Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcıları Tuğrul Türkeş, Numan Kurtulmuş, Danıştay Başkanı Zerrin Güngör, Yüksek Seçim Kurulu Başkanı Sadi Güven, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkanı Tümgeneral Abdullah Arslan, Askeri Yargıtay Başkanı Tuğamiral Ahmet Zeki Liman, HDP Parti Sözcüsü Osman Baydemir, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, bazı bakanlar, yüksek yargı organlarının başkan ve üyeleri, yabancı konuklar katıldı.
Anayasa Mahkemesi'nin tanıtımına ilişkin film gösteriminin ardından konuşan Başkan Arslan, geçen yıl düzenlenen kuruluş yıl dönümü töreninden bu yana demokrasiyi yakından ilgilendiren iki önemli olayın yaşandığını söyledi.
Bunlardan ilkinin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 15 Temmuz 2016'da gerçekleşen darbe teşebbüsü olduğunu belirten Arslan, milletin demokratik bilinci ve kararlı duruşu sayesinde, demokratik anayasal düzeni yıkmaya yönelik bu teşebbüsün başarılı olamadığını, Türk demokrasisinin önemli bir sınavı başarıyla geçtiğini vurguladı.
İkinci önemli gelişmenin ise 16 Nisan 2017'de yapılan halk oylaması olduğunu belirten Arslan, şöyle devam etti:
"Demokrasi en genel anlamda 'halkın halk tarafından halk için yönetimi' olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımın en önemli unsuru, yönetimin öznesinin halk olmasıdır. Siyasi özne olarak halkın temel tercihlerini seçimler ve referandumlar yoluyla açıkladığı da herkesin malumudur. 16 Nisan'da yapılan halk oylamasında halkımız yüksek bir katılımla ve büyük bir demokratik olgunlukla sandığa gitmiştir. Halk oylamasının yüzde 85'i aşan bir katılım oranıyla gerçekleşmiş olması demokrasimiz açısından başlı başına bir kazanımdır. Bu vesileyle halk oylamasının ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum."
Başkan Arslan, halk oylamasından bağımsız olarak, Anayasa'ya göre Türkiye Cumhuriyeti'nin, devletin bölünmez bütünlüğü, milli egemenlik ve adalet anlayışı içinde, kuvvetler ayrılığına ve insan haklarına dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğuna işaret etti.
Arslan, "Anayasal kimliğimizi ifade eden bu nitelikleri haiz demokratik Cumhuriyet'i, onun kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği ve Anayasa'nın başlangıç kısmında ifadesini bulan muasır medeniyet düzeyinin ötesine taşımak, hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır" dedi.
Arslan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:
''Halk oylamasının yüzde 85'i aşan katılımla gerçekleşmiş olması demokrasimiz açısından büyük bir kazanımdır. Muasır medeniyetin en önemli göstergesi adaletin sağlanmasıdır. Osmanlı devlet geleneğinde önemli bir yeri olan adalet dairesi adaletle başlayıp adaletle tamamlanan bir anlayışı ifade eder. Cihanın düzen ve kurtuluşunu sağlayan adalettir.
Güvenlik ve özgürlük birbirini tamamlayan değerlerdir. Olağanüstü yönetimlerin amacı anayasal düzeni korumak ve savunmak olmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanım olağanüstü dönemlerde anayasa mahkemelerine önemli görevler düştüğü bilinmektedir. Olağanüstü yönetimlerin amacı olağan dönemlere dönüşün sağlanmasıdır.
AYM'nin görev ve yetkilerinin düzenlendiği Anayasa'nın 148. maddesinde OHAL'de çıkarılan KHK'ların anayasaya aykırı iddiası ile AYM'de dava açılamayacağı açık bir şekilde belirtilmektedir. Mahkememiz de bu açık anayasal hükmü dikkate alarak OHAL KHK'larını denetleme yetkisine sahip olmadığına karar vermiştir. Bazı OHAL KHK'ları hakkında AYM'ye iptal davaları açılmış bu davalarda ilk inceleme aşamaları tamamlanmış ve esas incelemeye geçilmiştir.
Muasır medeniyeti tehdit eden bir meseleye değinmek istiyorum. Bu mesele yabancı düşmanlığıdır.
Ulusal ve uluslararası yargı organlarının özellikle başörtüsüne ilişkin yasakçı kararları dikkat çekicidir. Mültecilere kapıları kapatan başörtüsünü kamusal alandan yasaklayan yaklaşım insan haklarıyla bağdaştırılamaz.''