Parti binasında düzenlediği haftalık basın toplantısın da ülke gündemini değerlendiren Destici, 15 Temmuz hain darbe gecesinde, hâkimlerimiz ve savcılarımız çalışmalarına tüm hızlarıyla devam ettiler. O gece hain FETÖ örgütünün yapmış olduğu darbeye ilk karşı ve net duruşu ortaya koyan ve bugüne kadar dillendirilmeyenlerin başında da yargı sistemimiz ve yargının başındaki insanlar gelmekteydi.” dedi.
Destici, “Hain darbecilere karşı uyarılarını yaparak bu yaptıklarının Anayasal bir suç olduğunu ve derhal bu yanlıştan dönmelerini yasalar ve Anayasa’ya göre mutlaka cezalandırılacaklarını söylediler. Ve daha sonra hemen fiili olarak harekete geçerek her türlü işlemi anında yaptılar. Darbe gecesindeki duruşlarından dolayı da tüm yargı mensuplarına bir kere daha milletimiz şahsım ve camiam adına şükranlarımı sunuyorum.” Diye konuştu.
“Ülkemizin en çok sıkıntılı olduğu konuların başında kuvvetler ayrılığı prensibi geliyor.” Diyen Destici, “Bu üç saç ayağından birisi de yargı. Yargının bağımsızlığı çok önemli. En az onun kadar da tarafsızlığının önemli olduğunu yaşadığımız uygulamalarda, geçtiğimiz yıllarda yaşanan uygulamalarda çok açık ve net olarak gördük. Yargı hem bağımsız olmalı, Ama mutlaka ve mutlaka tarafsız olmalı. Bu sözle söylenip yapılabilecek bir şey midir? Hayır, bunun için adımların atılması gerekiyor. Güçlünün hukuku yerine hukukun gücünün, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi adına atılması gereken adımlar var. Bunlardan birincisi hâkim ve savcıların ayrılması. Hâkimler için ayrı bir kurul, savcılar içinde ayrı bir kurulun mutlaka kurulması gerekiyor. Savunma makamıyla, iddia makamının mutlaka eşit hale getirilmesi gerekiyor. Uygulamalardan kaynaklanan pek çok rahatsızlık var. Özellikle savunma makamının, savunma görevini yapamadığı, yerine getiremediği ya da bundan dolayı itham edildiği, suçlandığı ile ilgili bir sürü iddialar var. Bu tür iddiaların ortadan kalkması adına savunma makamıyla iddia makamının mutlaka ama mutlaka eşit hale eşit şartlarda görev yapıyor hale getirilme zarureti vardır. İkincisi, Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından bu çok önemlidir.
Üçüncüsü, Özel adli kolluk görevlilerin kurulması. Bu noktalarda, uygulamada eksikliklerin, aksaklıkların ve haksızlıkların yapıldığı ile ilgili geçmişten bugünümüze gelen şikâyetler var. Bu şikâyetlerin ortadan kalkması için mutlaka yani savcılarla ve avukatlarla, iddia ve savunma makamıyla birlikte çalışacak özel adli kolluk gücü kurulma zorunluluğu vardır.” Şeklinde konuştu.
Destici, “Bu tür adımlar atılmadan sadece sözle adli yıl açılışlarında, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını konuşmak bunlardan bahsetmek çözüm olmuyor. Yargının başındaki insanlar çıkıp, “Yargıya güven yüzde 30’ların altına düştü “ diyorlar. Bunu yüzde 100’lere çıkartmanın yolu demokratik adımlar atmaktan geçiyor.” İfadelerini kullandı.
Bugün 1 Eylül Dünya Barış Günü. Olduğunu belirten Destici: “Ama Dünya’nın pek çok yerinde Türk ve İslam Coğrafyasında kan, gözyaşı ve savaşlar devam ediyor. Bu savaşların müsebbibinin kim olduğunun ya da sebebinin ne olduğuna baktığımızda emperyalist küresel güçlerin İslam Coğrafyasını bölerek, parçalayarak yönetme ve sömürme arzusunun bir tezahürü olduğunu görüyoruz. O coğrafyadaki taşeron sözde İslami terör örgütleri eliyle ya da oradaki taşeronları ve işbirlikçileri eliyle İslam Coğrafyasını kan ve gözyaşına boğdukları ve Müslümanları birbirine kırdırdıklarını görüyoruz. Yüce Allah’tan dileğimiz bir an önce Türk ve İslam Coğrafyasındaki kan ve gözyaşının sona ermesi. Müslümanların birbirini öldürmekten bir biriyle savaşmaktan uyanıp vazgeçmesi ve bu tezgâhı kuranlarında inşallah kurdukları bu tezgâhta boğulmalarını niyaz ediyoruz.”
Demokratikleşme ile ilgili süratli adımların atılması gerektiğini ifade eden Destici, “Bunların başında da seçim kanunun demokratikleştirilmesi gelmektedir. Temsilde adaletin mutlaka sağlanması gerekmektedir. Bunun için yapılması gerekende çok basittir. Yüzde 10’luk seçim barajının derhal kaldırılması gerekir.” Dedi.
İktidar partisinin 2019 yılındaki 3 seçimle ile ilgili görüşlerini değerlendiren Destici, Biz Büyük Birlik Partisi olarak yerel seçimlerin 2018 yılı Ekim ayına alınmasını geçtiğimiz yıllarda da savunmuştuk.
2019 yılındaki hem üç seçimin bir arada olması hem kış şartlarından dolayı ve acıyı yaşamış liderini kaybetmiş bir siyasi hareket olarak mutlaka yerel seçimlerin 2018 Ekim ayına alınmasını destekliyor ve savunuyoruz. 2019 yılında yapılacak olan milletvekilliği seçimlerinin 5 yıla çıkartılmasını doğru bulmuyoruz. Bunu maç içinde kural değiştirme olarak tanımlıyoruz. 5 yılken de 4 yıla indirilmesini savunmuş bir siyasi hareketiz. Buradaki önerimiz de şudur; 2019 Mayıs ayı içerisinde genel seçimler yapılır ve yine 2018 Ekim ayında da Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılır. Geçmişten beri Milletvekilliği Genel Seçimlerinin 4 yılda yenilenmesini savuna gelmiş ve bu yönde anayasa değişikliğine evet demiş bir siyasi partiyiz. Aynı görüşümüzü muhafaza ediyoruz.”