BEYAZ KÖŞK’ÜN SATIŞ SÜRECİ VE YENİ SAHİBİ
İstanbul Boğazı’nın en değerli yerlerinden biri olan Bebek’teki Beyaz Köşk, FETÖ firarisi Akın İpek’e ait olarak uzun bir süre satış sürecinde kalmıştı. Dördüncü ihalede köşk, KDV dahil 1 milyar 116 milyon lira bedelle yeni sahibine kavuştu. Ancak alıcının kim olduğu daha önce açıklanmamıştı. Sonrasında, köşkü denizcilik ve tekstil sektöründe öne çıkan Ali Bekmezci’nin aldığı öğrenildi.
ALI BEKMEZCİ VE BİZİM BİRİKİMİMİZ
Ali Bekmezci, tekstil alanında büyüyen BEKS Çorap ve İç Giyim markasının sahibi. Aynı zamanda İstanbul merkezli gemi yönetim ve armatörlük şirketi Beks Shipping’in de sahibi. Bekmezci, çorap ve iç çamaşırı üreticiliğinden, dünyanın en büyük armatörlerinden birine dönüşüm sürecini gerçekleştirdi. Beks Denizcilik, 2021’de 5 gemi yatırımı yaparak denizciliğe hızlı bir giriş yaptı. Şimdi ise filosundaki birden fazla gemi ve tankerle hizmet veriyor. Bekmezci, navlun fırsatını değerlendirerek yatırımcılar arasında yer aldı ve Beks Denizcilik çatısı altında kuru yük ve tanker ağırlıklı bir filoyu yönetiyor.
KÖŞK’ÜN SATIŞINDAKİ SÜREÇ
Köşkün satış süreci, üç başarısız ihalenin ardından nihayet sonuç aldı. İlk ihale geçen yıl Mayıs ayında 750 milyon lira muhammen bedelle yapılmış ancak alıcı çıkmamıştı. Bu yıl yapılan 950 milyon lira + KDV bedelli ihale de talep yetersizliğinden iptal edildi. Yaz aylarında bedelin 925 milyon lira olmasıyla üçüncü deneme de sonuç vermedi. Son ihalede başlangıç bedeli 810 milyon lira + KDV olarak belirlendi; önceki aşamalara göre 115 milyon liralık indirim gerçekleşti ve nihayet 1 milyar 116 milyon lira (KDV dahil) bedelle satış tamamlandı. Koza Altın, yönetim kurulunun onayının ardından tapu devrinin kısa sürede tamamlanacağını bildirdi.
Bu süreç, Akın İpek’in yurt dışına çıkmasının ardından mal varlıklarının TMSF gözetimine geçmesi ile başlatılan tasfiye adımlarının en görünür noktalarından biri oldu. Yıllardır alıcı bulamayan bu nadir nitelikli taşınmaz, yüksek fiyat seviyeleri ve belirsiz piyasa koşulları ile nitelendiriliyordu. Dördüncü ihalenin “açık teklif ve açık artırma” usulü ile gerçekleşmesi, sürecin en kritik aşamasının geçildiğinin bir göstergesi oldu.