Uzun yıllardır İsviçre'de yaşıyor. 11 yıl önce omurilik çökmesi ve kullandığı ilaçlar nedeniyle yaşadığı kronik ağrı sorunu hayatını karartıyor. Sonra
metabolizması çalışamaz hale gelince kadıncağız çöküyor… Daha açık anlatayım durumu: Duruyor metabolizması… Hemen ardından günde 50'ye yakın hap yuttuğu dönem başlıyor. O süreçte altı ayda sekiz buçuk cm kısalıyor. Şaka gibi değil mi? Keşke şaka olsaymış… Değil oysa…
Aliye Baybostan o dönemde çılgın bir tedavi sürecinin içine girdiğini anlatıyor ve vücudunda her geçen gün artan eğrilik nedeniyle alnının bir buçuk yıl yeri
gördüğünü söylüyor.”Normalde 60'lı kilolarımla mutluydum. 60'ların biraz üzerine çıktığımda, “Eyvah işin ucunu kaçırıyorum” diyen ben, 126 kiloyu gördükten sonra tartıya çıkmayı bıraktım” diyor. Sonra sağlığı ciddi anlamda tehlikeye girip hayatını kaybetme riski belirince cerrahi şart olmuş. Çok zorlu ve uzun süren bir ameliyat sonrasında midesinin büyük bölümü ve safra
kesesi alınmış, bağırsak boyu kısaltılmış ve başka işlemler uygulanmış…
Ardından doktorlarının beklediği olmuş ve metabolizması yeniden çalışmaya başlamış. Her şeyin istendiği gibi gitmediğini ilerleyen satırlarda okuyacaksınız. O anın gerçeği ise yıllardır durdurulamayan kilo alımının, yerini hızla verilen kilolara bırakması olmuş… Hastanede kaldığı ilk hafta içinde tam 14 kilo vermiş. O dönemdeki beslenme zorluklarını anlatırken “Ameliyattan
sonraki dönemde ölmek istedim” diyor ve “bir yumurtanın dörtte birini bile yiyememenin ne demek olduğunu bilir misiniz?” diyerek soru dolu gözlerle yüzüme bakıyor.
OBEZLİKTEN BİR DERİ BİR KEMİKLİĞE
O sırada eşinin akciğer kanseri olduğunu öğrenmiş. Operasyonun etkisine bir de üzüntü eşlik edince önce 80'li kilolara inmiş, sonra 70, 60, 50 derken tartıda 40'ları görmüş. Eşinin vefatından hemen önce kendisi 45, kocası 35 kiloymuş. O günleri anlatırken “Kendime değil eşime dertleniyordum” diyor ve
tartıya çıktığında 35 kilo olduğunu anlamasın diye ayağıyla arkadan ağırlığını artırmaya çalıştığını söylüyor. Gözlerine dolan yaşları tutamaması da tam bu ana denk geliyor… “Aynı evde yaşayan iki iskelet gibiydik” sözlerinden sonra sıra insanın nasıl yorumlaması gerektiğini bilemediği o ana geliyor.
YEĞENİM BİZDEN KORKUYORDU
“Yeğenim kız kardeşime, 'Anne teyzeme gitmek istemiyorum, korkuyorum' demiş!” derken gözlerinden akan yaşlara yine engel olamıyor. Eşinin vefatından sonra çok sarsıldığını ve bindiği takside bile ağlayan bir kadın haline geldiğini söylüyor. Psikolojik destek alışı da bu döneme denk geliyor.
Yemek yiyememe durumu uzun süre devam ediyor. Tedavi gördüğü halde bir yıl içinde sadece beş kilo alıyor ve bu durum anormal zayıflığını örtmüyor. O süreçte iki yıl balkonda yaşadığını söylüyor. “Ne kimse beni görsün ne de ben
kimseyi göreyim istedim” sözleri içinde bulunduğu durumu anlatmaya yetiyor.
NE MEMEM NE POPOM KALMIŞTI
Hayatının son sekiz yılında kadınlığını kaybettiğini anlatıyor. “Ne memem ne popom vardı, memelerim sıkılmış limon kabuğuna benziyordu” diyor. Kıskanç bir kadın olmadığını ama mini etek ve askılı bluz giyen kadınlara hep özendiğini söylerken gözleri anlattıklarımın hepsi doğru der gibi bakıyor. Sonra o düşünce yerleşiyor beynine: Yeni bir Aliye…
AYNADA KENDİME BAKACAK HALE GELMEK İSTEDİM
Son dört yıl boyunca estetik ameliyatlardan yararlanarak aynada kendine bakacak hale gelmek istiyor. Ama tüm açıklığıyla bu işin maddi yükünü kaldıracak durumunun olmamasının kendisini engellediğini söylüyor. Buna
karşın Türkiye'ye geldiğinde yaptığı araştırmaların sonucunda bazı doktorlara
gidiyor, kendini anlatıyor, görüş alıyor. En sonunda yolu Estetik Cerrah Hasan Fındık'la kesişiyor. İlk görüşte güveniyor doktoruna, Sonra ani bir kararla evini ipotek edip yapılması planlanan ameliyatlarının parasını denkleştiriyor ve dört
yıllık krediyle kendisine gereken çözüm yolunu bulmuş oluyor.
Yaklaşık iki ay önce iki seansta 22 işlem olarak planlanan operasyon dizisi
başlıyor. Ben şimdi tek tek saymayayım… Aklınıza ne gelirse yapılıyor. Aliye Hanım'ın “Vücudumda doktorumun elinin değmediği nokta kalmadı” cümlesi her şeyi özetliyor. Sonuçtan ne kadar memnun olduğuysa yüzünden okunuyor. “Doğru adresteydim. Aynaya bakınca ne yaptım demedim. Her operasyon
sonrasında çok mutlu oldum. Küçücük dokunuşların yarattığı farklılık bile beni çok sevindirdi. Anlayacağınız araba iyi yapıldı şimdi sıra aksesuvarlarda” diyor. Aliye Baybostan, ışıl ışıl gözleri ve çekici görüntüsüyle ilk kez yaklaşan yaz aylarından korkmadığını söylüyor ve “Bu yazı çok güzel geçireceğim” diyor. İkinci operasyondan sonra saçlarını kestirdiğini ve bir butiğe dalarak kendini
kaybettiğini anlatırken gülüyor. Bense aldıklarının arasında; askılı bluzların,
elbiselerin ve mini eteklerin olduğunu tahmin etmekte zorlanmıyor ve bu mutluluğa ortak olarak payıma düşeni yapıyorum. Siz bu satırları okurken o İsviçre'deki eski yaşamına yeni bir Aliye olarak dönmüş olacak. Ama Zürih Havaalanı'nda kendisini karşılamaya gelecek arkadaşları onu tanıyabilecek
mi? İşin o yönünü kendisi de merak ediyor…
GEÇMİŞİ UNUTMUYORUM SADECE TÜL ÇEKİYORUM
“Aşk yaşarken insanın gözleri nasıl ışıldarsa, şu sıralar tam öyleyim. Bence insan kendini tiksindirici bulmamalı ve bu duyguyu başkalarına yaşatmamalı… Sağlık sorunlarıyla dolu ve bedenimle küs geçirdiğim günlerde yaşadıklarım bana inanılmaz deneyimler kazandırdı. Yakınlarımın çocukları zayıflıktan etim derime yapışmış haldeyken yanıma gelip kollarımın altından sarkan derilerimi lastik gibi çekiştirerek sağa sola sallardı. Bazen çenemin altındaki derinin fazlalığı yüzünden orada bir şey olduğunu düşünüp almaya yeltenen, gerçeğin
farkına varınca ne yapacağını bilemeyen arkadaşlarımın ifadesi içimi acıtırdı. Artık hepsi geride kaldı…
Kardeşlerim “Bize fark attın” diyor
Geçirdiği operasyonlardan sonra kız kardeşlerinin kendisine “Hep birlikte ne güzel tontonluğa doğru gidiyorduk. Sen işi bozdun!” dediklerini söylüyor ve gözleri verdiği kararın ne kadar doğru olduğunu anlatır gibi gülerek bakıyor. “Başka ne tepkiler aldınız?” diye soruyorum, her görenin çok şaşırdığını ve
“inanılmaz şekilde geri sardın” dediklerini çıtlatıyor. “Belki yeni bir aşk çalar kapınızı” sözümü ise gülümseyerek ve ihtiyatlı karşılayıp “Kim bilir!” diye yanıtlıyor…
Bu ameliyatları her hastaya yapmam
Aliye Baybostan'ı tam anlamıyla yeniden yaratarak yepyeni bir yaşam hediye eden Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hasan Fındık,
kendisine bu tip operasyonlar için başvuran her hastayı kabul etmediğini, sadece istekleri gerçekçi olan hastalara baktığını söylüyor. “İstekler gerçekçi değilse bu durum hem hastayı hem de doktoru zora sokar” diyen Op. Dr. Fındık, Aliye Baybostan'ın ideal bir hasta olduğunu, kalıplaşmış kadın formu istemediğini ve bir doktor olarak bu operasyona ihtiyacı olduğuna inandığını belirterek, ortaya çıkan sonucun her iki tarafı da çok mutlu ettiğine dikkat çekiyor.