Tövbe ve istiğfara özel önem veren Allah Resûlü (s.a.s.) onu hayatın ayrılmaz bir parçası sayardı.
Geçmiş ve gelecek günahları affedildiği hâlde en içten duygularla Rabbine yalvarır, affedilmesi için gözyaşı dökerdi. Ümmetinin de böyle yapmasını isterdi.
Tövbe, Allah’ın sonsuza kadar açık tuttuğu rahmet kapısıdır. O kapı herhangi bir günah işleyenden, affı mümkün görünmeyen günahlara dalan, hatta günah batağında debelenen bütün insanlar için açıktır. Bu merhametinden dolayı Allahu Teala kendine yönelen bütün insanların tövbesini kabul etmektedir.
Allah Resûlü (s.a.s.) bir hadis-i kudside şöyle buyurur:
– Kulum bir günah işledi. Sonra:
– Ey Rabbim günahımı bağışla! diye yalvardı. Allah (azze ve celle):
– Kulum günah işledi. Ama günahları affedecek bir Rabbinin olduğunu anladı, buyurarak kulunun günahlarını affetti. Sonra kul bir günah daha işledi. Ardından:
– Ey Rabbim günahımı bağışla! diye yalvardı. Allah (azze ve celle):
– Kulum günah işledi. Günahları affedecek bir Rabbinin olduğunu anladı, buyurarak kulunun günahlarını affetti. Sonra kul bir günah daha işledi. Yine:
– Ey Rabbim günahımı bağışla! diye yalvardı. Allah (azze ve celle):
– Kulum günah işledi. Günahları affedecek bir Rabbinin olduğunu anladı, buyurarak kulunun günahlarını affetti. Sonra kul bir günah daha işledi. Yine:
– Ey Rabbim günahımı bağışla! diye yalvardı. Allah (azze ve celle):
– Kulum günah işledi. Kulum günahları affedecek bir Rabbinin olduğunu anladı. Ey kulum! hangi ameli yapmış olursan ol, seni affettim, buyurarak onu affetti. (Buhârî, 9/178)
Tövbe ve istiğfarın önemini bilen Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) çokça tövbe istiğfar ederdi. Sahabeden Hz. Abdullah b. Ömer anlatıyor:
“Allah Resûlü (s.a.s.) ile birlikte olduğumuzda sürekli tövbe ederdi. Bazen bir mecliste iken yaptığı tövbeleri sayar, yüz kere ‘Rabb’im beni affet! Tövbemi kabul et, sen tövbeleri kabul eden rahmet sahibisin.’ dediğini tespit ederdik.” (Ebû Dâvud, Vitir, 25)
Rahle-i Saadetten geçen sahabiler rahmet-i İlahinin hakikatini çok iyi kavramışlardı. Bu yüzden son nefeslerine kadar gözyaşı dökerek günahlarına ağlamışlardır.
Abdullah b. Mesud vefatına yakın günlerde hastalandığında Hz. Osman ziyaretine gitmişti. Bu sırada aralarında şu diyalog yaşandı:
– Şikayetin ne?
– Günahlarım.
– Canın ne istiyor?
– Rabbimin rahmetini.
– Doktor çağırtayım mı?
– Beni doktor hasta etti.
– Sana tahsis edilen yıllık ücretinin ödenmesini
emredeyim mi?
– Hayır, ona ihtiyacım yok.
– Kızlarına verirsin.
– Kızlarımın fakirliğinden mi endişe ediyorsun? Ben onlara her gece Vâkıa suresini okumalarını söyledim, geçim sıkıntısı çekmezler. Çünkü Allah Resûlü (s.a.s.) bu hususta şöyle buyurdu: “Kim her gece Vâkıa suresini okursa fakir olmaz.” (İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-Gâbe, 3177)
BİR AYET
Eğer katı yürekli birisi olsaydın!
“İnsanlara yumuşak davranman da Allah’ın merhametinin eseridir. Eğer kaba, katı yürekli biri olsaydın, insanlar senin etrafından dağılıverirlerdi. Öyleyse onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile ve işleri onlarla istişare et! Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah’a tevekkül et! Allah muhakkak ki Kendisine dayanıp güvenenleri sever.” (Âl-i İmran Sûresi, 3/159)
HADiS BAHÇESi
Şüpheli şeyleri terk et!
Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: “Şüpheliyi bırak, şüphe vermeyene bak. Zira gönül, sözde ve işte doğrudan huzur, yalandan kuşku duyar.”
Hadisin verdiği mesajlar
1)Şüpheli şeylerden uzak durup helal olanlara yönelmek gerekir. Bu şekilde haramın semtine bile yaklaşılmamış olunur.
2) İnsan içine sinmeyen veya içinin ısınmadığı konulardan uzak kalmalıdır. Gönül yatkınlığı herkes için özel ölçüdür.
3)Allah saygısı ile dolu olan Müslümanlar, büyük günahlara düşme endişesi ile küçük günahlardan uzak dururlar.
BİR DUA
Ey tövbeleri kabul eden Rabbimiz!
Ey merhametlilerin en merhametlisi! Ey tövbeleri kabul eden ve dualara karşılık veren Rabbimiz! Sana yöneldik. Peygamberimiz’i şefaatçi yapıyor, ellerimizi O’nun mübarek ellerinin altında tutuyor ve istediklerimizi öylece istiyoruz. Günahımız çoktur ama Senin rahmetin her şeyi aşkındır. Bize rahmetinle muamele et.