Ankara’da siyasetin gündemi yoğun. Kabine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Ankara Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı. Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gündeme dair önemli konulara değindi. Özellikle bir televizyon programında söylenen “Çelik Kubbe milleti mi yandaşı mı koruyacak?” sözlerine tepki göstererek bazı hususları vurguladı.
MILLETİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN
Ekranları başında, radyo kanallarında ve sosyal medya platformlarında bizleri izleyen vatandaşlara saygılarımızı sunuyoruz. Konuşmamın başında bu sabahki kalleş saldırıda hayatını kaybeden kahraman emniyet mensuplarına bir kez daha Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin ve emniyet teşkilatımızın başı sağ olsun.
ÇELİK KUBBE İLE HAVA SAVUNMASINDA FARKLI LİGİN OYUNCUSU OLDUK
Savunma sanayimiz için 3 önemli adımı aynı anda atmış bulunuyoruz. Çelik Kubbe sistemlerini ordumuzun envanterine kazandırdık. 14 kritik tesisin resmi açılışını gerçekleştirdik. Oğul Bey Teknoloji üssümüzün temelini attık. Sistemler sistemi olan Çelik Kubbe ile hava savunmasında farklı bir ligin oyuncusu haline geliyoruz. Ülkemize karşı husumet besleyenlerde endişe vermesini anlıyoruz.
KAYGI DUYULMASI GEREKEN BİR RUH HALİ
Burada asıl ilginç olan, ülke içindeki bazı çevrelerin bu durumu hazmedememesidir. “Çelik Kubbe vatandaşı değil yandaşı koruyacak” diyerek nefret dolu bir yaklaşım sergileyenlerin varlığı, güvenliğimiz açısından kaygı duyulması gereken bir ruh halini yansıtıyor. Çünkü her savunma aracı, 86 milyonu en yüksek düzeyde korumak için tasarlandı. Çelik Kubbe tüm vatandaşlara hizmet edecektir.
EBEDİ KARDEŞLİĞİMİZİ TÜM DÜNYAYA BİR KEZ DAHA İLAN ETTİK
Önemli konu başlıklarının değerlendirildiği bir kabine toplantısını daha tamamladık. Yükseköğretim, ekonomi, sosyal hizmetler ve dış politika konularını kapsayan geniş bir yelpazede aldığımız kararların ülkemiz için hayırlı olmasını umuyorum. Ahlat’ta gerçekleştirdiğimiz son kabine toplantımızdan bu yana, yurt içinde ve yurt dışında gerçekleştirdiğimiz faaliyetleri hatırlatmak istiyorum. 25-30 Ağustos tarihleri arasında kutladığımız zafer haftası dolu dolu geçti. Ahlat ve Malazgirt’te gerçekleştirilen törenlerde, milletimizin ezeli ve ebedi kardeşliğini dünyaya ilan ettik. Ayrıca, 27 Ağustos tarihinde 50. yılı kutlanan Türk savunma sanayisinin lider kuruluşlarından ASELSAN’ın Gölbaşı yerleşkesini ziyaret ettik.
ÖZEL’İN SİNOP ÇIKIŞI BAŞKA BİR BASİRETSİZLİK ÖRNEĞİ
Ana muhalefet partisinin genel başkanının Sinop’ta savunma sanayisiyle ilgili benzer bir yaklaşım sergilemesi başka bir basiretsizlik örneğidir. Balıklar ve turistler füze denemelerinden rahatsız oluyormuş gibi bir söylemin ciddiyetsizliğine dikkat çekmek istiyorum. Su ürünleri yetiştiriciliğinde Avrupa’da 1., dünyada ise 17. sıradayız. Su ürünleri ihracatımız 2002-2024 arasında 10 katına, değer bakımından da 20 katına çıktı. Örneğin 2002 yılında 27 bin ton olan su ürünleri ihracatımız, 2024 yılı itibarıyla 313 bin tona ve 2 milyar dolara yükselecek.
AKKUYU İLE ŞEYTANIN BACAĞINI KIRACAĞIZ
Sinop’tan Rusya, Peru, Japonya, Almanya gibi 25 farklı ülkeye ihracat gerçekleştiriliyor. Ülkemizde üretilen Türk somonlarının üçte biri Sinop’ta yetiştiriliyor. Ülkede problemli bir durum söz konusu değil. Çevreci grupların nükleer enerjiye karşı çıkmasını daha önce açıklamıştık. 2025 yılı itibarıyla 31 ülkede 416 nükleer reaktör faal durumdayken, 62 reaktörün de inşaatı Türkiye dahil 15 ülkede sürüyor. Enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve 2053 hedeflerimize ulaşmak adına nükleer enerjiyi mutlaka üretim portföyümüze dahil etmemiz gerek. Akkuyu’nun devreye girmesiyle “şeytanın bacağını kıracağız”.
BÖYLE SIĞ BİR ZİHNİYETİN ÜLKEMİZDE KATKISI OLAMAZ
Nükleer santrallere karşı çıkmak, cehalet değilse ancak art niyetle açıklanabilir. Böyle bir zihniyetin ülkemize, milletimize ve Sinoplu kardeşlerimize hiçbir faydası olmaz. 27 Ağustos’ta 5 bin 11 subay ve astsubayımızın mezuniyet törenine katıldık. TEKNOFEST Mavi Vatan’da Türk donanmasının güçlü unsurlarını görme fırsatını bulduk.
VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ
FETÖ ve DEAŞ gibi dinimizi istismar eden yapıların milletimizde yarattığı büyük acılar ortada. Diyanet camiamızın üzerindeki yük bu dönemde oldukça ağır. 6 Eylül’de Malatya’da, 300 bininci deprem konutunu anahtarını teslim edeceğiz. Bugüne kadar deprem bölgeleri için kullandığımız kaynakların toplamı 75 milyar doları aştı. Hedefimiz, 403 bin bağımsız bölümü yıl sonuna kadar tamamlayıp hak sahiplerine teslim etmek. Bunun için var gücümüzle çalışacağız. 41 projemizin Malatya’ya hayırlı olmasını temenni ediyorum.
İZMİRLİYİ DOLANDIRAN ÇAPSIZLAR, MALATYA’YI ZİYARET ETSİN
Seçim döneminde eleştirip ortalıktan kaybolan ve afetzedelere bedava ev sözü veren çapsızları Malatya ve diğer illerdeki deprem konutlarını ziyaret etmeye davet ediyorum. Meydanlarda atıp tutmak kolay, ama 23 yıldır arkasında duramadığımız sözler vermedik. Son iki seçimde halkı vaat yağmuruna tutanlar sonrasında hiç oralı olmadılar. Zamanla emeklilere destek olma vaadi verdiler ama bunu başaramadılar. Şimdi bunun hesabını yargı önünde veriyorlar.
2028 SONUNDA 1,9 TRİLYON DOLARLIK BİR EKONOMİ OLACAĞIZ
2023 yılında duyurduğumuz OVP hedeflerimize büyük oranda ulaştık. Bugün ülkemizin gelecek 3 yılına yön verecek OVP’yi milletimizle paylaştık. Bu program yalnızca rakamlardan ibaret değil. Gerçekleştirilecek olan büyüme ile küresel ekonomiyi ve ticaret ortaklarımızın ortalama büyüme performanslarını geride bırakacağız. 2028 yılında 1,9 trilyon dolarlık bir ekonomi hedefliyoruz. Kişi başına gelirimizin 21 bin dolara ulaşmasını hedefliyoruz. Türkiye’yi yüksek gelirli ülkeler ligine çıkarmayı amaçlıyoruz. Ayrıca, enflasyonu tek haneye düşürme kararlılığındayız. İşsizlik oranını yüzde 8’in altına indirmeyi ve turizm gelirlerini 75 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. OVP’nin ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyoruz.
SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLAR
Son dönemlerde 18 yaş altı suça karışan çocuklarla ilgili kamuoyunda süren tartışmaları yakından takip ediyoruz. Bugünkü menfur saldırı dahil, cinayet ve suçlarının faillerinin bu yaş grubundan olması halkımızda haklı bir infiale yol açıyor. Bu yaş grubundaki çocukları özellikle hedef aldıkları bir dönemden geçiyoruz. Bu meselen