Moskova’da yaşayan sosyolog Rumeysa Dilekci, Türk kahvesinin Rusya’da tanınmasının öyküsünü araştırdı. Avrupa hayat tarzını Rus asiller için zorunlu kılan Büyük Petro (Türkiye'deki bilinen adı ile Çar Deli Petro) evlere baskınlar yaparak Türk kahvesi içip içmediklerini control etmiş. Bugün ise Türk kahvesi, Rusya'da en bilinen damak tadı.
Rumeysa Dilekci'nin Türk kahvesi ve Rusya yazısı:
Rusyada Türkler neyle meşhur derseniz bir çok şey sayabilirim fakat uzun yıllar bu bölgede yaşayan biri olarak gördüğüm şey, günlük yaşamlarına girmiş orjinal ismiylede kullanılan ‘Türk kahvesi’ derim. Rusya’da Türk Kahvesi (Tureskiy Kofe) marka diyebilirim.
Belarus’ta katıldığım bir konferansta akademisyen bir beyefendinin
"Kava" adlı makalesinin sunumuna şahit olmuştum. Rusların Türk Kahvesi ile nasıl tanıştıklarının tarihcesini anlattı. Oldukça ilginçti. Tabii hemen sunumu istedim, sağolsun kırmadı beyefendi. Ben de bugün size bu makaleden alıntılarla kısaca Ruslar Türk Kahvesi ile nasıl tanışmışlar onu yazacağım.
Türk kahvesinin Avrupa’ya yayılması 17. yüzyıl başında Osmanlı elçileri vasıtasıyla olmuştur. Yaygınlaşması ise İkinci Viyana kuşatmasında Osmanlı ordusu yenilince ordunun yanında getirdiği beşyüz çuval kahve Avrupalıların eline gecmiştir. Önce ne olduğunu anlamadıkları kahveyi Tuna nehrine dökmeyi düşünürler. Fakat savaşta kahramanlık gösteren Frans Kulcitsiy adındaki İtalyan beşyüz cuval kahveyi ister. Kahramanlığı neticesindeki aldığı kahvelerle Viyana’da ilk kahvehaneyi böyle açmıştır. Önce insanlar çok alışamamış. Fakat balla sütle karıştılarak ikram etmişlerdir.
Rusların Türk kahvesi ile tanışması ise Rusların "Büyük Çar" dedikleri Rus Çarı Deli Petro zamanında olmuştur. Rusya’daki asiller arasında Avrupa usulü yaşam kanunla mecburi hale getirilmiştir. Kahve de onlardan birisi. Bütün asillere kahve içmeyi mecburi yapmışlar. Deli Petro asillerin evine baskınlar düzenlermiş kahve içiliyor mu diye. Oysa Ruslar pişirmeyi bile bilmezlermiş ama korkularından içerlermiş. Şimdilerde bu durumu bir çok Rus filminde görmeniz mümkün. Entellektüeller arasında bu yazdıklarımı sıklıkla duymak mümkün.
Ayrıca Rusya’da cezvenin adı ise turka.
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır temasından yola çıkarak Moskova’nın en büyük kültür merkezi olan Zil Kültür Merkezinde Türk Kahvesi Gecesi organize ettik.
Türk kültürünün tanıtılması amacıyla organize ettiğimiz program çok renkli görüntülere sahne oldu. Enstrumantal müzik ziyafeti eşliginde kum sanatının muhteşem kahve figürleri ekrana yansıdı.
Ustasından En lezzetli Türk kahvesi nasıl yapılır gösterilerek anlatıldı.
Gecenin sonunda tüm misafirlere bir fincan Türk Kahvesi kahve figürlü kurabiye ve Türk Lokumu ikram edildi.
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır bu günlerde buna nasıl da ihtiyacımız var değil mi?
Şimdilerde dünyanın bir çok ülkesi şu an zor dönemlerden geçiyor. Bir çok masum insanın terör saldırılarında yaşamını yitirdiğine şahitlik ediyoruz. Hepimiz istemesek bile bu acının tadına bakmak zorunda kalıyoruz. Yada kör sağır ve vicdansız olmak lazım ki acıyı yaşayanların acısına ortak olmayalım. İşte tam da burda dil din ırk ayrımı yapmaksızın bir fincan kahvenin kırk yıl hatırını sayalım diyorum. Tutunalım birbirimize sevinçlerimizi mutluluklarımızı kültürlerimizi farklılıklarımızı paylaşalım.