ALTAYLI’NIN TUTUKLULUĞU VE SAVUNMASI
Gazeteci Fatih Altaylı, YouTube kanalında yaptığı bazı açıklamalar nedeniyle “Cumhurbaşkanına tehdit” suçlamasıyla 22 Haziran’da tutuklanarak Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na gönderildi. Ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Altaylı’nın YouTube kanalına erişimin engellendiğini ve 22. Dönem Milletvekili Emin Şirin’in konuk olduğu 5 Ağustos tarihli bölümünün yayından kaldırıldığını açıkladı. İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin tutuklama kararında, ‘milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması’ ile ‘suç işlenmesinin önlenmesi’ gerekçeleri bulunuyordu. Altaylı’nın tutukluluğunun 26. gününde hazırlanan iddianamede, ‘Cumhurbaşkanı’nı tehdit’ suçlamasıyla 5 yıldan az olmamak kaydıyla hapis cezası talep ediliyor. Bugün, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Altaylı’nın yargılandığı davanın ilk duruşması yapılıyor.
DAVEDEN DESTEK VE TUTUKLULUK HALİ
İlk duruşma için eşi Hande Altaylı, kızı Zeynep Altaylı ve birçok tanınmış sima Silivri’de hazır bulundu. Jandarma eşliğinde duruşma salonuna getirilen Altaylı, alkışlarla karşılandı. Duruşma, kimlik tespiti ile saat 10:57’de başladı. Altaylı, iddianameye karşı savunmasını gerçekleştirdi. “Silivrimize hoş geldiniz” diyerek başladığı ifadesinde, tehdit suçundan yargılanmaktan üzüntü duyduğunu belirtti. Altaylı, “Sayın Cumhurbaşkanı’nı tehdit ettiğim iddiasıyla yargılanmak üzere karşınızda bulunmak beni hem çok şaşırtıyor hem de çok üzüyor. 40 küsur yıllık meslek hayatım boyunca, bırakın meslek hayatımı tüm yaşamım boyunca, ne benden güçsüz ne benden güçlü tek bir kişiyi bile tehdit etmedim. Kimseyi… Tam aksine ben hep tehdit edilen oldum” dedi.
KAYGILAR VE GELECEK HAYALLERİ
Altaylı, hücrede yalnız başına geçirdiği süre boyunca yaşadığı kaygıları dile getirerek, “Ailem 30 yıl boyunca korku içinde yaşadı. Eve her sağ salim geldiğimde şükretti” şeklinde konuştu. “Sayın Başkan, Değerli Üyeler, Silivri’ye hoş geldiniz. Uzunca bir süredir bu cezaevindeyim” diyerek başladığı konuşmasında, burada bulunma nedenini, toplumsal duyarlılığından ve daha iyi bir geleceği savunma isteğinden kaynakladığını söyledi. Altaylı, “Şanslı olmayan çocukların, benim kızım kadar şansları olabilsin istediğim için buradayım” ifadesini kullandı.
GENÇLERE YARDIM İÇİN ÇABALAR
Türkiye’nin bilgi toplumu olabilmesi için çabalarını sürdürdüğünü belirten Altaylı, “Eğitim konusunda uzmanlaşmış vakıflara burs tahsis ettik” dedi. Bu kapsamda, eğitimleri devam eden bilim insanı gençlere burs vermeye başladıklarını ve her yıl 4 gencimizi desteklemeye çalıştıklarını belirtti. “İnsanı mutlu eden şey paylaşmak, hele daha az şanslı olanlarla paylaşmak” diyerek, bu çalışmalarının temel motivasyonunu açıkladı.
HAYAL ETME ÖZGÜRLÜĞÜNE VURGU
Son olarak, Altaylı kendisini “muhalif” olarak tanımlayanlara yanıt vererek, “Ben muhalif değilim, sadece hayal etme özgürlüğünü savunuyorum” dedi. Eğitimin önemine dikkat çekerek, “Bu ülkenin bilgi tüketici değil, bilgi sağlayıcı olmasını istiyorum” diyerek ifade özgürlüğünün önemini vurguladı. Yargı önünde bulunuşunun sebeplerini anlatarak, özgür düşüncenin önemine dikkat çekti.