İSVEÇ BASININDAN TÜRKİYE’YE ÖVGÜ
İsveç’in önde gelen gazetelerinden Expressen, Türkiye’nin dış politikasını takdir eden bir yazı yayımladı. Yazıda, Türkiye’nin Rusya ile kurduğu etkin ilişkilere rağmen, Ukrayna’ya verdiği desteğin önemi vurgulandı. Türkiye’nin, dünya genelinde etkili bir diplomat olarak öne çıktığı ve Kiev yönetimi ile olan ilişkisini güçlendirdiği ifade edildi.
ABD VE AVRUPA HIZLA TARTIŞIYOR
Expressen’deki değerlendirmeye göre, “Türkiye, diğer Avrupa ülkelerinin aksine, Ukrayna’yı açıkça desteklerken Rusya’ya kapıyı açık tutmaya devam ediyor.” İlişkilerin çelişkili doğası ise, Batı’daki bazı tartışmaları ortaya çıkardı. Türkiye ile Rusya arasında sürdürülen yüksek düzeydeki ticaret ilişkileri ve Erdoğan ile Putin’in yakın ilişkileri, bu durumun en çarpıcı örneklerinden biri olarak gösterildi. İkili ilişkilerin sembollerinden biri olarak 2019’da Moskova’da çekilen dondurma fotoğrafı örnek verildi.
ULUSAL ÇIKARLARIN GÖZ HÜKMÜ
Türkiye’nin Rusya ile olan etkileşimi, pek çok kişinin düşündüğünden daha karmaşıktır. Batı Avrupa’nın aksine, Türkiye, Ukrayna’yı desteklemeye devam ederken Rusya ile olan ilişkisini de sürdürmektedir. Türk hükümetinin, Rusya’nın askeri agresifliğini kınaması ve Erdoğan’ın Ukrayna’nın NATO üyeliği konusundaki açıklamaları, Türkiye’nin stratejisini net bir şekilde ortaya koyuyor. Ayrıca, Türk sanayisi bu süreçte Ukrayna’ya silah sevkiyatları yaparken, İstanbul Boğazı’nı savaş gemilerine kapatmasıyla Rusya’ya karşı duruşunu da sergiliyor.
ANKARA’NIN DİPLOMATİK ROLÜ
Savaşın başladığı ilk haftalarda, Türkiye, Rusya ve Ukrayna arasında müzakerelerin başlatılması için çabalarını hızlandırdı. Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleşen görüşmeler, barışla sonuçlanmasa da, Rusya’nın Ukrayna’nın buğday ihracatına izin vermesi, bu süreçte Türkiye’nin rolünü gözler önüne serdi. Erdoğan, bu diplomatik süreçle hem bölgede önemli bir aktör olduğunu kanıtladı hem de Afrika ülkeleri için kritik durumdaki buğday ihracatını tekrar hayata geçirdi. Türkiye, bu süreçte önemli bir arabulucu konumundayken, er ya da geç bu diplomasi sürecinin yeniden canlanması bekleniyor.