John Ryan, 11 Eylül saldırılarında hayatını kaybeden 37 Liman İdaresi Polisi’ni 25 yıl sonra bile isimleriyle hatırlıyor. Christopher Amoroso, Antonio Rodrigues, J.D. Levi, Stephen Huczko gibi isimleri sayarken, en yakın arkadaşlarından biri olan Çavuş Robert Kaulfers’i unutamıyor. Kaulfers, iş yerinde partinin neşesi olarak biliniyor, arkadaşlarını eğlendirmek için anlık şarkı sözleri uyduruyordu. Ryan, onun sesini son duyduğunda yaşadığı dehşeti hala unutamıyor; “Radyoda ‘West Street çöküyor, West Street çöküyor’ diye çağırırken duydum, ardından hiçbir şey” diyor.
11 EYLÜL'ÜN ETKİSİ
Liman İdaresi Polisi, o gün görev başında kaybettikleri memur sayısıyla, tarihi bir rekor kırarak diğer tüm güvenlik güçlerinden daha fazla kayıp verdi. Ryan, terörle mücadeleyi kişisel bir görev haline getirerek, bu tür trajedilerin bir daha yaşanmaması için çalışmalara katıldı. Sonunda, FBI tarafından yönetilen Terörle Mücadele Ortak Görev Gücü’nün (JTTF) komutanlarından biri oldu. Ryan, “JTTF’de yer almak, deneyimimi ve bilgimi bir başka olayın yaşanmaması için paylaşmanın en önemli yolu” diyor.
GÜVENLİK YAPILANMASI
25. yıl dönümünde, New York’taki güvenlik güçleri, neredeyse tüm yerel, eyalet ve federal güvenlik ajanslarını kapsayan büyük bir terörle mücadele altyapısını yönetiyor. 11 Eylül’den çıkarılan derslerden biri olarak, istihbarat ve kaynak paylaşımını öncelik haline getirerek tehditleri mümkün olan en kısa sürede durdurmaya çalışıyorlar. İstihbarat paylaşımı, 11 Eylül sonrası terörle mücadele stratejilerinin en önemli anahtarı oldu ve bu sayede benzer büyük ölçekli saldırıların önüne geçildi.
YENİ TEHDİTLER
Amerika’daki güvenlik konusunda hala sorular mevcut. Güvenlik güçleri, dinamik ve hızla değişen bir tehdit tablosu ile karşı karşıya; bu durum, tek bir tehdidin olmadığını gösteriyor. İran ile savaş, 7 Ekim 2023’teki Hamas saldırısı sonrası artan antisemitizm, yalnız kurtlar ve radikalleşme gibi farklı tehdit kaynaklarına yönelik kaynaklar ve iş birlikleri tahsis ediliyor. 11 Eylül saldırılarının ardından havaalanlarında güvenlik protokollerinde köklü değişiklikler yapıldı; yeni federal yasalar, teröristlere yönelik daha sert ceza uygulamaları ve modern saldırı türlerini yansıtan sürekli prosedür güncellemeleri getirildi.
HAVAALANI GÜVENLİĞİ
Saldırılardan sonra havaalanı güvenliği önemli ölçüde sıkılaştırıldı. 11 Eylül’den sadece beş dakika sonra, Federal Havacılık İdaresi (FAA) tüm uçakların derhal iniş yapmasını emretti. İki gün içinde havaalanları yeniden açıldı fakat güvenlik politikaları daha katı hale getirildi. Yolcular sadece o gün uçuşu olanların güvenlik kontrol noktalarından geçmesine izin verilirken, bıçak ve kesici aletlerin taşınması yasaklandı. 11 Eylül öncesinde, FAA, 4 inç uzunluğunda bıçakların uçaklarda taşınmasına izin veriyordu.
TSA'NIN KURULUŞU
19 Kasım 2001’de Başkan George W. Bush, Uçuş ve Taşımacılık Güvenliği Yasası’nı imzalayarak Taşımacılık Güvenliği İdaresi’ni (TSA) kurdu. Artık havaalanı güvenliği, bireysel havayolları yerine federal hükümet tarafından yönetilecekti. TSA, 2002 yılının Nisan ayında Baltimore/Washington Uluslararası Havalimanı’nda yolcu taramalarına başladı.
TERÖR SALDIRILARI VE CEVAP
11 Eylül’den üç ay sonra, büyük bir terör saldırısı girişimi gerçekleşti. 22 Aralık 2001’de, “ayakkabı bombacısı” olarak bilinen Richard Reid, Paris’ten Miami’ye giden bir uçakta ayakkabısındaki bombayı ateşlemeye çalıştı. 2006 yılında, 10 uçağın aynı anda patlatılması planı, istihbarat ve güvenlik güçleri tarafından engellendi. 2008’de Umar Farouk Abdulmutallab, Detroit Havalimanı’na iniş sırasında iç çamaşırındaki bombayı patlatmaya çalıştı.
MODERN GÜVENLİK ÖNLEMLERİ
TSA, 2010’da tam vücut tarayıcılarını kullanmaya başladı. Bu makineler, geleneksel metal dedektörlerinin kaçırabileceği tehditleri tespit etmek için tasarlandı. Bugün, 20 milyondan fazla kişi aktif TSA Precheck üyesi olarak hızlı güvenlik taramalarından yararlanıyor.
DEVAM EDEN TEHDİTLER
Son aylarda, ISIS’e bağlılık yemin eden bir kadın, New York Eyalet Capitol Binası’nı patlatma planıyla gözaltına alındı. Terörizm, Amerikan şehirlerini etkileyen bir evrim sürecine girdi ve artık büyük komploların yanı sıra çevrimiçi radikalleşen bireysel aktörlerle de karşı karşıyayız. NYPD İstihbarat ve Terörle Mücadele Yardımcı Komiseri Rebecca Weiner, tehdit manzarasının 25 yıl öncesine göre çok farklı olduğunu belirtiyor.
YASAL DEĞİŞİKLİKLER
Kongre, 11 Eylül saldırılarının ardından Patriot Yasası’nı kabul ederek güvenlik güçlerine daha fazla gözetim yetkisi verdi. Eleştirmenler, bu yasaların sivil özgürlükleri ihlal edebileceğini savunarak reform taleplerinde bulundu. Ancak, federal savcılarla yapılan iş birliği, teröristleri adalet önüne çıkarmada büyük bir fark yarattı.
SONUÇ
Tüm bu çabalara rağmen, 11 Eylül tarzı bir saldırının gerçekleşme olasılığı hala belirsiz. Pachtman, “Böyle bir saldırıyı gerçekleştirmek isteyen kişiler olabilir ama bunu durdurmak bizim görevimiz” diye ekliyor. Tüm kaynaklarımız ve iş birliğimizle bunu önlemek için elimizden geleni yapacağız.