Cumhuriyet Halk Partisi Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, 22 Mart Dünya Su Günü vesilesiyle Türkiye’nin artan su krizine dikkat çekti. Rızvanoğlu, su kaynaklarının rant baskısı altında olduğunu ve iktidarın bu sorunu yönetemediğini belirtti. “Bugün 22 Mart Dünya Su Günü. Bugün Türkiye’nin susuz kalma riskini konuşacağız. Çünkü Türkiye su stresi yaşayan bir ülke. 14 Mart’ta yayımlanan ikinci Ulusal Su Planı da bunu açıkça ortaya koyuyor. Ama plan aynı zamanda iktidarın bu durumu yönetemediğini de gösteriyor. Türkiye’nin su gerçeği yıllardır belgelerle, şura kararlarıyla, planlarla ortaya konuluyor. 2019–2023 Ulusal Su Planı, Türkiye’nin gelecekte su sıkıntısı çeken bir ülke olabileceğini önceden haber vermişti. Yıl 2023 oldu. Su Yönetimi Özel İhtisas Raporu da Türkiye’nin sanıldığı gibi su zengini olmadığını belirtiyor. Rapora göre kişi başına düşen su miktarı bin 313 metreküp. İklim değişikliğiyle bu rakamın 2030’da 757’ye, 2100’de ise 632’ye düşmesi bekleniyor. Yani riskler ve çözümler yeni değil. Belgeler mevcut. Sorun biliniyor ama yönetilmiyor. Kuraklığın da etkisiyle bugünkü duruma gelindi” dedi.
SUYUN TARIMSAL KULLANIMI VE VERİMLİLİĞİ
Türkiye’de suyun yüzde 79’unun tarımda kullanıldığına dikkat çeken Rızvanoğlu, iktidarın suyu hala sadece ekonomik bir kaynak olarak gördüğünü ifade etti. Rızvanoğlu, “Ne diyorlar? Sulama verimliliğini yüzde 52’den 2030’a kadar yüzde 60’a çıkaracağız diyorlar. Yüzde sekizlik bu artış oranı yeterli mi? Nasıl yapacaksınız? Şu ana kadar neden yapmadınız? Bundan sonra hangi teşvikle, hangi yasal araçla yapacaksınız? Cevap yok. Daha temel bir yaklaşım sorunu var. Su hâlâ ekonomik bir kaynak gibi görülüyor. Oysa dünyada yaklaşım ekosistem ve hak temelli. Ama iktidarda bu anlayış yok. Çanakkale’nin tek içme suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın su toplama havzasında baraja 1,4 ve 4,5 kilometre mesafede maden projeleri planlanıyor. Uluslararası koruma statüsüne sahip Seyfe Gölü’nün su toplama havzasının yüzde 94’ü madencilik ruhsatlarıyla kaplanmış durumda. Devletin su yönetimi raporu açık: ‘Maden ruhsatı verilirken yeraltı sularına etkiler dikkate alınmalı.’ Peki uygulamada ne oluyor? Tam tersi yapılıyor. Yani sorun sadece tespit değil, tercih meselesi. Mesele, siyasi irade meselesi.”
SU KANUNLARI VE ACİL YASAL DÜZENLEMELER
Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaklaşımının net olduğunu vurgulayan Rızvanoğlu, Türkiye’nin zaman kaybedecek lüksü olmadığını kaydetti. Rızvanoğlu, “Suyu korumak için Su Kanunu ve Taşkın Kanunu derhal çıkarılmalıdır. Ama kanun taslakları kasalarda saklanamaz. Kapalı kapılar ardında hazırlanamaz. Bu kanunların özü; havza temelli, koruyan ve ekosistemi merkeze alan bir yönetim anlayışına dayanmalıdır. Buradan açıkça söylüyoruz: Türkiye’yi su fakiri bir ülke haline getirmeyeceğiz. Başka bir su yönetimi mümkün” dedi.