ABD’nin toplam federal borcu, Hazine Bakanlığı’nın verilerine göre Salı günü 40 trilyon dolara ulaşarak tüm zamanların rekor seviyesine yükseldi. Bu olumsuz dönüm noktasının Amerikalılar, işletmeler ve hükümet açısından yıllarca sürecek sonuçları olacak. Ülke uzun süredir ciddi bir borç yükü taşımasına rağmen, borcun son yıllarda giderek daha hızlı artması, faiz oranları ve borçlanmadaki yükselişle birlikte faiz ödemelerinin patlaması ve tüm bunların nispeten iyi ekonomik koşullarda yaşanması bütçe ve finans piyasası uzmanlarını daha da endişelendiriyor. Hazine Bakanlığı’nın federal borç verileri ise bir gün gecikmeli açıklanıyor.
BORCUN BÜYÜME HIZI ÜLKENİN GELECEĞİNİ TEHLİKEYE ATIYOR
Peter G. Peterson Vakfı CEO’su Michael Peterson, mevcut gidişatla altı yıl içinde borcun 50 trilyon dolara ulaşacağını, 10 yıldan kısa bir süre önce bu rakamın 20 trilyon dolar olduğunu söyledi. Peterson, “Gerçekten ekonomimizi ve ülkemizin geleceğini tehlikeye atıyoruz” dedi.
YAŞLANAN NÜFUS VE HARCAMA PAKETLERİ BORCU BÜYÜTÜYOR
Borç yükünün hızla artmasında birden fazla etken rol oynuyor. Bunların en önemlilerinden biri ülke nüfusunun yaşlanması. Her gün yaklaşık 10 bin Baby Boomer kuşağı mensubunun emekliye ayrılması ve yaşlıların daha uzun yaşaması, federal hükümetin Sosyal Güvenlik ve Medicare harcamalarının sürekli artmasına yol açıyor. Bu temel programlar, hızla çoğalan yararlanıcıları destekleyecek yeterli iş gücü bulunmadığı için mali açıdan daha da kırılgan bir zeminde duruyor.
Ayrıca son birkaç on yılda Kongre, vergi indirimi ve harcama artışı öngören çok sayıda paket geçirdi. Bunlar arasında Donald Trump döneminde yapılan 2017 tarihli Vergi Kesintileri ve İstihdam Yasası ile 2025 tarihli One Big Beautiful Bill Act ve yine Trump ile eski Başkan Joe Biden döneminde çıkarılan Kovid-19 pandemi yardım paketleri yer alıyor. Bu tedbirlerin zaman içinde federal borcu trilyonlarca dolar artırması bekleniyor.
REKOR SEVİYEYE BEKLENENDEN ERKEN ULAŞILDI
40 trilyon dolarlık eşik, birkaç yıl önce öngörülenden daha erken aşılmış oldu. Kongre Bütçe Ofisi, Mayıs 2023’te ABD’nin bu sınırı 2028 mali yılında geçeceğini tahmin etmişti. Hazine Bakanlığı verilerine göre ulusal borç son beş ayda 1 trilyon dolar arttı. Federal hükümetin harcamaları topladığı geliri aşmaya devam ediyor. 30 Eylül’de sona erecek mevcut mali yılın ilk 10 ayında hükümet 1,8 trilyon dolar açık verdi.
FAİZ ÖDEMELERİ ULUSAL SAVUNMADAN DAHA BÜYÜK
Artan borç ve yükselen faiz oranları, federal hükümetin ödemek zorunda olduğu faiz tutarını da patlattı. Uzun yıllar düşük faiz oranları hükümetin rahatça borçlanmasına imkan tanıdı. Ancak Merkez Bankası’nın pandemi dönemi enflasyonuyla mücadele için faiz artırmaya başlamasıyla bu dönem birkaç yıl önce sona erdi. Bu mali yıl faiz ödemelerinin 1 trilyon doları aşması bekleniyor; bu rekor seviye anlamına geliyor.
Sorumlu Federal Bütçe Komitesi Kıdemli Politika Direktörü Marc Goldwein’a göre faiz ödemeleri son beş yılda üç katından fazla arttı ve Sosyal Güvenlik’in ardından hükümetin ikinci büyük harcama kalemi olan Medicare ile başa baş duruma geldi. Böylece ABD, faiz ödemelerine ulusal savunmadan daha fazla, çocuk programlarına ayırdığı bütçenin ise yüzde 50 üzerinde kaynak ayırıyor. Goldwein, “Geçmiş borçlara hizmet etmek için geleceğe yatırım yaptığımızdan çok daha fazla harcıyoruz” dedi ve “Borcumuz daha fazla borç doğuruyor. Bu kısır bir döngü yaratıyor” ifadelerini kullandı.
TAHVİL PİYASALARINDA REKOR GETİRİLER
Artan ulusal borç, tahvil piyasası ve tüm ekonomideki borçlanma maliyetlerini belirleyen faiz oranları açısından da kritik önem taşıyor. Salı günü ABD’nin 30 yıllık Hazine tahvil getirisi 2007’den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. 10 yıllık getiri ise Trump’ın ikinci dönemindeki en yüksek seviyesine yakın işlem görüyor. Yatırımcıların enflasyon endişeleri, artan hükümet açıkları, kurumsal tahvil arzı ve Merkez Bankası’nın faiz yoluna ilişkin belirsizliği değerlendirmesiyle getiriler bu yıl yükseldi.
ABD borç çukuruna daha da derinleştikçe yatırımcılar hükümete borç verme riskine karşılık daha fazla tazminat talep ediyor. Tahvil getirilerindeki yükseliş mortgage kredilerini, otomobil kredilerini ve işletme kredilerini doğrudan etkiliyor. Daha yüksek getiriler finansal koşulların sıkılaşmasına yol açarak tüketicileri ve işletme yatırımlarını olumsuz etkiliyor. Aynı zamanda hükümetin borçlanma maliyetini artırarak artan ulusal borcun geri ödenmesini daha pahalı hale getiriyor.
Sorumlu Federal Bütçe Komitesi Başkanı Maya MacGuineas, “40 trilyon dolarlık borç yalnızca hükümetin hesaplarında durmuyor; ekonomi genelinde hissediliyor ve insanların cebine şu ya da bu şekilde yansıyor” dedi. MacGuineas, “Ne kadar çok borçlanırsak enflasyonu o kadar körükler, bütçedeki diğer öncelikleri dışlar ve yurt içindeki acil durumlara ve yurt dışındaki çalkantılara karşı kendimizi o kadar savunmasız bırakırız” ifadelerini kullandı.
MÜKEMMEL KREDİ NOTUNUN KAYBI SONRASI TAHLİL ALIMI HAMLESİ
Hazine Bakanlığı Çarşamba günü önümüzdeki aylarda uzun vadeli tahvil geri alımlarını artıracağını açıkladı. Analistler bu hamlenin, Trump yönetiminin yükselen getirilerin ödeme gücü ve borç geri ödeme kabiliyetine etkisi konusundaki endişesini yansıttığını belirtiyor. Bu ay başında düzenlenen 30 yıllık Hazine tahvili ihalesinde getiri 2001’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı; bu durum yatırımcıların ABD borcunu ellerinde tutmak için daha fazla tazminat talep ettiğini gösteriyor.
Eski Merkez Bankası Başkanı Jerome Powell ve diğer bazı yetkililer ABD’nin “sürdürülemez mali yol” izlediğini defalarca dile getirmesine rağmen, Kongre son yıllarda ülkenin dengesiz mali yapısını ele almak konusunda isteksiz davranıyor ve bu durum kredi notu indirimlerine yol açtı. Cumhuriyetçiler geçen yıl Kongre’de One Big Beautiful Bill Act kapsamında borç limitini 5 trilyon dolar artırdı. Uzmanlar bu sayede milletvekillerinin 2027’ye kadar borç tavanı sorunuyla uğraşmak zorunda kalmayacağını söylüyor.
2025’te Moody’s, ABD’nin borç notunu düşürerek ülkeyi son mükemmel kredi notundan mahrum bıraktı. Not indirimine rağmen, ABD borcu hâlâ mükemmel notun bir kademe altında ve Fransa ile Japonya gibi büyük ekonomilerin borçlarının önünde yer alıyor. Benzer sorunlar diğer ülkelerde de kendini gösteriyor. Birleşik Krallık, Fransa, Almanya ve Japonya’da hükümet tahvil getirileri, yatırımcıların harcama ve açık endişelerini fiyatlamasıyla çok yıllık zirvelere yakın seviyelerde işlem görüyor.