Birçok açıdan bakıldığında bu ateşkes zaten başından beri işlememişti, ancak ABD ve İran’ın son 48 saatte düzenlediği hava, drone ve füze saldırıları, gerilimi daha da tırmandırdı ve krizi yeniden alevlendirdi. ABD ile İran arasında Nisan ayında varılan kırılgan ateşkes ve Haziran ayında imzalanan Mutabakat Zaptı, kalıcı bir barışın temelini atmayı hedefliyordu; ancak her iki taraf da birbirini anlaşmaya uymamakla suçluyor ve tansiyon her geçen gün yükseliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın sabrı tükenmiş durumda ve özellikle NATO zirvesi sırasında İran’ın saldırılarına sinirlenen Trump, anlaşmayı “bitti” ilan ederek İran liderlerini “guguk kuşu” ve “zaman kaybı” olarak nitelendirdi.
ATEŞKES ÇÖKERKEN ABD VE İRAN KARŞILIKLI SALDIRILARI YOĞUNLAŞTIRIYOR
Şu anda ABD ordusu, çoğunlukla kıyı bölgelerindeki çok sayıda hedefi vururken, İran güçleri de Kuveyt ve Bahreyn’deki ABD üslerine füze ve drone göndermeye devam ediyor. Hürmüz Boğazı’ndaki durum da kritikliğini koruyor; uzmanlar, son saldırıların İran’ın dünyanın en önemli enerji hatlarından birinde deniz trafiğini tehdit etme kabiliyetini ortadan kaldırmayacağını belirtiyor. Bazı kesimler, tarafların saldırılarının savaşın başladığı döneme kıyasla daha sınırlı kalmasını barış süreci için bir umut olarak görse de, çoğu analist iyimser olmak için çok az neden olduğunu ifade ediyor.
İRAN DEVRİM MUHAFIZLARI VE HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAKİ HASSAS DENGE
Eski ABD Pasifik Komutanlığı Müşterek İstihbarat Merkezi Direktörü Carl Schuster, ateşkesin baştan şansının düşük olduğunu, çünkü anlaşmayı imzalayan İran hükümetinin İslam Devrim Muhafızları Ordusu üzerinde yetkisi bulunmadığını vurguluyor. Devrim Muhafızları, ülkenin füze cephaneliğini kontrol eden ve yalnızca dini lidere bağlı olan seçkin birlikler konumunda. Eski ABD Hava Kuvvetleri Albayı Cedric Leighton, bu hava harekâtının sınırlı kapsamı nedeniyle Devrim Muhafızları’nın teokratik rejimi koruma hedefini değiştirmeyeceğini belirtiyor. Dünya petrolünün barış zamanında yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı, İran’ın elindeki en güçlü koz olmaya devam ediyor ve analistlere göre bu dengeyi sağlayan da yine Devrim Muhafızları.
SON SALDIRI DALGASI VE HEDEFLER
Son çatışmalar, İran’ın Salı günü Umman karasularında üç ticari gemiye ateş açmasıyla tetiklendi. ABD’nin bu saldırılara yanıt olarak başlattığı yeni dalgada 80 İran hedefi vurulurken, yeniden yürürlüğe konulan petrol yaptırımları da eklendi. İran Devrim Muhafızları, Bahreyn ve Kuveyt’te 85 ABD askeri hedefini vurduklarını duyurdu. ABD gece saatlerinde başlattığı bir başka dalgada 90 hedefi daha imha ettiğini açıklarken, Bahreyn ve Kuveyt’te hava saldırısı sirenleri çaldı. Saldırıların büyük kısmı Hürmüz Boğazı kıyısındaki hava savunma sistemleri, radar tesisleri, gemisavar füze rampaları ve onlarca küçük tekneyi hedef aldı. Ancak uzmanlar, bu saldırıların savaşın ilk günlerindeki büyük ölçekli operasyonların bile başaramadığını şimdi başarmasının beklenmemesi gerektiğini söylüyor.
TARAFLAR İÇİN KARANLIK GELECEK VE ARTAN BASKILAR
Trump, İran’a yönelik tehditlerini sıklaştırırken, bir yandan da savaşın küresel ekonomiye verdiği zarar ve petrol fiyatlarındaki rekor artış nedeniyle yoğun baskı altında. Kendi partisinden Cumhuriyetçiler ve MAGA destekçileri arasında bile askeri harekâtlara yönelik tepkiler büyürken, Senato’nun ABD güçlerini çatışmalardan çekme yönündeki kararı, kısa süreli de olsa Trump’a bir uyarı niteliği taşıdı. Savaşın gölgesi, Kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçiler için büyük bir endişe kaynağı olmaya devam ediyor. Diğer tarafta İran, büyük kalabalıkların katıldığı eski Lider Ali Hamaney’in cenaze töreninde yükselen intikam çağrılarına rağmen ekonomik olarak zor durumda. Tahran yönetimi, ABD’yi askeri olarak alt edemeyeceğini bilse de Hürmüz Boğazı’nı kullanarak baskıyı artırmaya çalışıyor. Asıl soru, bu gerilimin düşürülüp düşürülemeyeceği yoksa yeniden topyekûn bir savaşa mı dönüşeceği.